• $8,4396
  • €10,0747
  • 492.239
  • 1392.91
18 Mayıs 2014 Pazar

Güney Koreli ile Konya’da kansere çare arayacak

FUNDA ÖZKAN
funda.ozkan@aksam.com.tr

İLKO İlaç, Güney Koreli biyoteknolojik ilaçta ar(aştırma)-ge(liştirme) firması Genexine ile birlikte Ankara Hacettepe’de ar-ge yapacak, Konya’da da üretim. Ortak şirketleri İLKOGEM’in farkı, Türkiye'de ilk defa biyoteknolojik ilaç üretecek olması. Nedir mi biyoteknolojik ilaç? 960 milyar dolarlık küresel ilaç pazarında şu an 200 milyar dolarlık payı olsa da 2020’de 500 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşacağı tahmin ediliyor. Rakamların dili soğuktur. Allah kimsenin başına vermesin ama kanser hastaları için de bugün kısıtlı ithalat yoluyla gelen biyoteknolojik ilaçların Türkiye’de üretilmesi demek. Sohbet konuğum İLKO İlaç Genel Müdürü Hatice Öncel:

Sizin fabrikanız Konya’da, Güney Koreli biyoteknoloji firması Genexine ile ortak kurduğunuz İLKOGEN de Konya’da mı yatırım yapacak?
Üretim tesisi Konya’da, ar-ge Hacettepe Teknokent’deki İLKO ARGEM’de. Ar-ge’nin bir kısmı da halen Güney Kore’de devam ediyor.

Güney Koreli firmayı Konya’ya nasıl ikna ettiniz? Sormadılar mı niye Konya, Konya neresi?
Sonuçta ilaç üretiminde Türkiye’de Konya pek ön planda olan bir il değil. İlaç üretimi dendiğinde Çerkezköy, Gebze, İstanbul çevresi akla gelir.

KONYA'NIN KURU HAVASI

Onlar için Türkiye çok iyi bir ortak. Biz de onlara Konya’yı anlattık. Lokasyon tespitinde nakliye, işgücüne baktığınızda zaten Konya çok avantajlı. Ulaşım olarak Anadolu’nun merkezinde, Türkiye’nin her tarafına ulaşabiliyorsunuz. Sanayi olarak çok iyi bir gelişim içinde. Bizim tesisimiz organize sanayi içinde, bir takım yatırımları yapmak daha kolay, regülasyonları oturmuş. İlaçta daha kalifiye bir iş gücüne ihtiyaç var ve Konya bunu çok güzel karşılıyor çünkü eğitimli bir iş gücü var. Enerji açısından her hangi bir sıkıntısı yok. Hatta önemli bir avantajı da kuru havaya sahip olması. İlaç üretiminde nem kontrolü gerekiyor, hem enerji maliyetleri yönünden avantaj hem de prosesimizi kolaylaştırıyor.

İSTANBUL ÇEVRESİNE BAKTIK AMA...

Bizim başlangıç noktamız da 'en rantabl yer Konya, orada olsun' diye olmadı. İlk yatırıma başlamadan önce biz de İLKO olarak eski alışkanlıkla, İstanbul çevresinde bir takım yerlere baktık. Ne var ki ileriye dönük hedeflerimize uygun bir araziyi bulamadık. Artık biliyorsunuz İstanbul doldu. Herkes ya Trakya tarafında ya da Gebze ve ilerisinde. Eczacıbaşı ilk önderlik yapmıştı, onların işi oturdu ama genel olarak iş gücünde de, kalifiye personelin oraya gitmesinde sıkıntı yaşandığını biliyoruz. Biz bunları düşünürken neden Konya olmasın dedik.

MEMLEKETİNE YATIRIM

Selçuklu Holding kurucusu Öncel ailesi Konyalı değil mi?
Konya'ya yatırımda yüzde 70 uygunluk varsa, yüzde 30 da Yönetim Kurulu Başkanımız İsmet Öncel’in baba toprağına yatırım yapma isteği ağır bastı. Yatırım anlamında da rantabl olduğunu görünce harekete geçtik. Kaldı ki ilaç gibi stratejik bir sanayi kolundan bahsediyoruz ve hepsi İstanbul çevresine yoğunlaşmış durumda. Bu ülke açısından doğru değil. Sanayinin tüm Anadolu’ya yayılmasını, bütün şehirlerimizde belli bir ilerleme seviyesine ulaşmasını istiyoruz, ilaç için bu biraz daha önemli o bakımdan bizimkinin öncü bir adım olduğunu düşünüyoruz. Bizim ölçeğimizde Anadolu’da başka yatırım yok. Eminim bizden sonra arkası gelecektir.

TARİHTEKİ İLK BİYOTEKNOLOJİK ÜRÜN: YOĞURT

Söyleşiye gelmeden önce biyoteknolojik ilaç nedir öğrenmeye çalıştım, bir dolu makale okudum. Canlı hücresine ait bir genin diğer bir canlı hücresine nakli diye öğrendim. ‘En eski biyoteknoloji ürünü yoğurt’tur cümlesiyle de kafamda netleştirdim. Bir de sizden dinleyelim. Nedir biyoteknoloji? Konvansiyonel ilaçtan farkı ne?
Biyoteknolojik ilaçta ise bir teknikten bahsediyoruz. İşin içine canlı hücresi giriyor. Yani kimyasal bir sentezden ziyade canlı hücresi söz konusu. Rekombinan DNA teknolojisi ile modifiye edip, farklı bir hücreye atlatıp, o hücrede protein, enzim, her hangi bir şeyi üretebiliyorsunuz. Bunlar çok büyük moleküllü ürünler. O yüzden karakterizasyonu, kontrolü tam olarak tanınması çok daha komplike bir çalışma. Ar-ge süreci daha uzun. Konvansiyonel ilaçlarla tedaci edemediğimiz hastalıklarda biyoteknolojik ilaçlar devreye giriyor. Dünyadaki geçmişi de 20-25 sene, işin başındayız hala. Bu ilaçlara yönelik regülasyonlar da son iki yıla dair.

BAŞLANGIÇ YATIRIMI 32.4 MİLYON DOLAR

Başlangıç olarak 32.4 milyon dolarlık yatırımdan söz ediyorsunuz, toplam yatırım nereye kadar gidecek?
Biyoteknojik ilaç üretimde, bugün anlaştık hemen yarın üretelim değil tabii ki konu. Araştırma ve geliştimede bir sürü riski var. Bir sürü ar-ge yapılacak. Misal, 10 tane ürün üzerinde çalışacaksak, belki bir, ikisi başarısız olacak. Başarılı oldukça devam edecek. Güney Koreli ortağımız ile başladığımız birkaç proje var, belli safhada olan. Bundan sonra ar-ge ve ruhsatlandırma safhaları beraber yürütülecek. Ankara Hacettepe’deki ar-ge merkezimizde de farklı ürünler ve kategorilerde çalışacağız. Ele aldığımız ürünlerin en az bir, ikisini belli bir noktaya getirme hedefindeyiz. Bu süreci tamamlamak için de pilot tesisimizi Konya’da, İLKO tesislerinde kurmuş olacağız.

ORTAĞI DEVLETİNDEN DESTEK ALDI

Ortağınız ile nasıl tanıştınız kim kimi seçti?
Biyoteknolojiyi gündemimize aldıktan sonra değişik ülkelerdeki endüstriyi inceledik. Güney Kore öne çıktı. Ortağımız Genexine ile ilk karşılaşmamız bir yıl önce ABD’deki fuardaydı. Güney Kore biyoteknolojiyi stratejik sektörlerden biri olarak ele almış, devletin çok yoğun desteği var. Desteklerin bir ayağında da yurtdışındaki firmalarla ortaklık var. Onlar için de biz, örtüşen bir ortak olduk çünkü onlar bir ar-ge firması ve Güney Kore’nin önde gelen firması. Onların da ilaç üretimini, pazarlamayı bilen bir ortağa ihtiyacı vardı. Bu firmanın bir farkı da daha yeni nesil ilaçlar üzerinde çalışıyor olması.

Güney Kore biyoteknoloji, yeşil enerji, IT (bilgi teknolojileri), nanoteknoloji, uzay çalışmalarını stratejik sektör olarak belirlemiş. Devlet büyük destekler veriyor. Ortağınız buyatırım karşılığında ne kadar destek aldı?
Rakamsal olarak bilmiyorum ama 2013 için böyle bir bütçe vardı, devletin desteğinden faydalandılar.

Siz biyoteknolojide yatırım yapmanız karşılığında Türkiye'de hen hangi bir devlet desteğinden faydalanabiliyor musunuz?
Türkiye’de şu anda öyle bir şey yok. Ancak ilerleyen safhalarda, 3-5 yıl sonra Avrupa Birliği destek fonları söz konusu olabilecek. Zaten Güney Koreli ortağımız için de Türkiye’nin bir avantajı da bu. Tabii ki bizim devletimiz de bu konuda çalışıyor. Biyoteknolojinin dünyadaki gidişatını hükümet de görmüş durumda ama henüz çok somut bir gelişme olmadı.

İTHALAT BUGÜNE KADAR KISITLIYDI

Güney Koreli ortağınız Genexine ile birlikte öncelikle hangi hastalıklara yönelik ilaç üreteceksiniz?
Önceliğimiz kanser ve kansere bağlı hastalıkların tedavisi. Biyoteknolojide jenerik tabiri yerine biyobenzer tabirini kullanıyoruz, biyobenzer ilaç da üretebiliriz. Biyoüstün dediğimiz, yeni nesil, yan etkisi daha az ilaç üreteceğiz.

Bu ülkede kanser en fazla ölüm nedeni, nasıl oluyor da kısıtlı ithalattan söz ediyoruz?
Serbest piyasa var elbette hepsi gelebilir ama sonuçta alım gücü ile de alakalı, üretici firmanın bu pazarı cazip görmemesiyle de alakalı. Devletin fiyat politikasının da etkisi var. Bir nesil öncesi ilaçlar piyasada.

BİYOFARMA'NIN SATIŞI İSTİSNAYDI

Selçuklu Grubu kolay şirket satıp, kolay yeni işe girebilen bir grup mu? Biyofarma’yı dünyanın en büyük finans gruplarından Citi’nin iştiraki CitiVentureCapital International ile PLS in life Science ortaklığına 200 milyon dolara satmasından sonra piyasada bu yorum yapılmıştı.
Katiyen hayır. Sonuçta aile sanayici, bugüne kadar al-satçı yapısı olmadı. Biyofarma’nın satışı o günün şartlarında söz konusu olmuştu, biraz küskünlük olmuştu. Kaldı ki, satış kararını aldığımızda da tekrar ilaç sektörüne girme şartıyla görüşmeye girmiştik. Dönüşümüzde de öncü adım attık, Hacettepe’de ar-ge merkezi kurduk. Standart jenerik ürünler yerine daha katma değerli, etkisi geliştirilmiş ürünler üzerine ar-ge faaliyeti yürütüyoruz. Ar-Ge ve üretim için 120 milyon liralık yatırım yaptık.

KEMOTERAPİ ETKİSİ ANINDA İZLENEBİLECEK

Konvansiyonel ilaç akut hastalık tedavisinde başarılı. Ne var ki kronik hastalıklarda insanları ömür boyu ilaca mahkum kılıyor. Mesela enfeksiyon gibi sorunlarda tedavi başarılı ama tansiyon hastası ömür boyu ilaca mahkum. Modern tıp, ilaç bağımlılığından bir gün kurtaracak mı?
Hatadan ziyade tıbbın da geldiği noktanın kısıtları var. 50 yıl önce ile şimdiki durum aynı değil. Ben de basit bir örnek vereyim, mide rahatsızlıklarında 70 yıl önce insanlar karbonat içiyordu ki midedeki asidi nötrolize etmek için. Midedeki asidi yok eden enzimi tıp buldu. Midedeki neden olan bakteriyi buldu, ona karşı ilaç geliştirdi. Şu andaki nokta da bu. Tedavi için önce sebebi ve etkenleri bulup, daha sonra ortadan kaldıracak veya olmasını engelleyecek metotları, ürünleri geliştirmek gerekiyor. Şu anda kemoterapide kullanılan ilaçların büyük çoğunluğu biyoteknolojik ilaçlar. Belki yakın zamanda kemoterapi ilaçlarının anında etkisi ölçülebilecek ve ona göre yol izlenecek.

<p>4 gündür Türkiye'nin farklı illerinde yaşanan orman  yangınlarına müdahaleler devam ederken son o

Yangın nedeniyle otelden tahliye edilen Songül Karlı korku dolu anları anlattı

İki deli bir araya geldi: Adana'da Balotelli izdihamı

Bakanı Kurum, Antalya'da incelemeler yaptı

İstanbul'da tramvay raydan çıktı