• $13,4784
  • €15,243
  • 797.064
  • 1910.29
27 Şubat 2013 Çarşamba

Başbakan bu sefer çevrecilerin sesini duysa

Önceki gün bu sütunlarda 'çevreciler her şeye karşı değil' diye yazmıştım. Meclis'in gündemindeki 'Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanun Tasarısı' kanunlaşırsa, 'doğayı korumaktan çok kullanmayı amaçlayan' yasal kılıf oluşacak.
Başbakan Erdoğan'ın 'kaba muhalifliğe' tepki gösteren bir mizacı var. Çevreciler, doğaseverler, 86 sivil toplum örgütünün yer aldığı Tabiat Kanunu İzleme Girişimi, bu kanun tasarısına neden karşı çıktıklarını da madde madde açıklıyor.
Diyorlar ki, "Ülkemizin elbette doğa koruma konusunda çerçeve bir kanuna ihtiyacı var."
Ne var ki, 2003 yılında Dünya Bankası fonu olan GEF destekli Biyolojik Çeşitlilik ve Doğal Kaynak Yönetimi Projesi sürecinde başlatılan kanun tasarısı 10 yılda dört kez değiştirildi.
2003'te temel hedef, 'biyolojik çeşitliliğin ve doğanın daha etkili korunması için kurumsal ve yasal çerçeve oluşturmak, doğa ve biyolojik çeşitliliğin dağınık halde bulunan mevzuatını tek bir yasa çerçevesinde toplamak, Türkiye'nin uluslararası süreçte taraf olduğu sözleşmeleri ve Avrupa Birliği uyum sürecinde yüklendiği taahhütleri daha etkili bir şekilde yerine getirmesini ve hayata geçirmesini sağlamak için gerekli yasal temeli oluşturmak'tı.
Bugünkü tasarıda ise 'içerik tamamen farklı.' Dahası sivil toplum örgütlerinin görüşleri de devre dışı bırakıldı.

Üstün kamu yararı mı?
Çevrecilerin savunusu şöyle:

Kanun tasarısı, madenler, kentleşme, enerji-HES gibi doğaya yönelik tehditleri ve çatışmaları giderebilecek içerikten yoksundur. 'Koruma' vurgusu çok zayıf ve yetersiz, 'kullanma'ya yönelik düzenlemeler ağırlıktadır.
'Doğal sit' statüsü ortadan kaldırılmaktadır. Oysa doğal sitler bugün Türkiye'de hâlâ bakir kalmış kıyılara sahip olabilmemizin nedenidir. 
Tasarının 8'inci maddesinde yer alan 'üstün kamu yararı' ifadesi son derece muğlâk ve suiistimale açıktır. Üstün kamu yararı adı altında doğal alanlara zarar verebilecek birçok yatırımın önü bu maddeyle açılmaktadır. Halk sağlığı ve milli güvenlik gibi kritik konular 'üstün kamu yararı' gerekçesi olarak kabul edilebilir. Ancak, 8. maddenin 4. bendinde "çevreye yarar" diye son derece muğlâk ve suiistimale açık bir ifade kullanılmıştır. Çevreye yarar ifadesine dayanarak madencilik, enerji, sanayi, tarım, turizm gibi doğa üzerinde etkiye sahip birçok yatırımın kolaylıkla gerçekleştirilebilmesi mümkün olacaktır.

<p>Ezgi Aşık soruyor, Meteoroloji Genel Müdürlüğü Hava Tahmin Uzmanı Cengiz Çelik yanıtlıyor</p><p><

İstanbul'da kar yağışı devam edecek mi?

Hurdalıktan alınan arabanın muhteşem değişimi

Sırları çözülemeyen birbirinden ilginç fotoğraflar! Gerçek oldukları iddia ediliyor

Kendisi küçük etkisi çok büyük! Kansere savaş açıyor