• $9,4557
  • €10,9853
  • 548.021
  • 1507.38
20 Ekim 2013 Pazar

3G ithaldi, 4G yerli olsun parası ülkemizde kalsın

Türkiye’nin hızlı büyüyen 18’inci şirketi. Son 7 yıldır büyüme oranı ortalama yüzde 25. Cirosu 2006’da 79 milyon dolardı, 2012 sonunda 307 milyon dolar. Futbolseverler duymuştur, Futbol Federasyonu, e-stadyum projesini yürütüyor. 2014 ortasından itibaren 28 stadyumda artık kapıda, maçın keyfini kaçıranları, stadyumun düzenini bozanları gözünden tanıyacak bir sistem olacak. Sistemi kuranlardan biri Netaş. Kimileri internet sitelerinde hala eski Netaş telefonlarını yad ediyor. Oysa Netaş donanımı bırakıp, yazılıma yöneleli çok oldu. Kurtköy’deki yeni ar-ge üssüyle ‘küresel bir teknoloji markası olma’ hedefine koşuyor. Bu hafta konuğum Netaş CEO’su Müjdat Altay. 


TELEFONUN, TABLETİN İÇİNDEYİZ

- Telefon üretseydiniz daha mı iyi olurdu? 
Telefon markası olmak için 10 milyon üretmeniz, 10 milyon da satmanız gerekiyor. Üç ayda bir ürün değiştiremezseniz, telefon markası olmak kolay değil. Netaş olarak telefonun içine yazılım sokan marka olacağız. Bugün gram olarak en çok katma değeri sağlayan yazılım. Tablet içine yazılım sokuyoruz. Ekibimizin büyük kısmı tablet üzerine çalışıyor, inovatif ve multimedya yazılımlar yapıyor. Veri üzerinden ses iletişimi ve çoğul ortam uygulamalarında dünyada ilk 10 içindeyiz. Dünyada 168 operatöre hizmet veren Amerikalı Genband’a çalışıyoruz. Firmanın yüzde 90 yazılımını biz yapıyoruz. 

2014 YILINDA DÜNYA PAZARINDAYIZ

- Cep telefonunun içine de girecek misiniz? 

Cebin içine de, tabletin içine de girdik zaten. Yazılımlarımız var, 2014’te de dünya pazarına çıkacağız. Yazılımdan bahsettik ama donanımda da önemli yatırımımız var. Hava, deniz, kara ve jandarma kuvvetlerine iletişim sistemleri yaptık. Bölgede de sayısal veri işleme konusunda lideriz, en derin ar-ge’ye sahibiz. Bu derinlik bize 4G teknolojisine girme kapısını açtı. 3G lisansları verildiğinde arkadaşlarımı topladım. ‘Hep beraber düşünelim, bir takım ürünler yapalım’ dedim. Bir arkadaşımız dedi ki, ‘Biz niye yapılmışı yapıyoruz, yapılmamışı yapalım.’ Peki, ne yapacağız? 4G’yi yapalım dedi. 

GERÇEK HIZA 4G LTE'YLE  KAVUŞURUZ
4G’yi nasıl yapacağımızı tartıştık ve çok mutluyum ki, 2.5-3 sene içinde 4G’nin ilk prototipini yaptık. Geçen sene bu zamanlarda sayın bakanlarımıza gösterdik. Onların da çok büyük desteğiyle ‘ULAK’ projesi başladı. ULAK, Türkiye’nin 4G projesidir. Aselsan, Argela ve Netaş olarak ULAK projesinde 4G baz istasyonu yapacağız. İnanıyoruz ki, 4G lisansları verileceği zaman Türk malı bir 4G hazır olacak. 4G’yi yaptık şimdi 4G LTE’yi hazırlıyoruz. 3G’de milyarlarca dolar dışarı gitti. 4G’de  para dışarı gitmesin. 

- Biz şu an cep telefonlarında 3G’yi kullanıyoruz, ama dünyada kimi ülkeler 4G’yi kullanıyor, değil mi? 
4G ama 4G-LTE değil. Dünyanın gitmek istediği yerin üzerine çalışıyoruz. Şu an Türkiye’deki hız, dünyadaki en yüksek hızlardan biri. 3G’ye Türkiye çok doğru zamanda girdi ve en son teknolojileri aldı. 4G-LTE ile gerçek hıza kavuşacağız. 

YENİ MERKEZ UZAY ÜSSÜNE BENZİYOR

- İstanbul Kurtköy’deki yeni genel müdürlük binası ve ar-ge üssünün resmi açılışını, 20 Eylül’de Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım yaptı. Ar-ge üssünüz nasıl bir yer, uzay üssü gibi mi? 
Tesisimize gelen kişinin ilk gördüğü şeffaflık. Odalarımız şeffaftır, masaların arasındaki bariyerler makul seviyede. İnsanların rahat iletişim kuracakları ortam sağladık. Yaptığımız, dünyaya paralel olarak yazılım ar-ge’si. O yazılımların yazıldığı büyük santraller, o santrallerin bulunduğu teknoloji odaları, veri merkezleri, server dediğimiz cihazlar, 4G’yi tasarladığımız laboratuvarlar, savunma iletişim sistemlerini tasarladığımız laboratuvarlar. 

40 YILLIK ‘AR-GE’CİYİZ

Ar-ge’miz 40’ıncı yılında. 5-6 kişiyle başlayıp, 700 kişiye kadar büyüdü. Kurtköy’deki yeni üssümüze geçerken, inovasyona önem verdik. Ar-ge kolektif bir yapıdır. Ar-ge’cilerin çok sıkı ilişkiye girmesi, daha esnek çalışma ortamlarında, daha şeffaf ortamlarda olması gerekiyor. 1800’ler icat dönemi. Bir kişinin bir şeyi icat ettiği, daha kişisel, laboratuvarlarda, uzak bir ortamda. Daha sonra kolektif çalışmaya ar-ge’ye döndü. 

SON 10 YILDIR TEŞVİK ÇOK GÜZEL, EN AZ 10 YIL DAHA SÜRSÜN

- Türkiye’nin katma değeri yüksek ihracata yönelebilmesi için bir örnek verilir. Biz bir TIR konfeksiyon gönderiyoruz. Aynı tutara, İsrail gömlek cebinde taşıyan bir çip ihraç ediyor. Türkiye ileri teknoloji ürünlerinin ağırlıkta olduğu ihracat dönemine geçebilecek mi? 
Geçer. Daha önceleri ar-ge’ye istikrarlı bir teşvik verilmemişti. Ar-ge bir fidan gibidir, üç gün su verip, beş gün vermezseniz, o fidan büyümez. Ar-ge’ye devamlı destek vermeniz lazım. Ar-ge’ciye de önümüzdeki yıllarda da destek vereceğinizi hissettirmeniz gerekir. Diyelim ki, siz altyapı yatırımı yapıyorsanız, desteği yaptığınız gün alırsınız. Ar-ge yatırımında ise 10 sene onun dönüşünü almak zorundasınız. O yüzden Türkiye’de ar-ge hâlâ kuşkuyla büyüyor. Son 10 senedir verilen teşvik sistemini çok beğeniyorum ve bu destekler 10 sene daha sürerse sizin dediğinize Türkiye gelir. Bunun için sürekli olması ve dünyadaki teşviklere göre eksiklerini tamamlaması gerekir. 

TEYPLER METREYLE ÖLÇÜLDÜ

- Son 10 yılda toplam 400 milyon dolarlık yazılım ihracatı yaptığınızı açıklamıştınız. Bu ihracat rakamı çok az değil mi? 
Türkiye için çok büyük, dünya açısından çok küçük bir rakam. Son 6 yılda yazılım ihracatında üç tane birinciliğimiz, üç de ikinciliğimiz var. Tabii ki üzülünecek bir rakam. Ancak 400 milyon dolar, başka sektördeki ithalata dayalı ihracatın 4 milyar dolarına eş değer. Bizim yaptığımız işin ithalatı yok, sadece ihraç ediyoruz. Kaldı ki 2003-2004’te biz yazılımın ihracat kalemi olup olmayacağını tartışıyorduk. Yazılım ar-ge kavramı yoktu, Netaş getirdi. 1990’lı yıllarda yazılımda ilk ihracatı da Netaş yapmıştı. O zamanlar yazılım ihraç ederken, gümrükler bile anlamamıştı, teypleri metre metre sayıyorlardı. İçindeki bilgiyi nasıl ölçeceklerini bilmiyorlardı. 

ESKİDEN KRAVAT VARDI ŞİMDİ JEAN VE TİŞÖRT

- ABD’de Silikon Vadisi’ndeki gibi sizler de şıpıdık terlik, şort, tişörtle işe gidiyor musunuz yoksa takım elbise giymek mi zorunlu? 
Hep arkadaşlarıma söylediğim şey şu: Diğer arkadaşlarınızın konforunu bozmayacak kıyafetlerle işe gelin. Yani onlar kendi kendilerini regüle ediyorlar. Yazın belki birkaç kişi parmak arası terlikle geliyor ama zaten şıpıdık terlik Türkiye’nin kültürüne uygun değil. Bir ara baylar şortla gelmek istediler. Tamam, gene de dikkat edin dedik. Tek kıstasım var, birbirimize saygımızla giyinmeliyiz. Yönetime saygıdan dolayı değil. 

- Kravat zorunluluğu ne zaman bitti? 
Netaş’ta ar-ge’ye başladığım 1981’de hepimiz kravatla işe gidip geliyorduk. 90’lı yıllara kadar devam etti. Ki o zaman kravat takılmadığı zaman tepki alınıyordu. Hatta 1989’da yabancı bir genel müdürümüz kravatsız bir arkadaşla bunun tartışmasını da yapmıştı. 1991-92’den sonra önce kravatlar atıldı, sonra jean ile işe gelmeler başladı, sonra ceketler atıldı. Derken bugünkü tişört-jean ile rengarenk, çiçek bahçesi görünümünü veren pırıl pırıl arkadaşlarımızın olduğu çalışma ortamı doğdu. 

İSTANBUL'DA TAM ESNEK ZAMANLI ÇALIŞILMAZ

- Esnek çalışma sistemi var mı? Ar-ge çalışanlarınız üretmeseler bile 9-5 masalarında olmak zorundalar mı? 
Ar-ge’deki arkadaşlarımızın proje yükümlülükleri var ve belli zamanda bitirmeleri lazım. Çalışmalarını esnek zamanlı yürütüyorlar. İstanbul trafiğinden dolayı dünyanın diğer yerlerinde olduğu gibi metro ile gelmek veya çok rahat ulaşmak mümkün olmadığından sabah-akşam servislerimiz var. O servisler nedeniyle belli bir çalış
ma zamanı uygulamamız var. Sonuçta Kurtköy’de çalışıyorlar. Ancak arkadaşlarımız isyan ettiler, servislerin iyileştirilmesini istediler. Daha esnek çalışabilmeleri için ek servisler koyduk. 1978-79’da TÜBİTAK’ta çalışıyordum, Gebze’de en büyük derdimiz mesaiye kalamamaktı. Canımız sıkılırdı, çünkü ar-ge’cinin ne zaman inovasyon yapacağı, belli olmaz. Kart sistemi var, ne kadar çalıştıkları belli oluyor ama biz zaten o sisteme çok bakmıyoruz. 

YÜKSEK IQ’LU AMA... 

- Ar-ge’cilerin hepsi IQ’su çok yüksek insanlar mı? 
Netaş çalışanlarının hepsinin IQ’su yüksek. Ar-ge’cinin özelliği tabii ki IQ ama daha da önemlisi sebatla çalışmak. Ar-ge çok zahmetli bir iştir, devamlı çalışmak isteyen, ulvi bir meslek. Çünkü sonuçta bir şey yaratıyorsunuz. Yarattığınız şey yıllar yılı sizinle kalıyor. Ben 90’lı yılların başında kırsal santraller için sahadayken, derdim ki her 10 saniyede bir benim modülüm milyonlarca kişi tarafından ziyaret ediliyor. 

 

<p>Yere yatırıp yumrukladılar. Polis  şiddetinin görüntüleri çevredekiler tarafından kaydedildi. Sos

Polis şiddeti tepki çekti

WhatsApp 1 Kasım'dan itibaren bu telefonlarda desteklenmeyecek

Mersin Uluslararası Limanı'nda 60 kilo 950 gram kokain ele geçirildi

Hayvancılıktan sağladıkları gelirle 35 ülke gezdiler