• $8,4396
  • €10,0747
  • 492.239
  • 1392.91
8 Ağustos 2013 Perşembe

Ters yüz edilen bir yazı!

Fikri Akyüz
Fikri Akyüz
YAZARIN SAYFASI

Satırlarıma başlamadan önce Ramazan Bayramınızı tebrik ediyor; büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öpüyorum. Akranlarımın ise ellerini sıkıyorum! 
(Bayram günü yayımlanan köşe yazılarında bayram kutlaması hep yazının sonunda yer alır. Ben bugün olayı “ters yüz” ettim. Zira bayramda biriyle muhabbete başladıktan sonra değil muhabbetten önce bayram kutlaması yapılır!) 
Diyerek bayram günü, ağır meselelerden uzak bir yazıya geçiyorum: 
Bilenler bilir; 1924 Anayasası’nın diline, dil devrimi olmasına rağmen Atatürk dokunmamıştı. 1945’te İsmet İnönü döneminde sadeleştirildi. 1950’de iktidara gelen Adnan Menderes hükümeti tekrar değiştirdi, eski dile döndü. 
Aslında her iki düzenleme de gerçek Türkçenin egemen olduğu bir düzenleme değildi. Her ikisi de birer ucu temsil ediyordu. Umuyorum ki yeni anayasa metni bu anlamda akıcı ve anlaşılır bir dille kaleme alınır. 
Şimdi 1924 Anayasası’nda 1945’te yapılan dil değişikliğinden birkaç maddeye yer vereceğim. (Dikkati çeken kelimelerin üstünü boldladım.) 
MADDE 27: Bir milletvekilinin vatan hayınlığı ve milletvekilliği sırasında yiyicilik suçlarından biriyle sanık olduğuna Türkiye Büyük Millet Meclisi Kamutayı... 
MADDE34- Cumhurbaşkanlığı boş kaldığında Meclis toplanıksa cumhurbaşkanını hemen seçer. 
MADDE 38- Türkiye’nin şanını, şerefini koruyup yükseltmek, üstüme aldığım görevin isterlerini yerine getirmek için olanca varlığımla çalışmaktan asla ayrılmayacağım. 
MADDE 41: Cumhurbaşkanının özlük işlerinden dolayı sorumlanması gerekirse... 
Madde 42- Cumhurbaşkanı, Büyük Millet Meclisi tarafından sanıklanarak hüküm giyen bakanlar hakkında bu yetkiyi kullanamaz. 
MADDE 51: İmtiyaz sözleşme ve şartlaşmaları üzerine düşününü bildirmek. 
MADDE 54:  Mahkemelerin kararlarını Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Bakanlar Kurulu hiçbir türlü değiştiremezler, başkalayamazlar
MADDE 59- Herkes mahkeme önünde haklarını korumak için gerekli gördüğü yasalı araçları kullanmakta serbesttir. 
MADDE 102: Bu kanunun, Devlet şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki birinci maddesinde değişiklik ve başkalama yapılması hiçbir türlü teklif dahi edilemez. 
Evet 1945’te İnönü’nün getirdiği dil değişikliği böyle… Adnan Menderes geldikten sonra düzelteyim derken iyice geriye gitti… Bir örnek verelim: 
MADDE 103: “Muvazenei Umumiye Kanunu müteallik olduğu senei maliyenin duhulünde mevkii icraya konulabilmek için layihası ve merbutu bütçeler ve cetveller nihayet Teşrinisani iptidasında Meclis’e takdim olunur.” 
Ben hukukçuyum, anladım da herkes hukukçu mu? Dili bu kadar “başkalamak” ayıp değil midir?  
O yüzden yeni anayasa çalışması için bugünlerde “toplanık” bulunan komisyon üyeleri bu hususa “duhul eylemelidir”. 
Aksi halde bu dil bir hakaret sebebidir ve adamı “sanıklatır”! 

SERBEST ÇAĞRIŞIM

Bazı sözcükler bende bazı kelimeleri hatırlatır. 
Örneğin “bayram” deyince aklıma “çocuk” gelir. Çocuk deyince aklıma bakınız ne gelir? 
Çocuk > Bebek > Etiler > Etibank > Bank > Park > Gezi > Alabora > Gemi > Karadeniz > Yeşil > Susurluk > Bandırma > Vapur > Samsun > İlkadım > Bebek  (Başa döndük yine, değiştiriyorum!) İlkadım > Samsun > Çarşamba > Fatih > Fetih > Gönül > Akkor > Ampul > Parti > Fırka > Fıkra > Temel > Bina > Zina > Sadakat > Sakatat > İnek > But > And > Yemin > Yemen > Türkü > Müdür Bey’in yeşil kürkü (Nereden çıktı bu türkü?!) > Gocuk > Deniz Gezmiş > 6. Filo > 1. Sülo > Çankaya > Köşk > Kiosk > Gazete > Paper > Biber > Acı > Urfa > Dumanlı Dağlar > Ekrem > Zaman > Time > İlan > Andrew Mango > İndirim > Çarşı > Beşik > Tabut > Son > Editörümün uyarısı..! 

 

<p> </p>

Ormanları yakmanın cezası ne?

Fransa'da 400 evsiz Vosges Meydanı'nda çadır kurdu

Nizip sabunu yurt içi ve dışından yoğun ilgi görüyor

Milas'taki yangında zarar gören 80 hektarlık ormanlık alan havadan görüntülendi