• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
9 Eylül 2013 Pazartesi

Ders kitabındaki üç ilginç paragraf

Abdülbaki Gölpınarlı’yı duymuşsunuzdur. 40’lı ve 50’li yıllarda Türkiye’de Mevlana’nın, Yunus Emre’nin, Hacı Bektaş-ı Veli’nin, Şeyh Bedrettin’in, Fuzuli’nin, Hayyam’ın geniş kitlelerce tanınmasında çok ciddi çalışmaları olmuştur. 
Aynı Gölpınarlı, aynı zamanda Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde ilköğretim okullarında okutulan Din, Tarih ve Yurt Bilgisi gibi derslerle ilgili kitapların da müellifidir. 
Şimdi size Maarif Vekaleti’nin 1927-1928 döneminden başlamak üzere beş yıl boyunca 5. sınıflara zorunlu kıldığı “Yurt Bilgisi” kitabından bazı pasajlar aktaracağım. Kitabın yazarı Muallim Abdulbaki... (Doğaldır ki soyadı kanunu çıkmadığından Gölpınarlı soyadı kitapta yer almıyor...) 
Sayfa 24: “İstanbul, İzmir nasıl vatanımızsa Diyarbakır, Van, Bitlis de vatanımızdır. Çünkü oralarda da Türkler yaşamaktadır ve oralarda da Türkçe konuşulmaktadır.” 
Sayfa 102: “İçki, düşmanımız Yunan kadar tehlikelidir. Yunan’dan da içkiden de nefret edin... Size içki teklif eden olursa onlarla konuşmayın...” 
Sayfa 127: “Çocuklar cirit, pehlivanlık, izcilik bize atalarımızdan kalan yadigârlardır. İhmal etmeyin. On sekiz yaşına kadar katiyen ayakla oyun oynamayın. Futbol, çocukları sıska ve çarpık bacaklı yapar; kasıklarını çatlatır..” 
Evet Gölpınarlı böyle yazmış; Maarif de marifetmiş gibi bu kitabı zorunlu kılmış. Yıl 1927... Bu arada Kenan Evren 1917 doğumlu... Demek ki bu kitaptan sınava girmiş. 
Eh, bu eğitimi alan bir çocuk yetişkinliğinde ne yapar? Şunu yapar: 
Sf 24’ü dikkate alarak Kürtçeyi yasaklar. 
Sf 102’deki ülkeyi küçük gördüğü için Yunanistan  AB’ye girer 
Sf 127’ye itibar ederek Ankaragücü’nü yönetmelikle 1. Lig’e çıkarır. 
Ve bunların üçü de 1981’de olur! 

Ve vekil... Ve vekil... Ve vekil... 

Geçen gün, Metin Toker’in imtiyaz sahibi olduğu, Cüneyt Arcayürek’in genel yayın müdürlüğünü yaptığı Akis dergisinin 11 Aralık 1954 tarihine ait bir nüshası elime geçti. 
İşte bu nüshada bir haber dikkatimi çekti: Haberi önce özetleyeyim... Dünya gazetesinin sahibi Falih Rıfkı Atay’dır. Köşe yazarlarından biri de Bedii Faik’tir... 
İktidarda Adnan Menderes hükümeti vardır. Basından sorumlu bakan da (O dönemde vekil deniliyor) Mükerrem Sarol’dur... 
Mükerrem Sarol’un yolsuzluk yaptığını içeren bir iddiayı köşesine taşıyan Bedii Faik hapse atılmıştır. Falih Rıfkı Atay bunun üzerine Mükerrem Sarol’un avukatı Burhan Apaydın’a bir mektup yazar. Bu mektubun tamamını radyoda okur... 
Şimdi bu mektuptan birkaç satır aktarıyorum: 
“Sayın Burhan Apaydın, arkadaşım Bedii Faik hapse atıldı. Sıhhi durumunu biliyorsunuz. Bir hekim olan Mükerrem Sarol’un bu durumda genç bir fikir adamını tevkifhanede tutmak istemeyeceğini pek iyi takdir ederim. Bedii Faik, Devlet Bakanı Sayın Mükerrem Sarol hakkında yazdığı yazıyı tam tetkik edemeden yazısına konu etmiştir. Amacı Sayın Bakanımızı rencide etmek değildir. İyi tetkik edememesinden sadır olmuştur. Dedikodulardan müteşekkil bir haberi yazısına konu ettiği için Sayın Devlet Bakanımız Mükerrem Sarol’dan özür diliyorum.” 
Evet Falih Rıfkı’nın mektubundan şunu anlıyoruz: 
BİR: Devletin radyosunda, ki o radyo Mükerrem Sarol’un bakanlığına bağlıdır, Bakan’dan özür diliyor. 
İKİ: Özrü, Bakan’a hitaben değil, Bakan’ın avukatına hitaben yazıyor. 
ÜÇ: Ama Bedii Faik’i kurtarmak isterken onu “dedikoduyu kaleme alan yazar” olarak nitelendiriyor. 
DÖRT: “Sayın” diye başladığına göre demek ki “sayın” sözcüğü 1954’te de kullanılıyor. Oysa bu sözcüğün isim babasının Bülent Ecevit olduğu söylenirdi. 
BEŞ: Demek ki o dönemde asillerin gönderdiği vekillerin çıkardığı bir “Vekil”den yani Bakan’dan özür dilenmek istendiğinde, vekillerin vekilinin vekilinden özür dileniyormuş. 

 

<p>Haber: Ayşe Gültekin </p><p>'İSTANBUL BİR OKULSA BEYOĞLU BUNUN MERKEZİ' </p><p>Beyo

Kültür ve sanatın kalbi Beyoğlu

UNESCO'nun geçici listesindeki Yesemek'te 15 heykel gün yüzüne çıkarıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Siirt'te toplu açılış törenine katıldı

Ürdün'ün Salt kentindeki müze dünyanın en küçük Kuran-ı Kerim'ine ev sahipliği yapıyor