• $8,3213
  • €10,1163
  • 498.904
  • 1454.25
04 Haziran 2013 Salı

Kriz yönetimi

BRÜKSEL

Türk Dil Kurumu krizi, “Bir ülkede veya ülkeler arasında, toplumun veya bir kuruluşun yaşamında görülen güç dönem, bunalım, buhran” olarak tanımlıyor. Yine Türk Dil Kurumu’na göre kriz yönetimi, “Bir ülkenin karşılaştığı ulusal, uluslararası herhangi bir sorun veya doğal afet durumunda sorunun en az zararla atlatılabilmesi için gerekli kararların alınması işi”dir. 
Türk devletinin resmi organlarına, valiliklerin yönetmeliğine göre kriz yönetimi, “krizi yaratan olayların önlenmesi, ortadan kaldırılmasını veya ülke menfaatleri doğrultusunda en az zararla atlatılmasını sağlamak amacıyla gereken hazırlık ve faaliyetlerin yönlendirilmesidir.” 
Kriz, sözcük anlamıyla müdahale edilmesi gereken istikrarsız durumdur. Kriz hali şartları süresince uygulanan, durumu normale döndürmeyi amaçlayan geçici bir yönetim biçimini ifade eder. Kriz hali, sürekliliğinin olmaması, belirli bir zamanla sınırlı bulunması, krizi gerektiren olay ve nedenler kalktığında bitmesidir. 
Sorunsuz bir ortamda, birçok kural ve yönetmelik, ortalama zekâya ve yeteneğe sahip bir kişi tarafından başarıyla uygulanabilir. Kişilerdeki yöneticilik becerisine en çok kriz anlarında gereksinim duyulur. Kriz anlarında bazı klasik yöneticilik kuralları ve kuramları işlevini yitirir veya bir süre için bir kenara bırakılmaları veya değiştirilmeleri gerekir. Kriz zamanları, yöneticilerin en çok arandığı zamanlardır. Yöneticilerin bu zamanlarda sergileyecekleri yönetsel beceriler, kurumu zor durumdan kurtarır ve krizin yarattığı paniği gidererek kriz durumunun bir an önce giderilmesine yardımcı olur. 

“SORUMLU KİM?” 
Birçok yönetici, kriz patlak verdiğinde, “sorumlu kim” sorusuna cevap almaya çalışır. Böyle zamanlarda suçlu aranması zaman kaybına yol açtığı gibi, kriz sonrasında huzursuzluklar da yaratır. 
Türkiye 5 gün boyunca başta İstanbul olmak üzere birçok kentte sokaklara döküldü. Ne yerel yönetim, ne güvenlik güçleri ne de hükümet bunun bir “kriz” olduğunu gördü. Durum “kriz” olarak algılanmadığı için “kriz yönetimi” de uygulanamadı. 
İçişleri Bakanı Muammer Güler, 5 günün sonunda yaptığı ilk açıklamada Türkiye genelinde 48 kentte gösterilerin yapıldığını, bu gösteriler esnasında 939 kişinin gözaltına alındığını ve 26 polis ile 53 vatandaşın yaralandığını söyledi. Bakan’ın açıkladığı bu rakamları bile sıradan algıladık. 
Taksim Gezi Parkı’nda başlayan ve aralıksız, gece gündüz 5 gün süren olaylarda yine başarılı bir “kriz yönetimi” uygulayamadık. 
Avrupa’ya öykünen Ortadoğulu olmamızdan kaynaklanan bir durum söz konusu kriz ortamlarında bizler için. 
Belçika’da 2010 yılında yapılan genel seçimlerden sonra 540 gün boyunca hükümet kurulamadı. Hollandaca konuşan Flaman ve Fransızca konuşan Valon bölgelerindeki 6 partiden oluşan hükümet görüşmeleri yaklaşık 2 yıl sürdü. Ama ülke hiçbir zaman “kriz” ortamına girmedi. Uzlaşı kültürünün en üst düzeyde olduğu Belçika’da, her kriz döneminde çok başarılı “kriz yönetimi” uygulanır. 
Bu nedenle birçok çok uluslu şirketin başında ve uluslararası kurumların üst düzey yöneticisi olarak Belçikalılara görev verilir. Avrupa Birliği’nin ilk Başkanı Herman Van Rompuy’un Belçikalı olması tesadüf değil.

<p>Piyasalar haftaya nasıl başladı? Altın fiyatları neden  yükselişte? Kademeli  normalleşmenin ekon

Kademeli normalleşmenin ekonomiye etkisi nasıl olacak?

Yer siyah, gök beyaz; şampiyon Beşiktaş!

Filistinlilerin evleri yerle bir oldu

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı