• $8,2954
  • €10,117
  • 489.28
  • 1444.87
01 Eylül 2016 Perşembe

Sapık ve devletteki müritleri

Emin Pazarcı
Emin Pazarcı
YAZARIN SAYFASI

Pehlivan tefrikası misali peş peşe yayımlanıyor. Bir gün Yaratan’a karşı çıkıyor. Bir başka gün haşa Peygamber’e “Sen kimsin” anlamına gelecek sözler söylüyor. Kendine göre bir din anlayışı ortaya koyuyor.
En son izlediğim kasetinde ise, karşısına dizilenlere hikâye anlatıyor…
Kendisinin kontrolünde bulunan Fatih Koleji’nin koridorlarında Peygamber’in dolaştığından bahsediyor. Bunun “yüzlerce şahidinin bulunduğu” ifadesini kullanıyor:
-Bunu görüp anlatanlar, yalan söylemeyecek gençler.
Sahtekâr yalancı!
Anlattıkları vahim ötesi, bunları söylerken takındığı tavır dengesiz, yüzünde de nurun “n”sinden eser bulunmuyor.
Buna rağmen peşine takılıp gidenlerin haddi hesabı yok. Üstelik yakınında olup, bütün bu söylediklerini bizzat dinlemelerine rağmen!
Çemberin dışındaki insanlar mazur görülebilir. Fetullah Gülen’i uzaktan bir “din adamı” olarak kabul etmeleri anlayışla karşılanabilir. Onlara söyleyecek tek bir sözüm yok.
Ama ya yakınındakiler? Bu adamı tanıyıp, söylediklerini kulaklarıyla duymalarına rağmen, O’na biat edenler?
Onları hiçbir şekilde anlayışla karşılamak mümkün değil. Elle tutulacak hiçbir tarafları yok. İşledikleri suçlar bir yana, toplumun sağlığı açısından da üzerlerine şiddetle gitmek gerekiyor. İradelerini bu adama teslim ettiklerine göre, onlar da Gülen kadar sapıklar.
-
Yakalanıp içeri atılanları biliyorsunuz…
Bir de dışarıda gezmelerine rağmen, haklarında soruşturma yürütülenler var. Yakında hiç ihtimal vermediğiniz birtakım isimler de kervana katılırlarsa şaşırmayın.
Geçtiğimiz gün, FETÖ soruşturmasını yürüten üst düzey bir Cumhuriyet Savcımızı ziyaret ettim. “Kolayladınız mı?” dedim…
“Ne kolaylaması” cevabını verdi:
-Daha başlamadık bile!
Ardından ekledi:
-Bu iş daha çok uzun sürer.
Çünkü yazışmalar yapılıyor, bilgiler toplanıyor. Eldeki veriler, sağlam delillerle desteklenmeye çalışılıyor. Sanık mahkeme önüne çıktığında tereddüde yol açmayacak bir tablo ortaya konulmak isteniyor. Gerçekten önemli ve hassas isimler üzerinde çalışılıyor.
Sadece bir listedeki isimlere baktım…
İçinde kimler yok ki! Bazıları soruşturma sonunda durumu netleşip, gözaltına alınırsa, çoğumuzun parmak ısıracağı cinsten. Bazıları da bugün “Neden o hâlâ dışarıda?” sorusunu sorduğumuz bildik simalar.
Bu sapığın devlet içindeki müritleri henüz temizlenmedi. Ancak soruşturmayı yürüten savcılar kararlı. Dosyalar tamamlandıkça, hepsiyle ilgili olarak gerekli işlemler yapılacak.
Benim bu noktada söyleyeceğim sadece şu:
Gerçekten ucuz kurtulmuşuz. Hani “Allah kurtarmış” denilir ya, içinde bulunduğumuz durum aynen öyle!
-
Bir başka konu…
Aydın Doğan yine gündemde… Dün, Hürriyet ve Posta gazetelerinin attıkları manşetler çok tartışıldı. Çünkü 30 Ağustos’u bırakıp, alınan koruma tedbirlerine ve yine türbana takmışlardı. Bu arada, üniformalı askerleri rahatsız ve tahrik edebilecek birtakım fotoğrafları da ön plana çıkarmışlardı. Doğal olarak “Kırk yıllık Kani, olur mu yani” yorumları yapıldı. Doğan Medya’nın aslına rücu ettiği yönünde eleştiriler yükseldi.
Haksız da değiller. Açıkçası, dün Zafer Bayramı kutlamalarının bir kenara bırakılıp, yaşanan onca olaya rağmen, güvenlik tedbirleri ve türban konusunun öne çıkarılmasını ben de garipsedim.
İşte tam bu noktada 15 Temmuz darbe girişimi sırasında bizzat yaşadıklarımı hatırladım. Konya’daydım, İstanbul’da Boğaz Köprüsü tutulmuş, Meclis’in üzerinde jetler uçmaya başlamıştı.
Ancak, henüz ne olduğu belli değildi.
Otelde CNN Türk’ü açtım. Onlar da şaşkındı ve garip yorumlar yapılıyordu. Bir ara “Devleti yönetenlerin adil davranmaları” gerektiğinden bahsedildi. Açıkça bir ifade kullanılmadı, ama yuvarlak bir şekilde adeta darbecilere haklılık kazandırabilecek sözler sarf edildi.
Gerçi, durum netleşip, halk hareketlenmeye başladıktan sonra CNN Türk darbecilere karşı bir tavır sergiledi. Ancak ilk anlarda kullanılan bu ifadeleri de bir köşeye koymak lazım!
Ne olup bittiğini anlamak isterken, dikkatle dinlediğim o ifadeler, rahatsız ediciydi.
Hürriyet ve Posta’nın manşetleri tartışılırken, o gece bizzat şahit olduklarımı da sizlerle paylaşmak istedim.

<p><strong>Ali Babacan, AK Parti üyesi olduğu dönemde Erdoğan'a karşı Gül'ün adaylığı için çalışma y

Ali Babacan'dan ihanet itirafı...

Demir yoluyla taşınan bor, seramik ve mermer miktarı arttı

Bakan Karaismailoğlu, Trabzon'da inceleme ve ziyaretlerde bulundu

Osmaniye'de tarlada bulunan yaban kedisi yavruları bakıma alındı