• $9,515
  • €11,1019
  • 546.583
  • 1455.42
9 Ağustos 2014 Cumartesi

S. E ve S. S…

Son gün bugün! Seçim propaganda sürecinin değil, bir dönemin son günü! Yarından itibaren çok farklı bir döneme adım atacağız. Türkiye, sadece Cumhurbaşkanını seçmeyecek. Yarın kullanacağı oylarla ülkenin geleceğini de şekillendirecek.

Şimdi geriye dönelim, “seçimden evvelki” Türkiye’ye bir göz atalım…
Cumhurbaşkanlığı seçimleri, bu ülkede hep sancılara-krizlere yol açtı. Tehditler, gerilimler ve şantajlarla dolu dönemler geçirdik.
Bir dönem “apoletli cumhurbaşkanları” vardı. Köşk demek, askerlerin payı olan bir makam demekti! Önemli değildi milli iradenin ne istediği. Cumhurbaşkanının kim olacağına asker karar verir, asker seçtirirdi.
Gerekirse, namlumun ucu devreye sokulurdu.
O namlu, 1980 Darbesi’nin ardından vatandaşa doğrultuldu. Kenan Evren, 1982 Anayasası ile birlikte, kendisinin Cumhurbaşkanlığını da vatandaşa onaylattı.
Çıktı, Çankaya Köşkü’ne oturdu.
* * *
Sonra, sözde “sivil döneme” geçildi. Ama askeri vesayet, TBMM’nin üzerinde Demokles’in Kılıcı gibi sallandı durdu.
Özal kıpırdayamadı.
Ardından Demirel Köşk’e çıktı. Aynı akıbetle O karşılaştı. 28 Şubat süreci Demirel döneminde yaşandı. Geçmişte askeri darbenin muhatabı olan Demirel, askerin dümen suyundan çıkamadı.
Ahmet Necdet Sezer malum, TBMM’deki bütün partilerin ortak adayı olarak ortaya sürüldü. Ama ne hikmetse üçüncü turda seçilebildi. O da liderlerin dayatmasıyla gelmişti. Milletvekilleri, işte bu dayatmaya tepki gösterdi.
2007’de farklı olmadı. Türkiye, Abdullah Gül’ün Köşk’e çıkışı sırasında “e-muhtıralara” muhatap oldu.
Kısacası, bu ülke sıkıntısız bir cumhurbaşkanı seçim süreci yaşamadı.
* * *
Gelelim bugüne…
Türkiye, ilk olarak krizsiz-sıkıntısız bir cumhurbaşkanlığı seçim dönemi yaşıyor. Siyasetçiler meydanlara çıktı, asker kışlasına çekildi. Tartışmalar yaşanmadığı için bu yılki YAŞ toplantısı bile beklenenden erken bitti.
Çünkü top bizde. Bu ülkede ilk olarak tepedeki pazarlıklar değil, vatandaşın göstereceği irade etkili olacak.
Bu yüzden herkes kendi işinde!
Sonuç da şimdiden belli. Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin Halk Oyuyla Seçilmiş İlk Cumhurbaşkanı olarak Çankaya Köşkü’ne çıkacak.
Asıl, “seçimden sonra” Türkiye’de büyük değişiklikler yaşanacak…
Köşk’te farklı bir cumhurbaşkanı göreceğiz. Erdoğan, Anayasa’dan kaynaklanan yetkilerini sonuna kadar kullanacak. Mesela, Abdullah Gül dâhil, hiçbir cumhurbaşkanı Bakanlar Kurulu’nu toplayıp başkanlık etmedi. Erdoğan, bunu sıkça yapacak.
Seçilmiş cumhurbaşkanı, seçilmiş başbakan ve seçilmiş parlamento birlikte çalışacak. Türkiye, hantallığı üzerinden atacak.
Bitmedi, öyle görünüyor ki, son vesayet müessesesi “paralel yapı” da artık tamamen ortadan kalkacak.
* * *
Elbette bu kadar değil…
Alparslan Türkeş’in hayatı, Başkanlık Sistemi’ni savunmakla geçti. Kitaplarına yazdı, doktrine koydu.
Turgut Özal istedi, denedi ama beceremedi.
Süleyman Demirel de Türkiye’nin Başkanlık Sistemine olan ihtiyacını defalarca dile getirdi.
Başkanlık Sistemi yine Türkiye’nin gündemde. Üstelik bu defa her zamankinden daha yakınız.
İlk adım Cumhurbaşkanlığı Seçimi. Ardından 2015 seçimleri geliyor. AK Parti, o seçimlerde TBMM’de 330-367 aralığında bir sandalye yakalarsa, hedef yeni anayasa olacak.
Kısacası, yarın sadece Çankaya Köşkü’ne kimin çıkacağını belirlemeyeceğiz. Kullanacağımız oylarla ülkenin geleceğini de şekillendireceğiz.
Türkiye’de seçmen ilk defa böylesine önemli bir fırsat yakaladı!

<p>Verdiğiniz nefes aldığınız nefesle  karışmıyor. Akıllı maske telefonla kontrol ediliyor.</p><p>Ak

Akıllı maske nefes aldıracak

Güney Kore ilk yerli roketi 'Nuri'yi uzaya fırlattı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Üsküdar'da bir kafede vatandaşlarla sohbet etti

Niğde'de 20 milyon yıllık fosil bulundu