• $12,6238
  • €14,2658
  • 730.073
  • 1780.07
4 Eylül 2013 Çarşamba

Peh, peh, breh, breh...

Hukukçu değilim ama iyi kötü hukuktan anlarım. En çok da “hukuk” adına hukuku zorlayanlardan korkarım. 
Öyle büyük ve süslü laflar ederler ki, şaşırırsınız! “Yok artık, bu kadarı da olmaz” deyip isyan edersiniz. Oysa hukuk “hak”, “hakkı üstün tutmak” ve sonuçta “hakkı teslim etmek” demektir. 
Büyüteçle ararsınız... 
Ama hakkı da hukuku da bir türlü bulamazsınız! 
***
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun, yeni Adli Yıl’ın açılış töreninde yaptığı konuşma da bunlardan biri. Feyzioğlu, o konuşmayı “hukukçu” kimliğiyle mi yaptı, yoksa istifa ettiği CHP PM Üyesi sıfatına geri mi döndü, anlayamadım! 
Yargıtay Başkanı’nın 30 dakika konuştuğu törende, 50 dakika kürsüyü işgal etti. Elma ile armutları topladı. Bunlardan “hukuki” çıkarımlar yapmaya çalıştı. Ama olmadı. Verdiği siyasi mesajların dışında hafızalarda hiçbir şey kalmadı. 
1960 Darbesi mağdurları ile darbeye teşebbüs iddiası ile Ergenekon ve Balyoz davalarında yargılananları aynı sepete koydu. Birbirine karıştırdı. Ardından da kendince bir teşhis yaptı: 
“Bunlar hukuk tarihinde kara lekedir.” 
Oysa Ergenekon “kara bir lekeyse”, Menderes’in idam kararının “ak” olması lazım! Menderes’in idamı “kara bir leke” olarak değerlendiriliyorsa, açıkça ortaya çıkılıp darbelerin savunulması gerekli. 
Laf süslü de kendi içinde çelişkili! 
***
Bitmedi, devam ediyor... 
Reyhanlı’da bombalı saldırı düzenleyenler ve Mısır’da halkın üzerine ateş açanlarla Gezi olaylarına müdahale eden polisi de aynı kefeye koyuyor. Ardından, Türk polisinin, Reyhanlı bombacıları ve Sisi’nin baltacıları gibi “ağır bir suç işlediği” çıkarımını yapıyor. 
Bu kadarla da kalmıyor... 
Gezi eylemcilerini yüceltip, göklere çıkarıyor. Onlara tepki gösterenleri ise yerden yere vuruyor. 
Ankara’da Başbakanlık Binası’na saldıran, İstanbul’da Başbakanlık Ofisi’ni işgal etmeye çalışan, polise taş, sopa ve molotofkokteylleriyle saldıran, otobüs ve araç yakan, belediyeye ait parkları talan eden, vatandaşın cam ve çerçevesini indirenler için “Barışçıl göstericiler” ifadesini kullanıyor. Yine dönüp polise yükleniyor: 
-Barışçıl gösteri hakkını kullananlara şiddet uygulanması suçtur. 
***
Yetmiyor, Türk Ceza Kanunu’nun pek çok düzenlemesini görmezlikten geliyor. Olaylar sırasında “huzuru bozulan”, “iş ve çalışma hürriyeti ihlal edilen”, “malı zarar gören” ya da “seyahat hürriyeti elinden alınan” geniş halk kitlelerinin hak ve hukukunu hiçe sayıyor. 
Onların hak aramasını “muhbirlik” olarak değerlendiriyor. 
Söylediklerine bakılırsa, o geniş kitlelerin “yeter artık” diyerek hukuki yollara başvurmasını “toplumsal barışı yok edecek” bir tehlike gibi görüyor. 
Üç-beş gezi eylemcisini bir yana, toplumun kahir ekseriyetini bir başka tarafa koyuyor. “Sirke baldan tatlıdır, Geziciler her şart altında haklıdır” tavrı içine giriyor. Sanki herkes Gezicileri desteklemek ve verdikleri sıkıntıya katlanmak zorundaymış gibi, “toplumsal dayanışmadan” söz ediyor. 
Ne yazık ki, bütün bunları “hukukçu” kimliğinin arkasına sığınarak söylüyor! 
***
En önemlisi de... 
“Milli İrade” tabirini bile çarpıtıp, halkın önüne son derece farklı bir biçimde koymaya çalışıyor. 
Olmuyor, olmuyor... Bu ifadelere bakınca, Metin Feyzioğlu, bir baro başkanından çok, mahkemeye çıkıp müvekkilini korumak için savunma yapmaya çalışan avukat görüntüsü veriyor. 
Feyzioğlu’nun geçmişte CHP’nin Parti Meclisi üyesi olduğu dikkate alınınca da “ne, neden, niçin?” sorularının cevabı daha fazla netleşiyor. 
   

<p class='MsoNormal'>Aykut  Enişte 2 filmiyle seyirci tarafından tanınıp benimsenen Mekin Sezer, iki

Gişeci'de Aykut Enişte 2 sohbetleri... Bölüm 3: Mekin Sezer

Kedi ile köpeğin şaşırtan dostluğu

Omicron varyantının semptomları açıklandı

Zor şartlarda mangal kömürü üretip ailelerinin geçimlerini sağlıyorlar