• $ 5,7477
  • € 6,3537
  • 276.526
  • 100237
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Kemal Bey’e dış politika dersi

“Dış politikada dökülüyoruz. Dün kol kola girdiklerimizle bugün kavga ediyoruz. Freni patlamış kamyon gibi uçuruma doğru sürükleniyoruz…”

Vesaire, vesaire…

Başta Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere benzer sözler söylüyor CHP’liler. Dış politikada atılan adımları yerden yere vuruyorlar. Olur olmaz yerde de ekliyorlar:

“Atatürk ne demişti: Yurtta barış, cihanda barış.”

Peki, Amerika, Rusya ve diğerleri nasıl davranıyor? Onlar da Kılıçdaroğlu’nun eleştirdiklerini yapıyorlar. Gerektiğinde kavga ediyor, gerektiğinde kol kola giriyorlar. Çünkü, dış politikanın doğasında var bu. Milli menfaatler ne zaman neyi gerektiriyorsa, onu yapıyorlar.

Örnek mi istiyorsunuz?

İşte size Rusya Devlet Başkanı Putin: Uçak Krizi sırasında Türkiye’ye veryansın ediyordu. Bugün uçağını düşüren ülkenin Cumhurbaşkanı Erdoğan’la yan yana, birlik fotoğrafları veriyor.

Irak Başbakanı İbadi, dün “Topraklarımızda Türk askeri istemiyoruz” diye bağırıyordu. Bugün sınır kapılarında askerimizle ortak operasyondan bahsediyor.

Örnekleri çoğaltmak mümkün… Şartlar sürekli değişiyor çünkü. Her ülke de değişen şartlar doğrultusunda milli menfaatlerini koruyor. Dış politikanın tabiatında var bu!

***

Atatürk’e gelince…

Hep söylüyorum, Kılıçdaroğlu Atütürk’ü hiç tanımıyor. İşine geldiğinde sadece istismar ediyor.

Tarihe bir baksa görecek: Bugün “kuru gürültü” diye eleştirdiklerinin, dış politikada Atatürk tarafından sıkça yapıldığını!

Hatay’ın Suriye’ye bırakılmasını isteyen Fransız Leon Blum Hükümeti’nin Büyükelçisi’ne bakın ne dedi:

“Ben toprak büyütme delisi değilim. Ancak, antlaşmalara dayanan hakkımın istekçisiyim. Onu alamazsam edemem. Meclis Kürsüsü’nden milletime söz verdim, Hatay’ı alacağım.”

İtalyan Büyükelçiye de “çizmelerini tekrar giydirmeyin bana” mesajını verdi.

Kılıçdaroğlu bilmez, ama Hatay 30 Haziran 1939’da Atatürk’ün bu çabaları sonucu Türkiye’ye iltihak etti. Çünkü, Türkiye gücünün gölgesini görüşme masasına düşürdü!

***

Kemal Bey, sürekli olarak “Dün kavga ettiklerimizle bugün can-ciğer kuzu sarması olduk” diyor.

Peki Atatürk ne yaptı?

Anadolu’yu işgal etmek için binlerce kilometre uzaktan gemilere dolup gelen ve toprağa düşen Anzaklara, şöyle seslendi:

“Burada, bir dost vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükûn içinde uyuyun. Sizler, Mehmetçik’le yan yana koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar: Gözyaşlarınızı dindirin; evlatlarımız bizim bağrımızdadır.”

Atatürk, “Dün savaştık, o yüzden Anzaklar bizim ebedi düşmanımızdır” demedi! Kılıçdaroğlu ise, bir yandan “Yurtta barış, cihanda barış” diyor; diğer yandan “Bu kavga niye bitti?” diye eleştirebiliyor.

Çelişkiler içinde!

***

Şimdi, “Dün niye öyleydi, bugün niye böyle?” diyenlere anlatmak lazım:

Dış politikada sürekli dostluklar ve sürekli düşmanlıklar olmaz. Ülkenin milli menfaatlerine bakılır, neyi gerektiriyorsa o yapılır. Atatürk de bunu yaptı, dünyanın gelmiş geçmiş önemli liderleri de öyle davrandı. Büyük savaşlar sonrasında bile barış antlaşmaları imzalandı.

Bugün de başta ABD ve Rusya olmak üzere bütün devletler bunu yapıyor!

Bırakalım artık sığ değerlendirmeler ile bunlar üzerinden yürütülen anlamsız tartışmaları. Tekrar altını çiziyorum: Dış politikada milli menfaatlerdir önemli olan. Karar verilirken dün dünde kalır, değişen şartlara bakılır. Herkes bunu yaparken, Türkiye’nin farklı davranması da beklenemez.

Pendik´te Ormanı Kundaklamaya Çalışan Kişi Gözaltına Alındı!

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Kenger sakızı geçim kaynağı oldu... Kilosu 500 liradan alıcı buluyor

Oğuz Boyu geleneğini Trabzon'da sürdürmeye çalışıyor