• $32,5387
  • €35,0069
  • 2434.31
  • 10471.3
8 Mart 2023 Çarşamba

Keenlemyekün

Arapça bir kelimedir, eskiden hukuk dilinde çok kullanılırdı. "Yok hükmünde" anlamına gelir. Hukuken hiç olmamış, gerçekleşmemiş sayılan, çöp olarak değerlendirilen sözleşmeler, anlaşmalar ya da mutabakatlara bu isim verilir.

Tıpkı Altılı Masa'nın 12 maddelik mutabakat metni gibi. O da hukuken keenlemyekündür. Dayanaksızdır ve bağlayıcılığı da bulunmamaktadır. Usulüne uygun düzenlenip, imza altına alınan basit bir kira kontratı bu metinden çok daha değerledir. Çünkü bağlayıcılığı vardır.

Kısacası...

Bir hukuk devletinde yasalar ve anayasaya aykırı anlaşmalar yapılamaz, taahhütlerde bulunamaz. Yapılsa da keenlemyekündür, kimsenin uyma mecburiyeti yoktur.

O sebeple bakmayın siz "Biz böyle anlaştık, ona şunu verdik, biz bunu aldık" türünden açıklamalara. Hiçbirinin geçerliliği yok, tamamı boş laf. Hepsi keenlemyekün. Sadece bir kişinin ortaya çıkıp yırtıp atmasına kadar kağıt üzerinde vardır!

***

Neymiş, Millet İttifakı'nda bakanlıkların dağılımı, siyasi partilerin seçimde çıkaracağı milletvekili sayısına göre belirlenecekmiş.

Yok öyle bir mecburiyet. Yürürlükteki mevzuata göre, Cumhurbaşkanı'nın yetkisinde bu. İster yapar, ister yapmaz. Yapmazsa da kimse hesap soramaz. Tıpkı Kılıçdaroğlu'nun yerel seçim öncesinde "Belediyelerden tek bir işçi çıkarılmayacak" sözünü verip, binlercesinin kapının önüne konulduğu gibi!

Ne oldu? Kim hesap sordu ya da sorabildi? Ya da kim hesap verdi?

Bir örnek daha verelim:

Seçilen cumhurbaşkanı, geçiş sürecinde yürütme yetkisini istişare ederek ve uzlaşarak kullanacakmış.

Hukuken var mı böyle bir mecburiyeti? Yok tabii ki. Koltuğa oturduktan sonra diğer siyasi parti genel başkanlarına "Siz kimsiniz" diyebilir mi? Elbette diyebilir. Anayasa'ya bakıp yoluna devam edebilir...

Baştan aşağıya buna benzer maddelerle dolu mutabakat metni. Bir de hukuken olmayacaklar var. 12. Madde'de aynen şu ifade yer alıyor:

"İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanları, Sayın Cumhurbaşkanının uygun gördüğü zamanda ve tanımlanmış görevlerle Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak atanacaklardır."

Olmaz öyle şey, yapılamaz.

Türkiye Cumhuriyeti, aşiret değil, bir hukuk devleti. Anayasa'nın 127. Maddesi buna engel. Öyle "uygun görmekle" olmaz. İmamoğlu ve Yavaş'ın, böyle bir göreve atanmaları için istifa etmeleri ya da görev sürelerinin sona ermesi gerekir.

Uzatmayalım, 12 Maddelik Mutabakat Metni'nin tamamı, hukuken olamayacak, gerçekleşmeyecek taahhütler ve yuvarlak ifadelerle dolu.

Sonuç olarak, Kılıçdaroğlu seçilir ve Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturursa, dilediği gibi davranabilir, kimse de kendisine hesap soramaz.

CHP Genel Başkanlığı süresince öyle yapmadı mı? Deve dişi gibi adamları etkisizleştirip, kapının önüne koymadı mı? CHP'yi esir almadı mı?

Şimdi de Altılı Masa'yı esir aldı. Meral Akşener'e yaptıkları ve içine düşürdüğü durum ortada. Hem etkisizleştirdi, hem de esir aldı.

O yüzden hukuken keenlemyekün olan bir metne dayanıp, onun üzerinden değerlendirmeler yapmak, sadece züğürt tesellisidir.

Lafa, söze, hiçbir anlam ifade etmeyen metinlere değil, hukuka ve ülke gerçeklerine bakmak lazım!

<p>Yer Hakkari'nin Yükseova ilçesine bağlı Kısıklı köyü.</p><p>260 haneli yaklaşık 1500 nüfuslu Kısı

Türkiye'de tek: İmece usulü kurban!

Etiyopya'da müzedeki dev kaplumbağa görenleri şaşırtıyor!

Dünya bizimkileri konuşuyor! ''Türkler mücevherine güvendi''

Milliler inanmış bir kere!