• $13,4726
  • €15,2894
  • 793.592
  • 2011.16
24 Ağustos 2013 Cumartesi

Diktatör ve yandaş medyası

 “Çevre, ağaç, çiçek, böcek” gibi söylemler tutmadı. Çünkü, çevre adına düzenlenen eylemler, tam bir “çevre katliamına” dönüştü.
 Durum bu olunca, yeni bir gerekçe üretildi:
 “Diktatöre tepki.”
 Hedefe bir “diktatör” konulunca, vurup kırmak, yakıp yıkmak, her türlü kanunsuzluğu sergilemek “hak” olarak görüldü ve gösterilmeye çalışıldı.
 Şimdi de böyle bir psikoloji içinde “Eylül ayında ne üretebilir, neler yapabiliriz?” sorusu üzerinde çalışılıyor.
***
 “Diktatör” dedikleri Erdoğan’a ve O’nun Hükümetine olan tepkiler, birkaç gün önce yumruklu bir saldırıya dönüştü. Hacıbektaş’ta Hüseyin Satı isimli saldırgan, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’a yumruk attı.
 Sonrası malum...
 CHP’nin bir Genel Başkan Yardımcısı yanağını okşadı. Eline kelepçe taktırılmadı. Polise verilmedi. Karakola da bir başka Genel Başkan Yardımcısı’nın makam aracı ile gönderildi.
 Saldırgan el üzerinde tutuldu. Bir tek madalya takılmadığı kaldı.
 Yetmedi, bitmedi; bir süre önce Samsun’da BDP’li Ahmet Türk’ü yumruklayan İsmail Çelik tutuklanırken, Bakan’a yumruk atan Hacıbektaş Saldırganı serbest bırakıldı.
 Üstelik, Ahmet Türk’e saldıran “üzgünüm” demişti, Bekir Bozdağ’a saldıran ise “pişman olmadığını” açıkladı.
 Buna rağmen serbest kaldı!
 Biraz daha derine gidersek, o yumruk Bekir Bozdağ’a atılmadı. Yerinde bir başka bakan olsaydı da aynı muamele ile karşı karşıya kalacaktı. Çünkü, o yumruğun hedefinde Ak Parti, Hükümet uygulamaları, hatta “diktatör” dedikleri Başbakan vardı.
 Buna rağmen, “diktatör” denilen Erdoğan, bizden farklı davranmadı. Hepimiz gibi saldırganın serbest bırakılışını seyretti.
***
 Şimdi gelelim “diktatörlükle” suçladıkları Erdoğan’ın “yandaşlıkla” suçlanan medyasına...
 Üşenmedim araştırdım. İnanmayanlar kendileri de bakabilir. O medyanın, Samsun’da Ahmet Türk’e yapılan yumruklu saldırıya daha fazla duyarlı davrandığını, daha çok tepki gösterdiğini gördüm.
 Üstelik, Hacıbektaş Saldırganına, sağlık ocağından “hayati tehlike raporu” verildi. Daha sonra götürüldüğü Nevşehir’deki tam teşekküllü hastane ise, “böyle bir rapor nasıl verilir” diye hayretler içinde kalıp üzerinde çizik bile olmadığını tespit etti.
 Hacıbektaş’taki darp olayının üzerine bir de sahte rapor skandalı eklendi.
 Bütün bunlar “diktatör” dedikleri Erdoğan’ın Başbakanlığı sırasında yaşandı. “Yandaş” denilen medya da diğerlerinden farklı davranmadı. Onlar da olayın üzerine gitmedi. Olay kapandı, gitti.
 Nasıl oldu bilemem, ama geçtiğimiz günlerde “yandaş” denilen bir gazetemizde neredeyse Gezi Olaylarını haklı gösterecek tam sayfa bir haber yapıldı.
 “Diktatörlükle yönetildiği” iddia edilen Türkiye’de o gazeteye de hiçbir tepki ortaya çıkmadı.
***
 Türkiye seçime gidiyor...
 Siyasi partiler kamuoyu araştırmaları yapıyorlar. Halkın siyasi tercihlerini belirlemeye çalışıyorlar.
 Bu kamuoyu araştırmalarının tamamına yakınında Ak Parti açık ara önde. Hatta kendisini takip eden CHP ile MHP’nin toplamından daha fazla bir seçmen desteğinin arkasında olduğu görülüyor. Bugün, İktidarın oy oranı yüzde 50, ya da daha üzerinde.
 Buna itiraz eden, “hayır, öyle değil böyle” diyen de yok. Bu tabloyu gören bazı çevreler ise, “ittifak arayışı” içinde. Bütün partileri birleştirip, sonuç almak için çırpınıyorlar.
 Bütün verileri ve gerçekleri alt alta koyunca olmuyor. “Diktatör” suçlamaları uymuyor, oturmuyor, eğreti kalıyor. Benden tavsiye, sonuç almak isteniyorsa Başbakan için başka bir sıfat bulmak lazım. Çünkü, vatandaş Erdoğan’ın diktatör olduğuna inanmıyor.

 

<p> </p>

'Galatasaray küme düşebilir'

Severek tüketiyoruz ama... Bu etkisini ilk kez duyacaksınız

2 bin 600 yıllık mumyanın gizemi çözüldü! Yüzü yeniden yapılandırıldı

Arıyı yemeye çalışınca olanlar oldu! Son halini gören kahkahayı basıyor