• $8,4396
  • €10,0747
  • 492.239
  • 1392.91
25 Kasım 2013 Pazartesi

Dershaneler ve oylar

Emin Pazarcı
Emin Pazarcı
YAZARIN SAYFASI

Gelin bir anket yapalım. Sokağa çıkıp vatandaşa “Türkiye’nin en önemli meselesi nedir?” diye soralım. Nasıl bir tablo ortaya çıkar acaba?
Masa başında bunun cevabını vermek çok zor. Ancak iyi kötü bir tahmin yapmak da mümkün. Herhalde “Bu ülkenin en önemli ve öncelikli derdi dershanelerdir” diyen çok fazla insan çıkmaz.
Buna rağmen, belli çevreler “dershane” deyip yatıyorlar; “dershane” diyerek kalkıyorlar. İçlerinde belli başlı bazı medya kuruluşları da var.
Yapamazlar mı? Yazamazlar mı?
Hiç itirazım yok, yapabilirler elbet. Ama konuya basın mesleği açısından bakılırsa, bu tavrın etik olduğu söylenemez!
Neden mi?
Çünkü dershanecilik ticari bir faaliyet. Öğrenciler bir bedel ödüyorlar, karşılığında bilgi satın alıyorlar. Yani, işin ucunda para var. “Dershane de dershane” diye yayın yapanlar ise, bu faaliyetten gelir elde edenlerle bir şekilde bağlantı içindeler. Yaptıkları yayınlarla kamuoyunu dershaneler lehine yönlendirmek istiyorlar.
Etik mi bu?
***
Şimdi denilebilir ki:
-Biz dershanelerden para kazanmıyoruz.
O zaman ortada ciddi bir problem var demektir. Çünkü “kazanmıyoruz” diyenlerin dershane pazarındaki payı sadece yüzde 25. Karşıda ise yüzde 75’lik büyük bir kesim bulunuyor. Yüzde 75 kazanıyorsa, yüzde 25’in de kazanması gerekir.
Demek ki, “kazanamıyoruz” diye ortaya çıkmak inandırıcı değil!
“Ama biz bu ülkeye çok hizmet ettik” demenin de bu noktada hiçbir faydası yok. Zaten yapılan hizmetleri yok sayan da, bu konuda kimsenin hakkını yiyen de bulunmuyor. Herkes “Ülkeye hizmet edenden Allah razı olsun” diyor.
İkisi ayrı konular!
***
“Dershanelerin kapatılması büyük bir yanlıştır” söylemleri anlayışla karşılanabilir. Buna hiç bir itirazım yok.
Ancaaakkk;
Siyasete müdahale çabaları oldukça yanlış. Bu ülkeyi o veya bu değil, siyasetçiler yönetiyor. Bırakalım da siyaseti siyasetçiler yapsın!
Üstelik siyaset müessesesi, ortaya konulan bütün eleştirileri de karşılamaya çalışıyor. “Okuma salonları kapatılacak” deniyor; hükümetten “hayır” cevabı geliyor. “Taslak yasalaşırsa 40 yaş üstü öğretmenler işsiz kalacak” iddiası ortaya atılıyor; Başbakan Trabzon’dan cevap veriyor:
-Merak etmeyin, onları da alacağız.
Yetmiyor, dershanelerin özel okula dönüşümü için her türlü desteğin verileceği vaat ediliyor.
Bütün tereddütler giderilmeye çalışılıyor. Buna rağmen yaylım ateşi sürüyor. Bunu anlamak ve anlayışla karşılamak zor!
***
Anlayamadığım bir başka nokta daha var…
Dershanelerin “fakir fukara çocuklarının can simidi” olduğu, “eşitsizliğin dershaneler tarafından giderildiği” temcit pilavı gibi tekrarlanıp duruyor…
Oysa, bu da geçerli bir argüman değil. Adı üstünde fakir, fukara! Dershaneler de bedavaya eğitim vermiyor! Durum bu olunca, dar gelirlilerin çocukları dershaneye de gidemiyor. Dershaneye gidenler, hali vakti yerinde olanlar. Bastırıyorlar parayı, alıyorlar eğitimi.
“Dershaneler eşitsizliği gideriyor” iddiası hiç inandırıcı görünmüyor.
Bu konuda direnç gösterenler, açık veya örtülü bir biçimde diyorlar ki:
-Biz de bu hükümeti desteklemeyiz.
Bakın buna diyecek hiçbir şey yok. Türkiye demokratik bir ülke. Herkes sandıkta dilediğini yapabilir. İstediği partiyi destekleyebilir.
Ancak, bir tereddüdüm var:
“Bu hükümete oy yok” kampanyası ne kadar etkili olur? Bunu diyenlerin peşinden ne kadar insan gider?
Çünkü ben kimsenin oyunun kimsenin cebinde olmadığını düşünenlerdenim!

<p>Murat Göğebakan... Adanalı bir ailenin  çocuğu olarak dünyaya geldi.</p><p>Ailesinin işleri dolay

Vefatının 7. yıl dönümünde anılıyor

İki deli bir araya geldi: Adana'da Balotelli izdihamı

Bakanı Kurum, Antalya'da incelemeler yaptı

İstanbul'da tramvay raydan çıktı