• $8,3116
  • €10,0888
  • 488.668
  • 1444.87
11 Mayıs 2016 Çarşamba

Delinir bu anayasa

Emin Pazarcı
Emin Pazarcı
YAZARIN SAYFASI

Şimdi, eğri oturup doğru konuşalım. Yıllardır bir tiyatro oynuyoruz. Aktörler değişiyor, ama oyun hep aynı. Kendimizi ve milleti kandırdığımıza mı bakalım, yoksa gereksiz tartışmalarla zaman kaybettiğimize mi yanalım? Kelimenin tam anlamıyla komik durumdayız vesselam.

Anayasa’dan bahsediyorum…
Bizim anayasamız, Türkiye gerçeklerine ve hayatın doğal akışına ters. Adeta delinmek ve tartışmalar doğurmak için yapılmış! Buna rağmen, yıllardır bir türlü değiştiremiyoruz.
Anayasa’nın 101. Maddesi’nin sonunda aynen şu ifade var:
“Cumhurbaşkanı seçilenin varsa partisiyle ilişiği kesilir.”
“İlişik” kelimesinin anlamı belli: İlgi, bağlılık, ilişki ve münasebet anlamına geliyor!
Peki mümkün mü bu? Olabilir mi? Olamayacağını bu güne kadarki bütün tecrübeler ortaya koydu. Demek ki, gerçekleşmesi mümkün olmayan bir düzenlemeyi Anayasa’ya koymakla sonuç alınamıyor. Yapılacak düzenlemelerin, gerçekçi ve hayatın doğal akışına uygun olması gerekiyor.
Bu neye benziyor, biliyor musunuz?..
Bir anne için belli bir göreve geldiğinde, “çocuğuyla ilişkisini keser” demeye! Olabilecek, hayata geçirilip, gerçekleştirilecek bir düzenleme değil.
Ama duruyor orada. Durduğu için de sürekli deliniyor. Üstüne bir de gereksiz tartışmalar ortaya çıkarıyor.
* * *
1924 Anayasası’nda yoktu böyle bir hüküm. Atatürk, hem devletin hem de partinin başındaydı. CHP’de istediği düzenlemeyi yapıyordu. Yeri geldi, İsmet İnönü’yü görevden bile aldı.
Sonra “Milli Şef” İsmet İnönü dönemi yaşandı. İnönü, Atatürk’ün vefatı ile 11 Kasım 1938’de Cumhurbaşkanlığı’na, 26 Aralık 1938’de de CHP’nin 1. Olağanüstü Kurultayı’nda “değişmez genel başkanlığa” seçildi.
Atatürk de İnönü de partili cumhurbaşkanları idi.
Celal Bayar’ın durumu da farksızdı. 1946’da Demokrat Parti’yi kurdu. 1950’de de Cumhurbaşkanı seçildi. Bayar’ın partisiyle ilişkisi devam etti.
Sonra iki anayasa değişikliği oldu. Türkiye 1982’den sonra anayasa tartışmaları ile yoluna devam ediyor. Tabii ki kan ve zaman kaybederek, düşe kalka!
* * *
Adına “Parlamenter Rejim” diyoruz. Ne olduğu belli değil ve yürümüyor da…
Cumhurbaşkanlığı makamına asker ya da sivil bürokrat seçersek, herhangi bir tartışma yaşanmıyor. Çünkü onların partisi yok. Ahmet Necdet Sezer döneminde öyle oldu. Ancak, tartışma olmaması, problem yaşanmadığı anlamına gelmiyor. Çünkü en büyük problemler o dönemde ortaya çıktı. Türkiye, en ciddi ekonomik ve sosyal bedelleri Sezer döneminde ödedi.
Sivil siyasetin devreye girdiği dönemlerde ise, tartışmalar ayyuka çıktı. Hep bir itiş-kakış yaşandı.
Turgut Özal “sivil cumhurbaşkanı” olarak Çankaya Köşkü’ne çıktı. Doğal olarak partisi ANAP’la ilişkisini kesmedi, kesemedi. Yer yerinden oynadı.
Ardından, Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı seçildi. O da hayatın doğal akışına uygun davrandı. DYP ile ilişkisini devam ettirdi. Ayrıca, bunun tersini yapması zaten mümkün de değildi. Sen misin böyle davranan? “Anayasa deliniyor” tartışmaları yine ayyuka çıktı.
Abdullah Gül’ün de Çankaya Köşkü’nde bulunduğu süre boyunca, AK Parti ile ilişiğini kestiği söylenemez.
Bugün de aynı tartışmaları yaşamıyor muyuz?
* * *
1982 Anayasası’nın mimarı Kenan Evren. Türkiye’ye büyük bedeller ödeten darbeci bir general. Kim bilir, belki de tutuklatıp içeri attığı siyasetçilere duyduğu kin dolayısıyla, önlerini kesmek için o maddeyi Anayasa’ya koydurmuş. Ama böylece Türkiye’nin de önünü kesmiş!
Bir türlü değiştiremediğimiz için de tartışıp duruyoruz. Olmayacak bir düzenlemeyi oldurmaya çalışıyoruz.
Peki biz mecbur muyuz, ayağımızda prangalarla yola devam etmeye? Ya da Kenan Evren’in siyasetçi ve siyaset müessesesine duyduğu kini sürdürmeye?
Olmuyor işte, yürümüyor!
Bu anayasa ve içinde yer alan hayatın doğal akışına ters düzenlemeler, Türkiye’nin önünü tıkıyor. Sürekli olarak kan ve zaman kaybetmemize yol açıyor. Baştan aşağı değiştirip, sistemin adını koymamız lazım.
Tekrar soruyorum:
Mecbur muyuz biz, Türkiye’nin ayağına prangalar vurmaya, kendimizi tartışmalara mahkûm edip, ülkemize ve insanımıza eziyet etmeye?

<p>Astrolog Özlem Recep, 'Kadro bekleyenler alanları ile ilgili olumlu olan süreçlerin içerisindeyiz

11 Mayıs Boğa Burcu Yeniayı'nın burçlara etkisi

Demir yoluyla taşınan bor, seramik ve mermer miktarı arttı

Bakan Karaismailoğlu, Trabzon'da inceleme ve ziyaretlerde bulundu

Osmaniye'de tarlada bulunan yaban kedisi yavruları bakıma alındı