• $7,4153
  • €8,9807
  • 437.482
  • 1467
25 Mart 2016 Cuma

DAEŞ’le el ele versek…

Emin Pazarcı
Emin Pazarcı
YAZARIN SAYFASI

Olacak iş değil ama bir an için olabileceğini düşünelim. Türkiye, DAEŞ denilen terör örgütü ile el ele verse…

Gerçekleştirdiği terör eylemlerini bir tarafa bıraksak, onlarla oturup görüşmeler yapsak. Geçici ya da kalıcı ittifaklar kursak.
Silah göndersek, parasal destek versek.
Bizim için bütün önceliğin PKK terör örgütüyle mücadele olduğunu söylesek. PYD ile PKK’nın bir elmanın iki yarısı olduğundan bahsetsek. PYD ile mücadele için DAEŞ’in “güçlü bir müttefik” olduğunu ilan etsek…
Şimdi biliyorum, “saçmalama” diyeceksiniz. Zaten en başından yazdım, bence de olmaz ve olamaz.
Ama başkaları yapınca oluyor!
Amerika yıllardır aynen bunu yapıyor!
Yukarıda yazdığım satırlara en fazla tepki gösterecek kesimler dâhil, ne bizden ne de dünyadan çıt çıkıyor. ABD’nin terörle el-ele, kol-kola vermesine “çok normalmiş” gibi bakılıyor.
Bir garip çifte standartla karşı karşıyayız.
* * *
Anlamışsınızdır neden bahsettiğimi…
Amerika, Suriye’de PYD ile ittifak halinde. Üstelik bunu açıktan yapıyor, ret ve inkâr etmiyor.
Bu örgüte silah verdiğine dair görüntüler de var.
Ayrıca, kendileri de söylüyorlar. DAEŞ ile mücadelede “güçlü bir partner” olarak PYD’ye ihtiyaç duyduklarını sürekli tekrarlıyorlar. Bir başka ifadeyle kendilerini tehdit eden bir terör örgütüne karşı, başka bir terör örgütünü yanlarına alabiliyorlar.
Üstelik çelişki içindeler. Bir yandan PKK’ya “terör örgütü” diyorlar, diğer taraftan onunla aynı amaçlar doğrultusunda hareket eden PYD ile kol kola giriyorlar.
“Bu ne?” diye sorduğunuzda da alay eder gibi bir cevap veriyorlar:
-PKK ile PYD aynı değil.
Aslında ikisinin aynı olduğunu en iyi onlar biliyorlar!
Türkiye’nin önlerine koyduğu belgelere ve Mesud Barzani’nin “Bunların ikisi de aynı” açıklamalarına rağmen, bir terörist gruba karşı, bir başka terör grubuyla birlikte hareket ediyorlar.
Çünkü…
Bunların derdi terör ve terörist değil. Onların kendilerini hedef alıp almaması! “Demokrasi” kavramına da “insan haklarına” da böyle bakıyorlar.
* * *
Avrupa çok mu farklı?
Tabii ki değil. DHKP-C ve PKK gibi terör örgütleri, Avrupa ülkelerinde cirit atıyor. Sürekli olarak koruyup kolluyorlar.
Terörden veya teröristten değil, onların kendilerini vurmasından rahatsızlar. Batı’da ciddi bir standartsızlık ve ahlak zafiyeti var.
Yeni değil, zaten biliyoruz.
Sakın garipsediğimi ve hayal kırıklığına uğradığımı da sanmayın. Asıl garip ve anlaşılmaz olan, içimizdeki “Batılı kafaların” davranışları! Efsunlanmış gibi sürekli olarak bunların dümen suyunda hareket etmeleri! “Sirke baldan tatlıdır, Batı ne yaparsa haklıdır” ruh hali içinde davranışlar sergilemeleri!
Allah’tan sayıları fazla değil de nesli tükenmekte olan kelaynak kuşları gibi sırıtıyorlar.
* * *
Kimler mi bunlar?..
Paralel Yapı mensupları. SSCB yıkıldıktan sonra kıblesini kaybedip, Moskova yerine kendilerine yeni efendiler arayan eski Marksistler. Ülke düşmanı Kandil ve idaresindekiler. İlaveten, Batı kültürüyle yetişen bazı monşerler.
Benzer tutumu Reza Zarrab konusunda da sergilediler. Miami’de tutuklandıktan sonra “İşte gördünüz mü, suçluyu yakaladılar” diye bağırmaya başladılar. Peki Zarrab’ın suçu ne? Geçmişte, bugün uygulanmayan ABD’nin İran ambargosunu delmek! Üstelik bu konuda BM’nin doğrudan aldığı bir karar da yok. Amerika, “Benim menfaatlerim bunu gerektiriyor” demiş ve ambargo uygulamış.
Peki bana ne? Ambargo benim ambargom değil ki!
Türkiye Cumhuriyeti, Erzurum ve Sivas Kongresi kararlarında altı çizilen “manda ve himaye kabul edilemez” ilkesi üzerine kurulan bağımsız bir devlet mi, yoksa Amerika’nın bir eyaleti mi?
Allah hepsine biraz ülke sevgisi ihsan edip, akıl fikir versin!

<p><span>MHP lideri Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. HDP E

PKK'nın bir kolu gibi çalışan HDP kapatılacak mı?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Klozeti açınca dev yılanla göz göze geldi! İşte o korku dolu anlar...

Eren-5 operasyonunda 53 sığınak ile 62 depo kullanılamaz hale getirildi