• $ 5,5848
  • € 6,2105
  • 270.76
  • 95734.2
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Çünkü çaldılar!

31 Mart’ın üzerindeki sis perdesi dağıldı. Belgeler birer birer ortalığa döküldü. Algılar yerini olgulara bırakmaya başladı. İstanbul’da hava değişti.

Binali Yıldırım cephesi rahatladı. Ekrem İmamoğlu cephesinde moraller bozulmaya başladı. Değişimin püf noktası Binali Yıldırım’ın “Seçim niye iptal oldu?” sorusuna verdiği “Çünkü çaldılar” cevabıdır.

İlk günden beri yazıyorum: İstanbul’da çok kirli bir seçim yapıldı. Son derece organize ve planlı seçim yolsuzluğu sergilendi. Ardından da sistem kustu bütün bunları. YSK ise iddiaların çok küçük bir bölümünü belgelendirip, “Daha fazla araştırmaya gerek yok, bu kadarı bile yeter” kararını verdi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini iptal etti.

Buna rağmen algılar devam etti. Başlangıçta suyu bulandırma çabaları tavan yaptı. Ama öyle belgeler ortaya çıktı, öylesine net deliller piyasaya döküldü ki, artık mızrak çuvala sığmıyor. Kim yaptı, nasıl organize oldu, işin o tarafı cumhuriyet savcılarının görev alanına giriyor. Ancak, artık herkes “çünkü çaldılar” ifadesinin sağlam temellere oturduğunu görüyor.

Bir yandan tutuklama talepleri geliyor. Diğer taraftan olayın sorumlusu olarak görülen onlarca şüpheliye yurtdışına çıkış yasağı konuyor. Araştırma derinleştirilerek, sandık kurulu görevlilerinden daha yukarılara doğru gidiyor. Deştikçe yeni sıkıntılar ortaya çıkıyor. Karıştırdıkça kötü kokular çevreyi sarıyor.

“Mağdur” algısı da değişti artık. Gerçek mağdur Binali Yıldırım ortaya çıkınca, sahte mağdurların hükmü kalmadı.

Doğaldır İmamoğlu tarafında panik havasının hâkim olması!

***

Bir başka önemli nokta daha var:

Yaldızlar dökülüyor. Geçici algılar dağılıyor. Zaman geçtikçe gerçek kimlikler ortaya çıkıyor. Aday pazarlama teknikleri işe yaramıyor.

Şimdi size çok uzun yıllar önce bizzat yaşadığım olayı anlatayım: Kıbrıs’ta Rumların gemi azıya aldıkları dönemdi. Ada’da Türklere büyük baskı ve zulüm vardı. Ankara’da Teğmen Kalmaz İlkokulu’nda okuyordum. Rauf Denktaş’ın ailesi o günlerde Ankara’daydı. Oğlu Serdar da okul arkadaşımdı.

Bir gün Makarios çetecilerinin Rauf Denktaş’ı esir aldığı haberiyle sarsıldık. Okulumuza bomba düşmüş gibiydi. Oğlu ve ailesi perişandı. O dönemde Denktaş ve Kıbrıs Türkleri çok büyük sıkıntılar çekti.

Aradan uzun yıllar geçti. O Türk ve İslam düşmanı Makarios, İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’nun yaptırdığı bir rölyefte boy gösterdi. Doğal olarak büyük tepkiler ortaya çıktı. Kendisi ise savundu bunu.

Ve İmamoğlu geçtiğimiz günlerde Kıbrıs’a gitti. Orada kameraların önüne Rauf Denktaş’ın mezarını ziyaret etti.

Şimdi iç dünyamda sorguluyorum ben bunu! “Hangisi gerçek İmamoğlu” diyorum.

Seçmen de son birkaç ay içinde sergilediği davranışlara bakıyor. Attığı adımlar ve birkaç günlük belediye başkanlığı döneminde yaptıklarını değerlendiriyor. Söylemlerini alt alta koyuyor. Onlar da gerçek İmamoğlu’nu arıyor!

Algılar yok olup, olgular ortaya çıkıyor…

İstanbul, elindeki veriler çoğalmış ve kafası daha netleşmiş olarak bir tercih yapmak üzere 23 Haziran seçimine gidiyor…

<p>Rusya’nın başkenti Moskova’da Rusya Özel Kuvvetler tarafından çeşitli suçlardan dolayı aranan ve

Rus Özel Kuvvetleri Baskın Sırasında Böyle Rezil Oldu

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Çanakkale'de yolcu otobüsü devrildi! Yaralılar var

24 saatlik hikaye: ‘Ölüm uçuşu’