• $8,713
  • €10,3633
  • 497.753
  • 1395.79
29 Kasım 2013 Cuma

Cemaate mektup

Emin Pazarcı
Emin Pazarcı
YAZARIN SAYFASI

Ne cemaatçiyim ne de cemaate karşıyım. Fethullah Gülen Hoca’ya ve cemaat mensuplarına her zaman saygı gösterdim.
Yetmedi, dahası da var… En sıkıntılı dönemlerinde yanlarında oldum. Yapılan haksızlıklara hep tepki gösterdim. Ortalığın toz duman olduğu, herkesin kaçacak delik arayıp “tam siper” yaptığı dönemlerde bile sesimi yükselttim.
Şimdi, isterseniz biraz geriye gidelim. Takvimler 12 Mart 1998’i gösteriyordu. O dönemde de AKŞAM Gazetesi’nin Ankara Temsilcisi’ydim. Gazetenin başında ise Mehmet Ali Ilıcak vardı. 15 gün sonra 27 Mart’ta MGK toplantısı yapılacak, iç ve dış tehditler görüşülecekti. “Tehdit” olarak algılanan gruplardan biri de Fethullah Gülen cemaatiydi.
Fethullah Hoca’yı, İstanbul Bağlarbaşı’nda ziyaret ettik. Cemaate yönelik öylesine baskı ve yönlendirmeler vardı ki, Hocaefendi kendisini ispat için çırpınıp duruyordu…
Bize, “Bugüne kadar endişe edilecek bir insan olmadım” dedi:
-Dinim ve namusum üzerine söz veriyorum. Huzursuzluk yaratmak istemiyorum. Gerekirse bu ülkeden çeker giderim. Ömrümün geri kalanını bir mağarada geçirebilirim. Kimsenin şüphesi olmasın.
Hatta cemaat okullarını “kaliteyi korumak” şartıyla devlete teslim edebileceklerini bile söyledi.
Merak edenler dönemin gazete arşivlerine bakabilirler. Hocaefendi’nin bu sözleri söylediği dönemde bile kendisine haksızlık yapıldığını yazabilenlerdenim.
***
Bir başka örnek de 18 Şubat 1998’de yaşandı. Yani, 28 Şubat Postmodern Darbesi’nden 10 gün önce…
Mehmet Ali Ilıcak’la birlikte Kızılay’da bir miting düzenledik. Orada da elimize mikrofonu aldık, demokrasi dışı zorlamalara tepki gösterdik. Yapılan uygulamaların yanlış olduğunu haykırdık. Bir avuç insandık ve yanımızda bir tek cemaat mensubu yoktu.
İnanarak yaptık, belli odaklar tarafından çok eleştirildik ve 28 Şubat’ın ardından bedelini de ödedik.
Hiç mi hiç pişman değilim.
***
Aradan yıllar geçti, Tercüman Gazetesi’ni kurduk. Gece gündüz çalıştık, besledik büyüttük. Tirajımızı 300 binlere çıkarttık.
Sonra gazete Turgay Ciner’e satıldı. Sahibi Mehmet Ali Ilıcak “çalışan” sıfatına büründü. Tercüman adı “Bugün” olarak değişti. Ardından yeniden satıldı, cemaate yakın bir yayın politikası izlemeye başladı. Zor günleri atlatan cemaat iyice güçlenmişti.
Önce, Mehmet Ali Ilıcak uzaklaştırıldı. Ardından da benim işime son verildi.
Gazeteyi yoktan var eden, tirajını 300 binlerin üzerine çıkaran Ilıcak başarısız mıydı? Ya da ben işimi yapamıyor muydum?
Tabii ki değil.
Her iki olayın arkasında da tek sebep vardı. Biz gidecektik ki, yerimize sıkıntılı yıllarda “tam siper” yapan “has cemaatçiler” gelsin! Nitekim öyle de oldu.
Bugün “vefa” sözcükleri havada uçuşuyor. Ama bize hiçbir vefa gösterilmedi. Utanarak yazıyorum, hakkım olan tazminatı bile mahkemeye vererek alabildim.
Buna rağmen kimseye kırgınlığım yok. Allah göstermesin aynı günlere geri dönsek, ben yine inandıklarımı yaparım.
***
Bağlarbaşı’ndaki görüşmemizde Fethullah Gülen Hocaefendi, 25 yıl önce emniyet yetkililerinden “sizi vuracaklar” istihbaratını aldığını anlatmıştı. Ardından şöyle demişti:
-Bunun üzerine arkadaşlarıma bir uyarıda bulundum. Eğer beni bir gün vururlarsa, “hocamızı vurdular” diye bu ülkede sakın kargaşaya sebebiyet vermeyin. Aksi halde hakkımı helal etmem. İki elim yakanızda olur.
O günler geride kaldı. Çok şey değişti, şimdi her şey birbirine girdi!
Dershanelerle ilgili tartışmalar sürüyor. Tehditler, suçlamalar havada uçuyor; olay tam bir bilek bükme mücadelesine dönüştürülüyor. Protestolar devam ederken, “Uygulamaya bütün Türkiye tepkili” gibi gerçek dışı ifadelerle bir kargaşa ortamı körükleniyor.
Şaşırtıcı ve hayret verici bir durumla karşı karşıyayız! Bu garabete son vermenin yolu, herhalde Hocaefendi’nin 40 yıl öncesine dönüp aynı çağrıyı bir defa daha tekrarlaması olsa gerek:
-Bakın ülkede kargaşaya sebebiyet vermeyin, yoksa hakkımı helal etmem.

<p>Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumunun açılışında, 'Uluslararası toplum salgını

Başkan Erdoğan: Uluslararası toplum iyi bir imtihan veremedi

Kapıkule Sınır Kapısı'nda duygulandıran kare

Altyapı çalışmaları sırasında bulundu! Osmanlı dönemine ait

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (18 Haziran 2021)