• $13,5292
  • €15,331
  • 772.246
  • 1809.65
31 Temmuz 2013 Çarşamba

Bunalmış canı sıkılmış!

“Çözüm sürecinde hangi aşamadayız?” diye soracak olursanız, bana göre şu anda “tehdit” aşamasındayız! Son günlerde PKK kanadından yükselen tehditler iyiden iyiye arttı. 
Kandil’den ilk günden itibaren yapılan “asarız, keseriz, yıkarız, yakarız” türünden açıklamalara bir de içeridekiler eklendi… 
BDP’li Altan Tan, Başbakan’a “Yeni anayasayı getir” diyor: 
-Eğer düzgün bir anayasa getirmezsen senin sonun iyi değil; ülkenin sonu da iyi değil. 
Tabi “düzgün anayasa” derken PKK taleplerini kastediyor! 
Abdullah Öcalan da temcit pilavı gibi tekrarlayıp duruyor: 
-Barış süreci böyle olmaz. Böyle olursa ben elimi çekerim, oturur seyrederim. 
Peki nedir Öcalan’ın derdi? 
Canı sıkılmış, bunalmış! Dayısı Süleyman Aslan ile kız kardeşi Fatma Öcalan, bakın neler söylüyor: 
-Başka bir hapishaneye nakil olmak istiyor. Ne diyecek, normal bir hapishaneye çıksın. Oradan sıkılıyor artık. Artık dayanamıyor. Böyle olmaz. Kapalı yerde dayanamıyor. Biz yarım saat dayanamadık. 
Bu sözler de gösteriyor ki… 
Öcalan başından beri süreçten yararlanıp durumunu iyileştirmeye çalışıyor. Sürekli olarak kendisiyle ilgili hesaplar yapıyor. Verdiği bütün mesajlar hep aynı yönde: 
-Ben olmazsam süreç de olmaz! 
***
Aslında Öcalan doğru söylüyor. Barış süreci böyle olmaz. Süreci yürütenlerin önce barışa inanmaları, bunu gerçekten istemeleri lazım! 
Şimdi PKK’nın yaptıklarına bakalım: 
Çekilme sürecini ağırdan alıyor. Gelen bilgilere ve ortaya çıkan görüntüye bakılırsa, Türkiye topraklarından tamamen çekilme niyetinde değil. Halen Hakkari-Dağlıca, Zağros Bölgesi, Ağrı Dağı, Tunceli Çemişgezek, Aliboğazı ve Kutuderesi’nde çekilme gerçekleşmedi. Yetkililerin yaptıkları açıklamalar da gösteriyor ki, silahlı militanlarının en fazla yüzde 25’ini geri çekti. 
Siirt Valisi, bu süreçte PKK’ya 100 civarında katılım olduğunu söyledi. Şırnak’tan gelen bilgiler, 80’e yakın gencin dağa çıktığı yönünde. Diğer bölgelerde de durum farksız. 
Silahlı PKK’lılar ortadan kayboldular ama YDG-H adında yeni bir şehir yapılanması ortaya çıktı. İddialara bakılırsa, KCK’nın “gençlik yapılanması” olarak adlandırılan bu grup, Şırnak’taki Külliye Camii’ne saldırdı. Ses bombaları ve molotofkokteylleri attı. 
Karakol inşaatlarına ve bölgedeki şantiyelere yapılan taşlı-sopalı saldırıları da listeye dahil etmek lazım. 
Ortaya çıkan fotoğraf net: 
1) PKK çekilmeyi oldukça ağırdan alıyor. 
2) Çekildiği yerlerde boşluk ortaya çıkmasına izin vermiyor. Buraları başka yapılanmalarla doldurmaya çalışıyor. 
3) Örgütün her an tekrar silaha sarılabileceği yönündeki açıklamalar ise artarak devam ediyor. 

***
Aslında bütün bu olan bitenin çok da yadırganacak bir tarafı bulunmuyor. PKK, Apocular dönemi de dahil edilirse, 35 yıllık geçmişi olan bir terör örgütü. Bu süre içinde hep kan, gözyaşı ve acı üretmiş. 
Militanlarının çoğu, “silahlı çözüme” inandırılmış ve yıllardır dağlarda. 
Bu örgütün başında ise, hayatı terör batağı ve hapiste geçmiş, psikolojisi terörle şekillenmiş bir isim var. Abdullah Öcalan, sorgusu sırasında askerlerden Barış Manço’nun öldüğünü duyduğunda, hemen “Öyle mi kim öldürmüş?” tepkisini veren bir kişilik. Çünkü, O’nun hayatında neredeyse “normal ölüm” yok! 
Bütün bunlar alt alta konulduğunda, örgütün “barış” derken bile terör tehdidine sarılması oldukça doğal. Hatta, Öcalan’ın oturduğu yerden Gezi Eylemlerine destek vermesi de çok normal. 
Türkiye, hükümet kanadından da yapılan açıklamalarda belirtildiği gibi “zor bir süreçten” geçiyor. Ama, “Artık yeter” diyen halk da bir “çözüm” ve “çare” bekliyor. 
Bu süreçte, hükümetin elindeki en büyük koz halkın bu talebi!  

<p>Peki, Omicron varyantından korkmalı mıyız? Yeni varyantın özellikleri neler? Omicron varyantı aşı

Omicron varyatından korkmalı mıyız?

Yunus polislerinin zorlu eğitiminden kareler

Misafirlerini kendi tasarladığı 'dönen ev'de ağırlıyor

Çöpe gidecek malzemeleri dönüştürüp dünyaya pazarlıyor