• $8,4003
  • €9,9757
  • 489.104
  • 1408.81
31 Ağustos 2013 Cumartesi

Atatürk ticareti

Emin Pazarcı
Emin Pazarcı
YAZARIN SAYFASI

Kim ne derse desin, kim aksini ispat etmeye çalışırsa çalışsın, Türkiye’de sessiz bir devrim yaşandı. Dün hep birlikte bunun sonuçlarını gördük... 
Değişim ve dönüşüm Turgut Özal’la başladı. Bütün engellemelere rağmen “sivil cumhurbaşkanı” olarak Çankaya Köşkü’ne çıktı. “Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı makamına sadece askerler layıktır” düşüncesi ve geleneği yıkıldı. 
Yine de taşlar yerine oturmadı. Pazılın eksik kalan önemli parçaları ise, şimdi tamamlandı. 
Bu ülkede cumhurbaşkanları sadece kağıt üzerinde “Başkomutan”dı. Yıllarca asker tarafından yönlendirildiler. Genelkurmay Karargâhı, hep Köşk’e galebe çaldı. 
Nihayet Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Başkomutanı, “Başkumandan” gibi davrandı. Yıllarca Genelkurmay’ın ev sahipliği yaptığı 30 Ağustos Kutlamaları Çankaya Köşkü’ne alındı. 
Garabet sona erdi; taşlar yerine oturdu. 
Bu defa yeni bir garabet ortaya çıktı. Yıllarca Genelkurmay Başkanlarının ev sahipliği yaptığı resepsiyonları kaçırmayan muhalefet liderleri, Çankaya Köşkü’ne çıkmadı. Gerçekten çok garip, ama siyaset müessesesinin muhalefet kanadı böylece kendi kendini de inkâr etmiş oldu! 
H H H 
Dün pek çok gazetemiz, 30 Ağustos’la birlikte Atatürk’ün “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” sözlerini ön plana çıkarttı. 
Tıpkı yıllardır yaptıkları gibi! Atatürk’ün bu sözleri alınıyor, “pısırıklık” ve “kafaları kuma gömme” olarak yorumlanıyor. Türkiye’nin bölgesinde ve dünya üzerinde hiçbir etkisinin olmamasını isteyenler, hep bu sözlere sarılıyor. 
Atatürk bu sözleri söyledi, söylemesine de hiçbir zaman etliye sütlüye karışmayan bir politika uygulamadı. Tam tersine, bölgedeki dengeleri Türkiye lehine çevirmek için oldukça ciddi adımlar attı. 
Türkiye’nin çıkarları gerektirdiğinde hep savaşa ve müdahaleye hazır oldu. Hatay Meselesi’nde Suriye’ye “Beni çizmelerimi giymek zorunda bırakmayın” mesajını veren Atatürk’tür. 
Atatürk’ün, 20 Aralık 1920’de Afganistan’daki Fevzi Paşa’ya gönderdiği mektup son derece önemli... 
Afgan Ordusu’nu düzenlemek için Kabil’e bir subay heyetinin gönderilmesinin “çok önemli ve gerekli olduğunu” ve bunun “Gelecekte Anadolu üzerine çökebilecek ağır yükü hafifletmeye yarayacağını düşündüğünü” yazıyor. Bakın Atatürk ne diyor: 

“Bu, İngilizleri daha uzaklarda meşgul etmek için bir vasıta olacaktır.” 
Atatürk’ün, bu subay heyetinin özellikleri ve görevleri ile ilgili sıraladığı maddeler, bazı çevrelerin bugün çizmeye çalıştığı portre ile taban tabana zıt: 
1) Bu heyet başlangıçta katiyen siyasetle iştigal etmemeli, sırf askeri vazifesini yapmalı ve kendisini gerek Afgan, gerekse Türkistan ve Buhara askerlerine sevdirmeli. 
2) Giden subaylar, zahiren Afgan Hükümeti’nin adamları gibi görünmekle beraber, daima ve her halûkarda Türk Hükümeti’nin bilcümle emirlerine tabi olacak ahlak ve metanette seçilmeli. 
3) Bu subaylar, Afganistan hizmetinde bulundukları müddetçe dahi, terfi ve sair hususlarda Türk Ordusu kadrosunda bulunmalılar. 
4) Bu heyetle telli telsiz muhaberat tesis edilmeli. 
5) Afganistan idarecileri, harici entrikalar sayesinde İslamiyet ve Türklüğün menfaatlerine aykırı bir surette hareket etmeye hazırlandıkları takdirde, heyetimiz bir suretle buna mani olmalı, Türk ve İslam menfaatlerine hizmet eden bir Afgan partisini iktidara getirecek kadar kuvvetli bir yer edilmeli. 
İşte Atatürk bu... 
Yıllardır belli çevrelerin bu ülke halkına sunmaya çalıştığı, çevresinde olup bitene göz ve kulaklarını kapatan pasif bir kişilik değil! 
***
Şimdi kimse yanlış anlamasın. Ne savaş kışkırtıcılığı yapmak istiyorum, ne de savaştan yanayım... 
Sadece, kişiliksiz ve pasif bir dış politikaya karşıyım! 
Atatürk, eskilerin altını çizdiği “İstiyorsun sulh-u salah hazır ol cenge” yani “Sulh istiyorsan, savaşa hazır ol” politikasını uygulamış. Doğru olan ve yapılması gereken de bu! 

<p>Türkiye'deki yangın felaketi devam ederken Yunanistan'ın, Türkiye'ye itfaiye uçağı göndermeye haz

Komşu yine boş konuştu

Orman yangınlarında yaralanan hayvanlar tedavi ediliyor

Uluabat Gölü, yeşile büründü

Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Suver, Van'da incelemelerini sürdürüyor