• $8,4705
  • €10,2921
  • 501.151
  • 1441.33
08 Nisan 2016 Cuma

50 yıl geride Kılıçdaroğlu

Emin Pazarcı
Emin Pazarcı
YAZARIN SAYFASI

“Karşıyım karşı, her şeye karşı” diye özetlenebilecek bir tavır sergiliyor. Proje üretmek yerine yapanları eleştirmekle günlerini geçiriyor. Hızını alamadığı zamanlarda da ağzını bile bozuyor…

Yadırgamamak lazım…
Kemal Kılıçdaroğlu’nun geldiği yer, çevre şartları ve aldığı kültür itibarıyla çok da şaşırtıcı değil. Öyle alışmışlar, öyle devam edip gidiyor. Bundan 50 yıl önce de böyleydi, bugün de aynı.
Gelin, 1960’lı yılların sonuna gidelim. Neler yaşanmış, Türkiye hangi tartışmalarla karşı karşıya kalmış bir bakalım…
O günlerde İstanbul Boğazı üzerinde Asya’yı Avrupa’ya bağlayan bir geçit yok. Boğaz, ancak “arabalı vapurlarla” geçiliyor. Bu işlem ise günler sürüyor. Kamyonlar sıraya giriyorlar, karşıdan karşıya geçmek için günlerce vapur sırasının kendilerine gelmesini bekliyorlar.
Bu sıkıntıyı aşmak ve ulaşımı rahatlatmak için Boğaz’a bir köprü fikri ortaya çıkıyor. Bunun için bir proje hazırlanıyor. Sen misin bunu yapan? Bugün olduğu gibi hemen Mimarlar Odası devreye gidiyor. “Olmaz, olamaz, yaptırmayız” diyor. Projeyi yerden yere vurmak için bin dereden bin su getiriyor…
Belgelere bakınca, o gün çıkarılan gürültünün bugün yaşananlardan hiçbir farkı yok. CHP ile Mimarlar Odası bir araya geliyor, bu hizmeti adeta “vatana ihanetmiş” gibi halkın önüne koyuyor.
* * *
3 Eylül 1968…
İlhan Selçuk, Cumhuriyet Gazetesi’nde bir köşe yazısı yazıyor. Önce, Mimarlar Odası’nın hazırladığı rapordan bölümler ortaya koyuyor…
Mimarlar Odası, bugün ne diyorsa, o zaman da onu söylüyor:
“Bu köprü, bölge planlarına ve şehircilik çalışmalarına aykırıdır.”
Sonrasında ortaya konulanlar ise evlere şenlik. Raporda, ‘Şehir genişleyecek ve yeni köprülere ihtiyaç duyulacak. Köprüler tuzağı adı verilen kısır çember içine düşülecektir” deniliyor.
Bundan doğal ne var? Tabii ki şehir genişleyecek ve genişledikçe, yeni yatırımlara gerek duyulacak. Bugün olduğu gibi yeni köprüler de yapılacak, boğazın altından geçişler de. “Şehir genişleyecek, yeni köprüler gerekecek” diyen zihniyetin o dönemde ortaya koyduğu formül açık:
“Yatırım yapılmasın, şehir genişlemesin.”
“Yadırgamamak lazım” derken, işte buna işaret etmeye çalıştım. Bu zihniyetten ilham alan Kılıçdaroğlu’nun bugün farklı davranması beklenebilir mi?
* * *
Bitmedi, daha neler var, neler…
İlhan Selçuk’un yazısına göre, Mimarlar Odası, ilk Boğaz Köprüsü’ne karşı çıkarken, daha başka argümanlar da ortaya koyuyor…
Köprü için “Otomobil ulaşımı ve dolmuş sistemini teşvik edecektir” diyor. Bir başka ifade ile karşıdan karşıya geçmek için “arabalı vapur” çilesinin devamından yana bir tavır sergiliyor.
“Petrol tüketimi artacak ve döviz kaybına sebep olacak” görüşü ile “İnsanların eziyet çekmesi ve sefil olması çok da önemli değil” anlamına gelecek bir pozisyon alıyor.
Ayrıca, “Pahalı olan karayolu taşımacılığı teşvik edilecek, demiryolu taşımacılığı körelecektir” ifadesi bile kullanılabiliyor. Sanki havada asılı bir demiryolu var da insanlar onu kullanmıyormuş gibi bir tavır içine giriliyor.
Sonrasında ortaya konulan görüşler de bugündün farklı değil. “Proje yetersiz” deniliyor. Estetik açıdan eleştiriliyor. “İstanbul’u ve Boğaz’ı çirkinleştirecek” türünden ifadeler kullanılıyor.
Nihayet, İlhan Selçuk da hükmünü veriyor:
“Lüks tüketimi artıracak. Bizim gibi yoksul bir ülke için Boğaz Köprüsü gerçekten kel başa şimşir taraktır.”
İşte zihniyet bu! Şaka gibi değil mi?
İki tane yaptık yetmiyor, bugün üçüncüsünü bitirmek üzereyiz! Maalesef, kullandığı argümanlar değişse de aynı zihniyet bugün de devam ediyor. Üçüncü Köprü, Üçüncü Havalimanı gibi ne zaman bir proje ortaya çıksa, başta CHP olmak üzere aynı güruh şiddetle karşı çıkıyor.
Tam 50 yıl geride kaldı; hamam da aynı tas da…
Türkiye olarak alışkanlık yapmış çarpık bir bakış ile karşı karşıyayız. Değişmiyor, değiştirilemiyor; kim bilir belki değiştirilmek de istenmiyor.
Az değil tamı tamına 50 yıl geriden geliyorlar…
Tekrarlıyorum, o yüzden ben hiç yadırgamıyorum. Siz de fazla dert etmeyin. Alışığız biz buna ve maalesef bu durum Türkiye’nin bir gerçeği!

<p>Libya açıklarında batmak üzere olan şişme bottaki 97 düzensiz göçmen, bölgedeki Deniz Kuvvetleri

MSB duyurdu: Mehmetçiğin dikkati faciayı önledi

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı

İşgalci İsrail, içlerinde hamile bir kadınında bulunduğu ailenin tüm fertlerini öldürdü

Mehmetçiğin dikkati Doğu Akdeniz'de faciayı önledi