• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
28 Eylül 2013 Cumartesi

Yanmak, tutuşmak ve rezil olamamak...

Yatıp kalkıp bu ülkeye şükretmemiz lazım; ne söylersek söyleyelim unutulacak, hangi rezilliği yaparsak yapalım hatırlanmayacak… Hadise o esprileri neden yapıyor; bilen var mı? 

Hadise güzel kız Allah için, yetenekli, akıllı. Eurovision macerasını Moskova’da takip etmiştim, demem o ki kendisiyle hiçbir derdim yok. Hatta zamanında Dr. Erol Bey’e de kızmıştım, “Kızın kilolarıyla bu kadar uğraşma” diye. Müzikal başarısından ziyade son üç yıldır, jüri üyesi olarak gösterdiği performans konuşulmakta. Buna da “Olabilir, albümler satmıyor, müzik darboğazda, kızcağız naapsın, falan filan” diyelim… Peki, daha çok seyredilmek, daha çok popüler olmak, daha çok konuşulmak için mi sarf ediliyor o cümleler? Yarışmacıyı ‘güya’ kandırmak için “Bana gel, evime gel”le başlayan, sır-sınır tanımayan, üstelik basitliğe ve bayağılığa hızla kayan bir platformda acaba nereye toslanacak? Kast ettiğim, sadece Acun Ilıcalı prodüksiyonu olan yarışma değil, dejenerasyon artık damarlarımızda…
Komedi geleneği yüzyıllar öncesine dayanan bir hazineye sahiptik, gencecik beyinlerle geldiğimiz noktaya bakın. Herkesin ekran başında olduğu bir saatte, erkek yarışmacıya “Yanıyorum, ateşimi söndür” diyen bir hanımefendi! Bu tarz esprileri sıkça yapan, iki lafından biri küfür olan, yanındakiler gülüyor diye belden aşağı konuşmayı marifet sayan genç kızların, “Evlenecek erkek yok memlekette” nutukları nasıl da boş kalıveriyor!

ANKARA'NIN BAĞLARI...

Denetimden ve yasaklarından şikâyet edenlerin susma vaktidir, bizimkinden rahat ve özgür bir ülke yoktur emin olun. 
Geçenlerde Instagram hesabına yurtdışında çektiği ‘Gotum’ adlı kafeyi ekleyerek, “Bilmem ne (açıkça yazmıştı parti adını ama ben buraya yazmayı uygun bulmuyorum, okuyucuyu provoke etmek değil amacım. Hangi parti olduğu önemli değil çünkü) partisi için kafe açılmış” diye yazan, sözüm ona sosyetik bir hanıma, “Sizi takip ediyorum, yazdığınız nota çok şaşırdım ve hiç yakıştıramadım” diye bir not ekledim. Bir küfür yemediğim kaldı; sosyetiklik, hanımlık falan ‘Ankara’nın Bağları’ çalana kadar emin olun…
Seviyesini ölçmek için birini kızdırın ya da içinden geldiği gibi şaka yapmasına izin verin… Hadise, çok daha yukarıda bir yerlere koyduğum, pırıl pırıl genç bir şarkıcı. Belki de insanları fazla abartmamam lazım. O zaman hayal kırıklığı da yaşanmaz… Ohhh Ankara’nın bağları da büklüm büklüm yollarıııııı… Ne zaman âşık oldum da galdıramadım golları…

HAFTALIK...HAFTALIK...

- İzzet Paşa Efendi’nin bu hafta program konuğu, tenor Alessandro Safina idi… Bir de Ebru Yaşar ve ne dediğini asla anlamadığım Fatih Altaylı. Safina’nın kolundaki mezura şeklindeki bilekliği görünce “Bununla ne ölçüyorsun” diye soran şakacı şarkıcı Ebru Yaşar, şakasına bakın nasıl devam etti… “Hangi Türkçe şarkıyı biliyorsun?” diye sordu Paşa Efendi, Safina gayet kibar, “Uzun ince bir yol” diye cevapladı. Yaşar pratik zekâsı ve alt yapısını gözler önüne seriverdi, mezurayı işaret ederek “Bununla ne ölçtüğün belli oldu, uzun, ince”…
Diyecek sözüm yok gayrı, bittim ve gittim…
- Gayet yetenekli ve hevesliyim, becerikliyim, titiz ve bilgiliyim. Çok okudum, araştırdım, seyrettim ve artık hazırım. Özel bir hastanede cerrah olarak çalışmak istiyorum. Meziyetlerimin yeteceğinden adım gibi eminim. Sadece tıp okumadım. Gerekir miydi?

<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

UNESCO'nun geçici listesindeki Yesemek'te 15 heykel gün yüzüne çıkarıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Siirt'te toplu açılış törenine katıldı

Ürdün'ün Salt kentindeki müze dünyanın en küçük Kuran-ı Kerim'ine ev sahipliği yapıyor