• $8,5492
  • €10,0853
  • 495.469
  • 1351.59
19 Ekim 2013 Cumartesi

Çocuksuz tatil mübah mıdır?

Çocuklarını yanlarına almadan tatile çıkan kadınların zevk almaları mümkün değil. Bayram tatili için çocuksuz tatil yapmayı seçen üç kadınla konuştum; neredeyse ağlayacaklardı. Anne olmak, gerçekten kadında ciddi tahribat yapıyor, ağlayan kadınları güldürmeye adadım kendimi...

Bayram tatili için 18 yaşın altında misafirin kabul edilmediği bir oteldeyim, huzurlu, sakin, konforlu bir otel. Yazı tatilsiz geçirdiğim için bir haftalık bir kaçamak çok iyi geldi bünyeye; birkaç hanımla sıkı dost olduk...
Oteli tarif etmeliyim ki gözünüzde canlansın; bir göl kenarında; ağaçlar, türlü çiçek ve güzel kokularla baş başasınız, bahçesinde arp çalan çok yetenekli bir sanatçının ezgileri arasında kayboluyorsunuz; masal diyarı gibi. Sabah erken saatlerde sis oluyor ve göl bambaşka bir görüntüye bürünüyor, kocaman tahta bir korsan gemisi çıkabilir derinlerden diye ürküyorsunuz. Bu sanırım sadece benim hayalim, korsan gemisi ve Johnny Depp beklentisi... Fazla oksijen bunlara sebep oluyor, hayal âlemindesiniz aralıksız... Üstelik gelmeden önce Nevşah Fidan’la sohbet etmiştim, öyle derin ve çok nefes alıyorum ki, kafam bulanıyor...

ÇOCUKSUZ, HADDİNDEN FAZLA SAKİN

Otelin zarif, zevkli, sade ve pahalı bir dekorasyonu var. Çocuk kabul edilmediği için haddinden fazla sakin ve temiz. Çocuk alınan tatil köylerinde yerde dondurma, meyve, pizza dilimi görmek çok mümkündür. Normaldir de; yapar, çocuktur! Havuza giremezsiniz çocuk varsa, o da normaldir; bir defasında beni şezlongumla havuza atan iki erkek çocuk bile olmuştu. Ses çıkarmamıştım, anneleri mahcup olmuş ve defalarca özür dilemişti. Sonra annelerini ve babalarını da kıyafetleriyle havuza atmışlardı. Tatilde çocukları zaptetmek zor; halden anlayan biriyim. 
Kafa dinlemek için çocuksuz otel seçtim, tıpkı diğer misafirler gibi. Sabah bahçede kahvaltı yaparken, hemen arkamda oturan hanım, elinde telefon ağlamaklıydı. Dayanamadım, ona bir ıhlamur ikram ettim. Hemen döküldü tabii, “Oğlum iki gündür içine kapanmış”... Çocuğa kimin baktığını sordum, kayınvalidesi ilgileniyormuş. Kocasıyla birlikte hem kilo vermek hem de kafa dinlemek için kaçmışlar buraya. “Kayınvalideniz için iyi olmuş” dedim, “Yaramazlık yapsa ve sizi geri çağırsa daha mı iyi?”... Ağlamaklı kadın bozuldu biraz. Öğleden sonraki SPA seansımdan sonra, ısıtılmış su yataklarında dinleniyordum. İki kadınla tanıştım; biri yine telefondaydı ve direktif veriyordu, “Hayır, meyveyi püre yapacaksın. Ne demek püre istemiyor! Diğer kadın arkadaşına destek olmak için sürekli konuşuyordu.  “Sor bakalım öğlen ne yemişler, uyumuşlar mı?”
Neden sonra telefonu kapattılar ve göz göze geldik. Meğer ikisi kardeşmiş, çocuklarını annelerine bırakmışlar. Üç gündür buradaydılar ve zevk almaları mümkün değildi. Onlara aynı göl kıyısında çocuklu misafir de kabul eden bir başka otel olduğunu hatırlattım. Şöyle bir konsept olabilir mi acaba? Hem çocuk kabul etmeyecek bir otel olacak hem de çocuğu olmayan kadınları kabul edecek?

YAŞLILARI AĞLATALIM!!!

Tuhaflıklar ülkesiyiz, en tuhaf hallerimiz ‘en doğal’ olduğunu düşündüğüm konularda ortaya çıkıyor. İnsanların yaşlanmalarına şaşkınlıkla bakmak ve yaşlı kişiler üzerinden ağlak ve muğlak haber yapmak da bunlardan biri.
Bir televizyon kanalı, bayramın birinci günü münasebetiyle huzurevi ziyareti yaptı. Muhabir canlı yayınla kanala bağlandı ve sunucularla paslaşarak, ‘yaşlı’ kişilerle konuştu. Huzurevi sakinlerini acz içinde ve gözü yaşlı bulacağını sanarak, mekâna giden sunucu ise durumdan ağlak bir sunum çıkarmak için hayli zorlandı.
Şunu kabul etmek lazım, sevgisizleşen bir ülkeyiz artık. Sevgiyi, saygıyı bir yerlerde unuttuk, kaybettik.
İnsanlara insan gibi davranmakla alakalı bir sıkıntımız var, çocuklara da acayip davranıyoruz, yaşı geçkinlere de. 
Huzurevi, adı üstünde artık huzurlu yaşamak isteyenlerin, çalışmak, koşturmak zamanlarını geçirenlerin kendi yaşıtlarıyla bir arada olup bakımlarının yapıldığı yerleşim birimleri. 
Birçoğunun evladı, torunu, akrabaları var, karşılarına geçip de “En çok ne özlüyorsunuz, aileniz sizi arıyor mu?” diye sormak bitsin artık! Bu bakış açısı da bitsin, bu habercilik de! Madem bir hayır yapmak peşindesiniz, alın lokumunuzu gidin ellerini öpün. Baklava almayın, illa lokum istiyorlar. Dişinde sorun olanlar da emerek yiyormuş... Sade lokum olsun ama.
Oradaki kahkahayı, neşeyi, güzel bayram sofralarını gösterin, ‘yaşlı’ olmak nedir Allah aşkına? Bu haberleri yapanların ailesinde hiç mi yaşlı yok, kendileri asla yaşlanmayacak mı? 
Bayramdan bayrama yapılan ziyaretle kendi sevap hanelerine artı yazıldığını sananların yanıldığını düşünüyorum. O güzelim teyzeleri, amcaları ağlatmaya çalışmak, unutulduklarını hatırlatmak büyük zalimlikti...

HAFTALIK... HAFTALIK...

- AVM düşkünlüğü bizimki kadar büyük bir millet daha var mı? Evet var! Kuzey Irak’ta, Erbil’de bir AVM açılışına bütün şehrin geldiğini söylemişlerdi. Demek ki gelişmekte olan ülkelerde böyle bir durum gözlenebiliyor. Koşa koşa gidip de izlenim yazan köşe yazarlarını tebrik ediyor ve kıskanıyorum. 
- Koca arayan Hülya fotoğrafları komikti; klibi için gelinlik giyen Hülya Avşar, yine gündeme gelmeyi başardı. 50 yaşındaki Avşar’a rica ediyorum ne olur güzel bir filmde oyna! Bir film yap, yapımcı ol, bütün bağımsız sinemacılar seninle çalışmak istiyor. 
- Sinema demişken, Meryl Streep, ‘Thatcher’ filmindeki performansı karşılığında para almamış bu arada... Yapımcıyla anlaşma yapmış ve bir milyon doların bir müzeye bağışlanmasını sağlamış.
- ’Yerçekimi’ gösterimde; gerçek hayatta çok iyi arkadaş olan Sandra Bullock ve George Clooney başrolde. Uzayda kaybolmayı değil de bazı zor zamanlarda hayatta kaybolmayı anlatıyor film. 

<p>Başkan Erdoğan Ayasofya Camii'nin ibadete açılışını sosyal medya hesabından video ile kutladı. Er

Başkan Erdoğan'dan 'Ayasofya'nın Dirilişi' paylaşımı

2020 Tokyo Olimpiyatları görkemli törenle açıldı

Bayraktar TB3, TCG Anadolu'da birlikte görev yapacak

Metabolizmayı hızlandıran besinler nelerdir?