• $ 5,6913
  • € 6,3238
  • 272.777
  • 103072
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Ekonomide çember kırılıyor!

Türkiye’ye yönelik saldırılardan birinin ekonomi üzerinden geldiğini söylemek, ekonominin yapısal sorunlarını görmezden gelmek anlamına gelmemektedir. Bugün Türkiye bu ikisiyle birlikte mücadele etmektedir. Bir taraftan aktüel ‘finans-politik saldırıya’ cevap verirken, esas olarak da yapıdaki ‘kısır döngüyü’ parçalayarak sağlıklı/dengeli bir büyüme politikasına yönelmektedir.

Önce saldırıdan bahsedelim; uluslararası çevreler tarafından uzun zamandır sürdürülen finans/politik servislerden gelen saldırı devam ederken, bugünlerde buna yenileri eklenmiştir. Önce Merkez Bankası ile ilgili sahte haberler dış medya tarafından servis edilirken; arkasından ‘kriz çıktı çıkacak’ kampanyasının mensuplarından biri devreye girerek, üstelik döviz rezervlerinin 2019 Mart ayı sonunda 96.3 milyar dolar olduğu bir aşamada ‘Merkez Bankası dövizi tüketti’ diye yazacaktır.

MUHALEFET AÇIĞI

Buna rağmen yıllardır kriz geldi gelecek diyen ‘Krizi Bekleyenler Kulübünün’ mensubu bu gazeteci görünümlü adamlar defalarca yanılmalarına rağmen bir görevli gibi benzer yalanları hâlâ yazmaktadırlar. Hatta öyle ki bunlardan biri ‘cari açığın’ hızla düşmesinden o kadar rahatsız olmuş olacak ki ‘döviz kalmadığı için cari açık düştü’ diyerek, cehaletini sergilemekten de kendini alamamıştır. İşin daha da kötüsü, sergilenen bu cehaleti fark etmeyen siyasetçilerin hemen devreye girerek bu sahte iktisat yazarlarına dayanarak konuşmalarıdır.

Muhalefet yetersizliği dediğim olay, bu tür spekülatif yalan haberlerin kullanımında kendisini ortaya koymaktadır ki bu aynı zamanda Türkiye açısından ciddi bir ‘muhalefet açığı’ olduğunun göstergesidir. Muhalefetin bu durumunun, temel konuların görülüp tartışılmasının önüne geçtiğini gösteren önemli bir örnek; ekonomideki esas problemlerin mesela ‘yapısal sorunun’ eleştirel bir şekilde ortaya konularak alternatif bir iktisat reformu/politikası geliştirmesinin de önünü kapatmasıdır.

CARİ AÇIK

Bilindiği gibi Türkiye kalkınma arayışına girdiği yıllardan itibaren ‘yüksek faiz-enflasyon-devalüasyon-cari açık’ çemberinin içinde debelenip durmuştur. Üretim malları üretemeyen, sabit yabancı sermaye yatırım çekemeyen, dolayısıyla kalkınma için döviz/ithalat mecburiyetinde olan bir ülke için bu sorunu çözmek kolay değildir. 1960’lardan 1980’lere kadar Demirel bu sorunlarla uğraşarak ülkeyi sanayileşmede belli bir yere taşımak isterken, aynı sorunu Özal 80’li yıllardan başlayarak yaşamış, problem daha sonra da devam etmiştir.

Bugün Türkiye karşılaştığı ekonomik dalgalanma içinde bu sorunu çözme fırsatı yakalamıştır; ithalata dayalı büyümeden çıkıp yerli üretim gücünü, başta ara malı sanayilerde harekete geçirerek bunu başaracak hale gelmiştir. Bu yılın ilk ayından itibaren yükselme eğilimine giren sanayideki büyümenin Mart 2019’da bir önceki aya göre %2.1 artış göstermesi ve aynı zamanda ‘cari açığın’ 2009’dan bu yana en düşük seviyeye gelmesi, mart ayında 589 milyon dolara, yıllık bazda 12 milyar 829 milyon dolara gerilemesi çemberin kırılmakta olduğunu göstermektedir.

Türkiye, bu yapısal sorunu çözme fırsatını kaçırmadığını herkese göstermek durumundadır, anlamayanlara da anlamak istemeyenlere de…

Vedat Bilgin Diğer Yazıları

Ey İstanbul!

13.05.2019

Kuşatma

06.05.2019

Banka ve kültür

25.04.2019

<p>İstanbul Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali Teknofest kapsamında Türkiye´ye gelen Rus savaş u

İstanbul Semalarında Böyle Görüntülendiler

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Korkutan görüntü! Dünden bu yana artış gösteriyor

Yer: Gaziantep... Havadan böyle görüntülendi