• $7,4294
  • €8,982
  • 412.302
  • 1471.39
16 Ocak 2021 Cumartesi

Yeni küresel sistemde Türkiye'nin yeri

Dr. Eray Güçlüer
Dr. Eray Güçlüer
YAZARIN SAYFASI

Yeni küresel sistemin oluşmasındaki gerilimleri hepimiz görüyoruz ve hissediyoruz. Ortadoğu’nun hali malum. Afrika aynı şekilde kaynıyor. Bu sosyo-politik ısınmışlık şimdilerde yeni alanlara sıçradı. ABD’de yaşanan olayları hep beraber izledik. Daha öncede belirtmiştim artık ABD’deki yeni Biden iktidarının muktedirliği her zamankinden daha fazla sorgulanır hale gelebilir. Artık ABD’deki demokrasi maskesi ciddi şekilde yırtıldı. Yani takke düştü. Her şey bir yana yeni ABD yönetiminin (küresel elitin) yaşanan olayların sebeplerini araştırmak gibi bir niyetleri de yok gibi görünüyor. Bugüne kadar yaşananlara karşı üretilebilen tek şey Biden’in yemin töreninde yapacağı halkı birleştirici konuşması. Trump’ın bir şekilde siyasi hayatına son verilse bile Trumpizm’in yok edilmesi artık çok mümkün görünmüyor. Aslında ABD’deki Cumhuriyetçi-Demokrat kavgasının bundan sonra ABD dışında da ulusalcı-küreselci mücadelesi şeklinde genişlemesine şahit olabiliriz. Özellikle Latin Amerika ve Avrupa bu mücadelenin yeni merkezleri olmaya aday gibi duruyor. Sonuçta neler olacağını hep beraber izleyip göreceğiz bu arada yeni ABD yönetiminin dış politikadaki ip uçları da ortaya çıkmaya başladı. ABD’nin tehdit önceliğinde Rusya şimdilik Çin’in önüne geçmiş gibi görünüyor. Bu bağlamda diğer iki aktör olan İran ve Çin’le sıcak bir çatışmaya girmek yerine Rusya merkezli mücadelede onlarla geçici barışlar yapılması bir yöntem olarak benimsenmiş durumda.

Burada hem İran’la hem de Rusya’yla ilişkiler bakımından Türkiye’nin durumunu iyi analiz etmek gerekir. Öncelikle İran’la ABD’nin nükleer anlaşma imzalaması Arap dünyası ve İsrail tarafından tehdit olarak algılanacaktır. ABD böyle bir hazırlıkta iken bu tehdit algılamasının ortasında kendisini bulan Arap ülkeleri birer ikişer Türkiye ile iyi ilişkiler kurmak istediklerini açıklamaya başladılar. S.Arabistan ve Birleşik Arap Emirliklerinin son dönemde yaptıkları bu yöndeki olumlu açıklamalar tesadüfi değil. Onlara göre bölgede İran’ı dengeleyebilecek tek güç Türkiye. Dolayısıyla ABD İran’a yönelik farklı bir strateji geliştirinceye kadar Arap ülkelerinin ülkemize yönelik bu bakışlarının değişmeyeceğini söyleyebilirim. Bu yeni durum zaten bölgede barışçıl politikalar izleyen Türkiye’nin lehine siyasi ve ekonomik zeminler hazırlayabilir. Sonuçta ABD’nin İran’la nükleer anlaşma imzalaması Ortadoğu’daki mücadeleleri sonlandırmayacaktır.

Rusya açısından baktığımızda ise Hazar’ın batısında Karabağ savaşıyla inisiyatif almaya çalışan Rusya’nın eski hakim gücünün yerine Türkiye ile güç paylaşımı içinde olduğu görülüyor. Rusya’nın Suriye’de desteklediği Esed güçlerini vuran, Kafkaslarda Ermenistan’ı perişan eden, Libya’da Hafter’e bir adım dahi attırmayan Türkiye’nin bu saydığımız Jeopolitik alanlarda Rusya ile birlikte yer aldığını, buralarda Rusya’nın artık tek başına olamadığını herkes görüyor. Bundan sonraki süreçte ABD’nin Rusya üzerine odaklanması doğal olarak Rusya’yı daha fazla Türkiye’ye yaklaştırabilir. Bu yaklaşmalarda Türkiye’nin daha fazla alan kazanabileceğini de söylemekte yarar var. Konuya bir bütün olarak bakacak olursak, Ortadoğu’da Arap ülkelerinin bize yeni yönelimleri, Rusya’daki rol değişimleri ve ABD’nin bu süreçte özellikle Ortadoğu’da kurgulayacağı denklemde Türkiye’ye ihtiyaç duyacağını düşündüğümüzde, Türkiye’nin çok yönlü jeopolitik siyasi akımların merkezi olmaya aday olduğu rahatlıkla görülebilir. Bu durum bizler için söylenenlerin aksine pek çok fırsatı da ortaya çıkaracaktır. İşte mevcut denge politikasıyla bu fırsatların başta terörle mücadele, enerji ve Doğu Akdeniz ekopolitiğinde durum üstünlüğünün sürdürülmesi olmak üzere ülkemiz için çok yönlü avantajlara dönüştürülebilmesi güçlü bir ihtimal olarak karşımıza çıkmakta.

Bugün teknoloji casusluğunda hedef ülke konumunda olduğumuzu bilmek gerekir. Yapılan casusluk operasyonları bunu gösteriyor. Bu vesileyle Milli İstihbarat Başkanlığını bir kez daha tebrik ediyorum. Bu casusluk faaliyetleri aslında sadece savunma teknolojileri değil ülkemizin genel teknolojik seviyesiyle ilgilidir. Gerçekten gurur verici gelişmeler yaşıyoruz. Altay Tankından Türksat uydularına kadar pek çok teknolojik gelişmenin kapısını aralamış durumda Türkiye. Bu konudaki yeni gelişmeleri hep birlikte izleyeceğiz ancak diğer gelişmiş ülkelerde olduğu gibi bizde de ister kamu ister özel teşebbüs olsun teknoloji casusluğuna karşı mücadele edecek özel birimlerin kurulması ihtiyacı vardır. Bir bütün olarak milli sermayenin ve milli teknolojinin korunması bu özel birimler vasıtasıyla devlet tarafından sağlanmalıdır.

Son söz olarak sağlıklı ve mutlu yarınlar için haydi Türkiye’m herkes aşıya!

Dr.D.Eray GÜÇLÜER

Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi

<p>Peki, önümüzdeki günlerde Paşinyan'ı neler bekliyor?  Azerbaycan-Ermenistan hattında neler yaşanı

İskender füzesi iddiasının sebebi ne?

Öğretmenlere koronavirüs aşısının yapılmaya başlandı

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar A-400M hangarını ziyaret etti

Balıkçı ağlarına bin yıllık tekne parçaları ile 13 amfora takıldı