• $8,7245
  • €10,4035
  • 500.415
  • 1414.15
23 Mayıs 2021 Pazar

Kamikaze hücreler

Dr. Eray Güçlüer
Dr. Eray Güçlüer
Dinle
YAZARIN SAYFASI

Beşinci kol faaliyetinin farklı versiyonu olarak emperyalizmin yeni Türkiye stratejisi giderek daha belirgin hale gelmeye başladı. Dış cephede ülkemize yönelik terör ve konvansiyonel tehditleri bertaraf etmeyi başaran devletimiz, şimdilerde çete reisleri, maket uçaklı saldırılar, adalet ve medya mekanizması içerindeki birtakım tetikçiler ve siyasetin bazı kirli aktörlerince içeriden dizayn edilmeye çalışılıyor. Farklı kulvarlarda gibi görünseler de büyük resme bakıldığında her biri puzzleın birer küçük parçası ve hepsi büyük resmi oluşturmak isteyen küresel güçlerin güdümündeki oyuncaklar. Amiraller bildirisinden tutunda 128 milyar hikayesine kadar gittikçe artan sayıda gündeme getirilen bu algı operasyonu araçlarına bundan sonra da yenileri eklenecek gibi görünüyor. Zaten amaçlardan biri de bu. Bu tür karanlık maksatlı mikro unsurları Türkiye gündeminde çoğaltarak artık kontrol edilmez ve istikrarsız psiko-sosyal ortam oluşturmak hedefleniyor. Neticede bu tür konularda kullanılan tetikçi aktörler aslında küçük mikro seviyeli hücreler ama karşılık vermeye zorlanan stratejik seviyedeki koca bir devlet. Koskoca devletin enerjisini yüzlerce drenaj üzerinden bu tür kamikaze hücrelere harcanmasını sağlarsanız, arka plandaki emperyalist şer odaklarıyla mücadele edecek kurumsal gücü zayıflatırsınız. İşte tam da istenen budur, milletimizin büyük resmi görmesi son derece önemlidir. O yüzden Türkiye üzerinde oynanan yeni stratejik oyundaki mikro senaryolara tek tek değinmeyeceğim. Fakat her şeyin ötesinde İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu'yu hedef alan yaklaşımlar ve HDP'ye bakanlık vermeyi düşünen siyasi zihniyet ülkemizin iç sisteminde turnusol kağıdı işlevi görmektedir. Cumhuriyet tarihimizin en başarılı İçişleri Bakanlarından biri olan Sayın Soylu'yu kirletmeye çalışmak, HDP'ye bakanlık verilebileceğini yüce milletimizin gözüne baka baka söyleyebilmek, bu sayede Türkiye düşmanı PKK ve diğer şer odaklarını yeniden canlandırmaya çalışmak, kişileri aşan ve kurumsal olarak devleti hedef alan siyasi kirlenmişliğin göstergeleridir.

Büyük resimde bütün bunların nihai amacı nedir diye soracak olursak, iç ortamı istikrarsızlaştırarak ülkeyi erken seçime zorlamak diye konuyu özetleyebiliriz. Böylece küresel güçlerin arzu ettiği Türkiye'nin dizayn edilesinde önemli bir aşama kaydedilmiş olacak. Bu nedenle ülkemizin iç yapısına karşı bu tür kamikaze saldırıların bundan sonra da özellikle 2023 seçimlerine kadar devam edebileceğini öngörmek mümkün. Türkiye'nin enerjisini koruyacak ve başta FETÖ-PKK iş birliğindeki bu tür saldırılara karşı daha etkili mücadele edilmesini sağlayacak daha güçlü bir stratejinin geliştirmesi önem arz etmektedir. Bu tür kirli provakasyonlar nedeniyle tamamlanan Kuzey Marmara Otoyolu hak ettiği ilgiyi göremiyor. Ukrayna'dan sonra Polonya'ya 24 adet Taarruzi SİHA satışı neredeyse gündeme bile gelmiyor. Hatta Türkiye'nin ürettiği ATAK helikopterlerinin Filipinlere satışını öngören anlaşmanın imzalanmış olması gündemde bile değil. Büyüyen ve güçlenen Türkiye'nin gerçekleştirdiği çok önemli onlarca projenin üstü örtülmeye çalışılıyor. Türkiye adeta yolsuzlukların, kaosun, kirlenmişliğin ülkesi olarak gösterilmek istenmekte. Ancak bir kere daha söylemek isterim ki Türkiye eski Türkiye değil ve Türk toplumu da eskiden olduğu gibi manipülasyon yönetilebilecek bir toplum değil. Milletimizin milli konulara karşı hassasiyeti son derece yüksek. Geçmişte yaşanan kaosların, kardeş kavgalarının bu ülkeye neler kaybettirdiğini herkes çok iyi biliyor. O yüzden hiç ümitlenmesinler emperyalizme bu ülkeden artık ekmek çıkmaz. Bugün oynanmaya çalışan oyunların mikro ve makro aktörlerinin hukuk önünde ve sandıkta bir gün hesap verebileceklerini de kimse unutmasın.

Dış gelişmeler bağlamında İsrail'in Filistin'e yaptığı saldırılardan sonra Türkiye'nin Filistin'le olan deniz bağlantısını jeopolitik ilişkiye taşıyabilme kapasitesi, başta Yunanistan ve İsrail olmak üzere bazı güçleri oldukça fazla rahatsız etmiş görünüyor. Geçmiştekinden farklı olarak Doğu Akdeniz Jeopolitiğindeki etkisi nedeniyle Kuzey Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin önemi her geçen gün artmakta. 22 Mayıs tarihinde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Fuat Oktay'ın KKTC'ye ziyareti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 20 Temmuz'daki planlı KKTC ziyareti büyük önem taşıyor. Türkiye'nin bölge dengelerinde sağladığı jeopolitik avantajı devam ettirebilmek ve olası güvenlik risklerini caydırabilmek maksadıyla KKTC ile olan ilişkilerini geliştirme yönünde başta enerji olmak üzere askeri ve ekonomik projelere ağırlık verdiğini görüyoruz. Bu durum her iki ülke açsından ve bölgedeki istikrarın korunması bakımından son derece önemli. Ayrıca güvenlik konusu dışında da KKTC'nin kurumsal devlet yapısının güçlendirilmesi ve yavru vatanın siyasal istikrara kavuşmasının sağlanması da oldukça önemli. Sonuç olarak Türkiye'nin adada iki devletli çözümü öngören ve KKTC'nin çok yönlü gelişimini sağlayacak yeni bir politikaya yöneldiğini görmekteyiz. Böylece KKTC'den Azerbaycan'a kadar uzanan jeopolitik hinterlandında ülkemizin kardeşlerimizle birlikte büyümesinin ve daha da güçlenmesinin önü açılabilir.

Dr.Eray GÜÇLÜER

Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi

<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu, yüzde 19 olan politika faizini d

Merkez Bankası'nın yüzde 19 olan politika faiz oranı değişmedi

İstanbul'da ''Yeditepe Huzur Uygulaması'' gerçekleştirildi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, GDAÜ toplantısında konuşma yaptı

Anzer Yaylası'nda arıcıların bal mesaisi başladı