• $9,6168
  • €11,1671
  • 557.505
  • 1492.93
5 Ekim 2021 Salı

İRAN'IN KAFKASLARDAKİ RAHATSIZLIĞI

Hani bir söz vardır bilirsiniz insanın en çok korktuğu şey başına gelirmiş diye. Şimdilerde İran'da bu korkuya kapılmış gibi görünüyor. Korkunun adı "Güney Azerbaycan". Aslında İran'ın uzun zamandır var olan içten içe derin kaygısını harekete geçiren olay 13 Eylül 2021 tarihinde Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de gerçekleştirilen "Üç Kardeş Tatbikatı" oldu. Türkiye, Azerbaycan ve Pakistan özel kuvvetlerine bağlı seçkin komandolar tarafından icra edilen bu tatbikatı İran kendisi için bir tehdit olarak algıladı. Ve hemen Azerbaycan sınırında yani güney Azerbaycan bölgesinde İran ordusu "Hayber Fatihleri" tatbikatını başlattı. Birbirlerini yanlışlıkla vurması sonucu 7 İran askerinin öldüğü son derece başarılı (!) tatbikat için İran ordusundan yapılan açıklamada bir bölge ülkesinin davetiyle DEAŞ'lı teröristlerin İran sınırına gelmesinden dolayı bu tatbikatın icra edildiği açıklandı. Ayrıca Karabağ kastedilerek İran'ın bölgedeki ülkelerin resmi sınırlarının değişmesini istemediği belirtildi. Açıklamada DEAŞ'ı İran sınırında davet eden bölge ülkesiyle kimin kastedildiğini anlamak çok da zor olmasa gerek.

İkinci Karabağ savaşında İran'ın Ermenistan'a yardım ettiğini dünya âlem biliyor. Tatbikatın Azerbaycan sınırında yapılması da asıl rahatsızlığın adresini göstermesi bakımından önemli. Sonuçta İran, Tebriz merkezli Güney Azerbaycan'ın bir gün kendisinden ayrılıp Azerbaycan'a bağlanmasından ciddi şekilde kaygılı. Bu mümkün mü bilinmez ama ihtimal dışı olduğunu da kimse söyleyemez. İran klasik olarak her zaman yaptığı gibi olayın arkasındaki tarihi, sosyolojik ve psikolojik gerçekleri görmezden gelip krizi ortadan kaldırmak için iki şeyi yapıyor. Birincisi güç gösterisi, ikincisi krizi Şiileştirme. Askeri tatbikatla güç gösterisinde bulunuyor, Hayber Fatihleri ismini kullanarak olayı Şiileştirmeye çalışıyor. Hayber kalesi 629 yılında Müslümanların kaleyi savunan Yahudileri yenmeleri sonucu ele geçirilmiştir. Hazreti Muhammed'in komutasında 1500 kişilik bir kuvvetin tahkim edilmiş kale burçlarının arkasındaki yaklaşık 15 bin kişilik Yahudi gücünü yendiği savaşta, Hazreti Ali'nin cesareti ve başarısı önemli bir yer tutar. İşte İran kendi dışındaki Azerbaycan dâhil herkesi İsrail'le iş birliği yapan Yahudi gücü, kendisini de Yahudilere karşı savaş kazanan Hazreti Ali'nin temsilcisi gibi gördüğünü ima etmeye çalışıyor. Böylece başta Azerbaycan ve Türkiye olmak üzere Türk dünyasına mesaj vermek isterken olayı Şiileştirmeye çalışan İran Rejimi toplumsal destek de sağlamaya çalışıyor.

Bunlar yaşanırken Güney Azerbaycan'da tatbikata giden İranlı askerlerin bozkurt işareti yapıp Türk marşları söylediklerini de hatırlamak gerekir. Yapılan Hayber Fatihleri isimli tatbikattın askeri açıdan çok da önemi olduğu söylenemez ancak bu tatbikat üzerinden verilmeye çalışılan siyasi mesajları okumak gerekir. İran tarafından verilen siyasi mesajlar ile bölge gerçekleri ne kadar örtüşüyor bu ayrı bir tartışma konusu ama bu süreç bundan sonra ilerler fakat gerilemez. Çünkü Azerbaycan'ın 2.Karabağ savaşında elde ettiği muhteşem başarı yıllardır İran dâhil Kafkaslarda dondurulmuş ve uyutulmuş olan Türklük bilincini ve şuurunu da açığa çıkardı. Yani cin şişeden çıktı. O yüzden İran'ın klasik ortaçağ paradigmalarını bırakıp bir an önce sosyolojik ve tarihsel dinamiklerle şekillenen yeni Kafkas jeopolitiğine uygun olarak Kafkaslarda, Suriye'de ve Irak'ta Türkiye'yle daha güçlü ve yakın işbirliğine gitmesi yararına olacaktır. Daha önceki yazılarıma da belirtmiştim, ABD yönetimleri değişse de emperyalistlerin İran stratejileri değişmez. Bu nedenle çok geç olmadan kıvrak politikalar yerine bölge gerçeklerini kapsayan realist stratejilere yönelmek İran için en doğru yaklaşımdır. Zira mezhepsel eksenli politikalar sadece İsrail'i güçlendirir. Türk ve Müslüman dünyasındaki karşıtlıklar, çatışmalar kimin işine yarar diye İran'ın kedi kendine sorması gerekiyor.

Önümüzdeki süreç Afganistan'daki gelişen yeni durumlardan dolayı başta İran olmak üzere herkes için hiç de kolay geçmeyecek gibi görünüyor. Geçmişi karanlık ve geleceği henüz öngörülemeyen Taliban'ın dünyanın en önemli kriz merkezi haline gelmiş olan Afganistan'daki jeopolitik yükü kaldırabilmesi çok da mümkün değildir. ABD'den bağımsız hareket etmediği görülen Taliban'ın istikrar ve huzur sağlamak yerine daha kitlesel kriz ve sorunları Afganistan dışına taşıma potansiyeline dikkat edilmelidir. Krizin Afganistan dışına taşmasıyla başlatılacak muhtemel Kafkas Baharından en çok etkilenecek ülkelerden biri İran olabilir. Bu durumda İran'ın klasik şiileştirme politikası ve güç gösterisi çok da işe yaramaz benden söylemesi.

<p>Yeşilçam'ın usta ismi Hülya Koçyiğit, 1963 yılında henüz 16 yaşındayken Susuz Yaz adlı filmle bey

Hülya Koçyiğit bilinmeyenlerini anlattı

Yer siyah gök beyaz! İşte Beşiktaş'ın Galatasaray galibiyetinden en özel kareler

Düzce'nin 1830 rakımlı Kardüz Yaylası'na kar yağdı

Az bilinen tarihi fotoğraflar ve hikayeleri