• $7,4703
  • €9,055
  • 423.307
  • 1472.37
06 Şubat 2021 Cumartesi

Boğaziçi polemiği

Dr. Eray Güçlüer
Dr. Eray Güçlüer
Dinle
YAZARIN SAYFASI

Boğaziçi Üniversitemizde Rektör ataması bahane edilerek başlatılmaya çalışılan kaotik kalkışma, uzun zamandır görmediğimiz birtakım görüntülerin ortaya çıkmasına neden oldu. Detaya boğulmadan olayın teşhisini yapacak olursak, bu tür olaylar üzerinden algı operasyonlarıyla Türkiye'de kaotik ortam oluşturulması amaçlanıyor. Dağda bitirilmiş PKK'dan umduğunu bulamayanlar, üniversitelerimize sızdırılmış teröristlere bel bağlamış durumdalar. Ancak bu olayların toplumsal karşılığı yok. 4 Ocak 2021'den bu yana Boğaziçi bahanesiyle 38 ilde nümayiş oluşturmaya çalışan toplam 528 kişi gözaltına alındı. Bunların yaklaşık 200'ünün İstanbul'da göz altına alındıklarını göz önünde bulunduracak olursak, Anadolu'daki diğer üniversitelerimizde bu tür olaylara karışanların ortalama sayıları 10 bile değil. Türkiye'de artık bu tür şiddet içerikli kalkışmalara toplumun hiçbir kesiminin destek vermediğini, tam tersine insanlarımızın bunlara tepki gösterdiklerini aslında bu provokasyonları planlayan her zamanki malum karanlık dış güçler de biliyor. O yüzden mikrofon ellerinde hazır bekliyorlar. Ve ilk açıklamalar başta ABD dış işleri bakanlığı olmak üzere çeşitli yerlerden gelmeye başladı. Stereo tip şeklinde basma kalıp özgürlük, insan hakları, demokrasi, hukukun üstünlüğü vs. şeklindeki tekrarlardan oluşan söylemlerden ibaret bu açıklamaların asıl amacı, Türkiye'yi uluslararası ortamda güç durumda bırakmak.

Genel olarak Türkiye'nin son bir ayına bakacak olursak, özellikle Suriye'nin kuzeyindeki askerlerimize karşı yapılan saldırılardaki artışlar, yurt içinde Amanos dağları ve doğuya uzanımı hattındaki PKK artıkların hareketlenme gayretleri, DEAŞ'ın üst düzey elemanlarının yurt içinde yakalanmaları, Boğaziçi Üniversitesinde olaylara karışanların neredeyse tamamının terörle iltisaklı olduğunun ortaya çıkması, oynanmak istenen sinsi ve karanlık oyunu gözler önüne seriyor. Bir tarafta Boğaziçi Üniversitesini dünyadaki ilk 100 üniversite arasına sokacağım diyen değerli bir Rektör Hoca, diğer tarafta biz bu rektörü istemeyiz diyen ve kendilerini utanmadan Boğaziçi üniversitesindeki 15 bin öğrencinin temsilcisi gibi göstermeye çalışan terörist zihniyetli azınlık güruh. Şimdi bu olay çıkarmaya çalışan güruha soruyorum, siz nasıl bir rektör istiyorsunuz? Daha doğrusu siz ne olsun istiyorsunuz? Makamını ruhuyla birlikte emperyalistlere satmış, dış güçlerin emrinde bir rektör mü? Yoksa üniversitesini dünyadaki ilk 100 üniversite arasına sokmak idealiyle çalışan değerli bir bilim insanını mı? Sizler ne istersiniz bilemem ama bu millet bu rektörü istiyor bilesiniz. Ve bu milletin isteklerine saygı göstereceksiniz, işte o kadar.

Bu konuyla ilgili bir hususu daha belirtmek istiyorum. Birincisi bir kısım medya ve siyaset dünyasından Boğaziçi Üniversitesinde başlatılmak istenen kaotik hareketlere destek veren açıklamaları üzüntüyle ve esefle izliyoruz. Açıkça toplumsal düzeni bozmayı amaçlayan ve dış güçlerin adeta taşeronluğunu yapanlara; güler yüzlü çocuklar, masum yüzlü insanlar, üniversitelere özgürlük, elinizi çekin vs. diyerek bu tür olayları sıradanlaştırmayı, oy devşirmeyi amaçlayanları ve rating elde etmeyi arzulayanları kınıyorum. Toplumsal karşılığı olmayan hiçbir olgunun ne siyasi ne de medya karşılığı olur. Ve ne Boğaziçi Üniversitesi eski üniversite ne de Türkiye eski Türkiye'dir. Ülkemizde yalan haberleri anında gerçek haberlerle kamuoyuna sunan dürüst gazeteciler ve televizyoncular, siyasi rant yerine ülke menfaatlerini namus bilen ahlaklı siyasetçiler var. O yüzden ülkemizi bu tür olaylarla karıştırmak isteyenlere ve onların yerli uşaklarına ekmek yok, hiç boşuna uğraşmasınlar. Ve bu tür olaylardan oy ve rant devşirmeye çalışanları da millet hafızasına işlemektedir, sandıkta bunun hesabını soracaktır.

Biraz dış politikaya bakacak olursak, geçtiğimiz günlerde İran dış işleri bakanının Türkiye'ye gelmesi aynı günlerde İsrail dış işleri bakanının Türkiye ile enerji konusunda iş birliği yapabiliriz açıklaması önemli mesajlar içermektedir. ABD'deki yeni yönetimin İran'la ilişkileri nükleer anlaşma üzerinden yeniden dizayn etme politikasını, "ABD İran'la ilişkilerini düzeltmek istiyor" şeklinde okumak yanlıştır. ABD, Rusya ve Çin'e karşı kuvvet tasarrufu sağlamak için İran'ı belirli bir süre belirli bir dengede tutmak istiyor. İşin aslını sorarsanız artık Ortadoğu'da ilişkiler öyle bir hale geldi ki Biden yönetimi istese bile ABD-İran ilişkilerinin düzelmesi artık neredeyse imkansız. İran bunu bildiği için Türkiye'nin Kafkas altılısı önerisini kabul etmek durumunda kaldı. Diğer taraftan İsrail'in yedi bölgede çıkardığı doğal gazı Avrupa'ya ulaştıramaması bu ülke için ciddi bir sıkışmışlık oluşturuyor. Bunu aşabilmek için Türkiye'ye yeşil ışık yakmak durumunda olduğunun farkında. Bütün bunlar ülkemizi kendi jeopolitik alanında daha güçlü bir oyun kurucu haline getirmekte. İki gün önce enerji bakanının yaptığı "Karadeniz'de 405 milyarlık bir doğal gaz keşfettik. Şimdi ilk hedefimiz Akdeniz'de de bir keşif gerçekleştirmek" açıklaması tam da bu günlerde daha da anlamlı hale geliyor. Dün Sinop'ta denenen ve hedefini başarıyla vuran uzun menzilli milli ve yerli gemi savar Atmaca Füzesinin Atina'daki yansımalarına sonraki yazılarımda değineceğim ama enerji konusunda ülkemizin çözüme ulaşmasına sanırım az kaldı, bekleyip göreceğiz.

<p>ABD Başkanı Joe Biden'ın talimatı ile Suriye'deki İran destekli gruplara hava saldırısı düzenlend

ABD'den Suriye'ye hava saldırısı: Suriye'deki İran destekli gruplar vuruldu

Taksim'deki Atatürk Kültür Merkezi'nde son durum havadan görüntülendi

Dünyanın en büyük tam panoramik müzesi 1 milyon ziyaretçi ağırladı

Mavi vatan nöbetinde geçen yıl 12 bin 655 hayat kurtarıldı