• $13,456
  • €15,2527
  • 766.926
  • 1809.65
17 Ekim 2021 Pazar

Artık batıdaki komşumuz da ABD

Yaklaşık 132 bin kilometre kare yüz ölçümüyle kendinden altı kat, 10 milyonluk nüfusuyla kendinden sekiz kat büyük Türkiye'ye kafa tutmaya çalışan Yunanistan aslında ne yapmak istemektedir. Yunanistan'ın birleştirici gücü Türk düşmanlığı olduğu için Yunanistan'ın varlığını sürdürebilmesi ancak Türk düşmanlığına dayalı politikalarla mümkündür. Zaten genç nüfusun büyük çoğunluğu Avrupa'nın çeşitli yerlerine dağılmış durumda olan Yunanistan'da, ekonomi, siyaset ve sosyal hayat bu kadar berbatken kimse bu küçücük ülkede yaşamak istemiyor. Ada turizmiyle övündükleri gelir getiren yunan adalarının tamamı şuan Almanya'nın kontrolünde. Batımızdaki komşumuz olan bu yaramaz çocuk Türkiye ile baş edemeyeceğini anlayınca çareyi ABD'gibi hayırlı (!) bir damat adayına evet demekte buldu. Ama bunun yanında ev sahibi Almanya'dan sonra bahçesine ağaç diken Fransız bahçıvana da göz kırpmayı ihmal etmiyor. Etek giyip sokakta yürüyüş yapan birkaç yunan askeri ise kimsenin umurunda değil. Mevcut yunan yönetimi için en önemli konu siyasal iktidarlığını devam ettirebilmek. Geride kalan ise borçlandırılarak ekonomisi teslim alınmış, ABD tarafından örtük ve sessizce işgal edilmiş bir Yunanistan. Artık Yunanlılar için yapacak fazla bir şey yok. Ama Yunanlılar üzerinden Türkiye'ye karşı ne yapılmak isteniyor bunu iyi analiz etmemiz gerekmekte.

Artık Yunanistan Türkiye için kalıcı bir milli güvenlik sorunu haline getirilmiştir. İçinde bulunduğu şartlar nedeniyle Yunanistan'ın bunda sonra kendi aklıyla karar alabilmesi mümkün değildir. Ve yine batımızda Yunanistan değil artık yeni komşumuz ABD olmuştur, tıpkı Suriye'deki gibi. Bu nedenle Ege-Doğu Akdeniz ve Yunan sorununu artık ABD stratejileri üzerinden analiz etmemiz daha doğru olacaktır.

ABD'nin Dedeağaç dâhil Yunanistan ana karasında beş, Girit'te üç ve Güney Kıbrıs Rum yönetiminde ise bir olmak üzere toplam dokuz noktada askeri üsleri bulunmaktadır. Bu askeri üsler aslında Yunanistan'ı korumak için oluşturulmuş üsler değil, ABD'nin stratejik askeri yığınaklanma bölgeleridir. ABD Türkiye'yi kuşatacak şekilde askeri yığınaklanma yapmaktadır. Burada asıl hedef Türkiye'dir. Geçtiğimiz hafta içerisinde ABD'nin 15 adet F-15E Eagle savaş uçağını tatbikat bahanesiyle Yunanistan'ın Larissa Hava üssüne konuşlandırması da zaten hassas olan dengelere yeni bir boyut katmıştır. Demek ki hava ve deniz üstünlüğünü sağlamak için ABD elindekileri Yunanistan'a getirmekten geri durmayacak ve gerekirse Türkiye'ye karşı başka gelişmiş silah sistemlerini de bölgeye konuşlandırmaktan çekinmeyecek gibi görünüyor. Şimdi neden S-400 konusunda Türkiye'nin dayatmalara boyun eğmediği sanırım daha iyi anlaşılmıştır. Ve hatta geçtiğimiz hafta S-400 gibi orta ve yüksek irtifa hava savunma sistemi olan yaklaşık 400 km menzilli Milli ve Yerli Siper Füzesinin başarıyla test edildiğini de buradan duyuralım. Bir yıl içerisinde üretimine başlanacak olan Siper Füzesinin yakın gelecekte Rus S-400 sistemlerinin yerin alacağını rahatlıkla söyleyebilirim. Ege ve Doğu Akdeniz'deki durum Yunanistan'ın devre dışı kalmasıyla adeta Türkiye ile ABD arasındaki bilek güreşine dönmüştür ve bu bilek güreşinde dengeleri lehimize döndüren en önemli unsurlar da S-400 ve Siper Füze sistemleri olmuştur.

Peki bu durum bundan sonra nasıl devam eder diye soracak olursak, iki tane seçenek var. Birincisi ABD Yunanistan'ı ani bir provakasyonla Türkiye'ye saldırtır ve Türkiye'nin karşılık vermesini önleyecek şekilde Yunanistan'a Ege Denizinde ve Dedeağaç bölgesinde koruma sağlayabilir. Anladığımız kadarıyla ABD'nin birinci öncelikli hareket tarzının bu olduğu düşünülmektedir. Böyle bir çatışma kesin sonuçlu veya uzun süreli olmayacaktır. Kısa süreli ve mahdut hedefli olabilir. Aynı zamanda Suriye'deki terörist artıları da düşünecek olursak sadece tek cepheli de olmayabilir. ABD açısında çatışmanın siyasi hedefi Türkiye'deki mevcut iktidarın otoritesini sarsmak ve kendisine müzahir yeni bir siyasal düzen kurulmasını sağlamak olabilir. Böylece savaşmadan Türkiye'yi içeriden ele geçirme planlarına hız verebilir, Türk görünümlü artık ve aparatlarıyla yani vekâletçileriyle ülkemizi kontrol etmeye çalışabilir. Ancak özellikle son iki yılda Türkiye'deki başta savunma sanayi olmak üzere çok yönlü gelişmeler ve bu sayede Türkiye'nin Akdeniz'den Kafkaslara kadar kendi jeopolitik hinterlandında sağladığı durum üstünlüğü ABD ve güdümündeki batılı güçlerin bu tarz emperyalist planlarını bozmakta, işlerini daha zor hale getirmektedir.

Türkiye'nin terörü yok etmekten tutun da Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçişe kadar çok yönlü ve çok boyutlu sağladığı başarılar, kurumsal devlet yapısını daha da güçlü hale getirebilme becerisi aynı zamanda bizi içeriden şer güçlerin kontrol edebilmesini de engelledi. Ancak artık dışarıdan da Türkiye'ye diz çöktürmek hiç kolay değil. Bunu bütün dünya biliyor. Bu sebeple ABD bir süre daha kendine müzahir iç ve dış aktörleri kullanarak Türkiye'ye karşı batıdan ve güneyden psikolojik baskı uygulamaya çalışacaktır. Sonuçta netice alamayacağını anladığında ise Türkiye ile masaya oturmak zorunda kalacaktır. Bunun da kırılma zamanı 2023 seçimleridir. 2023 seçimlerinin mevcut Milli ve Muktedir düzenin devam etmesi yönünde sonuçlanması aynı zamanda iç ve dış mihraklara da çok önemli bir cevap olacaktır. İçeride bir ve beraber olduğumuz sürece bize dışarıdan hiçbir gücün diz çöktüremeyeceğini, bileğimizi bükemeyeceğini asla unutmayalım. Her zaman Çanakkale ruhuyla bir beraber kalmak dileğiyle.

Dr.D.Eray GÜÇLÜER

Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi

<p>Bu hafta GTA 5'in çevrim içi modundaki özel sunuculara yerleştirilen aşı merkezleri ve oyun içeri

GTA 5'te aşı kuyrukları oluştu | TeknoZone #11

Yunus polislerinin zorlu eğitiminden kareler

Misafirlerini kendi tasarladığı 'dönen ev'de ağırlıyor

Çöpe gidecek malzemeleri dönüştürüp dünyaya pazarlıyor