• $ 7,8228
  • € 9,4308
  • 459.326
  • 1328.83
Reklamı Kapat

Akdeniz'de yaz, Kafkaslar'da bahar

KKTC’deki soydaşlarımız geçtiğimiz pazar günü tarihe geçen çok önemli siyasal tercihte bulundular. Bu tercih sadece KKTC’nin yeni Cumhurbaşkanını değil, aynı zamanda Akdeniz Jeopolitiğinin önümüzdeki dönemde belki de 100 yıllık kaderini belirledi. Artık süreç adada iki devletli bir seçeneğin uygulanması yönünde işlemeye başladı. Artık Kıbrıs’taki soydaşlarımızın hak ve çıkarlarının daha güçlü şekilde korunacağı ve Rumların azınlık olarak Türkleri eritme politikasının (Osmosiz) çöpe atıldığı yeni bir süreç başladı. Tabii ki oluşmakta olan yeni dünya düzeni içerisinde KKTC’nin yeni jeopolitik misyonlar da üstleneceğini ve böylece İran’dan Kuzey Afrika’ya kadar uzanan eksende güvenlik ekonomi, enerji, politik, egemenlik (Mavi Vatan) gibi konularda Türkiye ile birlikte “Stratejik Üs” haline geleceğini ön görmek mümkün. Ayrıca en fazla 3-5 yıl içerisinde KKTC’nin kendi deniz yetki alanı içerisindeki çıkarılacak enerjinin, Türkiye’nin kıta sahanlığı içerisindeki özellikle Kıbrıs adasına yakın bölgelerde çıkarılacak enerjinin ve ayrıca Kıbrıs’ın güneyindeki Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerin deniz yetki alanları içerisindeki enerjinin toplandığı ve buradan Türkiye’ye bağlanarak tüketici ülkelere ulaştırıldığı enerji dağıtım merkezi haline gelmesi bekleniyor. Dolayısıyla Doğu Akdeniz’in kaderi adeta KKTC’den çizilmeye başlanacak.

Bu kadar güzel şey anlattıktan sonra önemli bir çekincemi de söylemeden geçemeyeceğim. Şayet Ersin Tatar yerine M.Akıncı C.Başkanı seçilseydi bu söylediklerimin tamamı imkansız hale gelecekti. Rumların çok önemli kazanımlar elde edeceği bir dönem başlayacaktı. Bir daha böyle kritik bir dönemeç yaşamamak için KKTC’yi bu noktaya getiren geçmiş süreçlere iyi bakmak gerekir. Nasıl ki bir insan kendi çocuğunu yabancılara karşı korur, onun gelişimini takip ederse, Yavru Vatanımızı da aynı titizlikle korumamız ve takip etmemiz gerekir. Bu bağlamda KKTC’nin üzerinde bütün yabancı güçlerin emelleri olduğunu ve emperyalist güçlerin başta STK’lar olmak üzere çeşitli araçlar kullanarak KKTC’nin devlet yapısına sızmaya çalıştıklarını unutmayalım. Ayrıca KKTC devlet sistemindeki aksaklıkların giderilmesi, mafyatik yapıların devlet üzerindeki baskılarının sonlandırılması için çok yönlü reformların acilen gerçekleştirilmesi hayati öneme haiz. Kısaca Türkiye olarak Yavru Vatanın her türlü iç ve dış tehlike ve etkilere karşı açık ve hassas halde bulunmasının önüne geçilmelidir. Sadece fiziki güvenlik değil, KKTC’nin kurumsal devlet yapısının sağlamlaştırılması, toplumsal kalkınmasının temin edilmesi, yeni ekonomik kaynaklarının harekete geçirilmesi, dış etki ve ajanlık faaliyetlerine karşı istihbarat desteğinin arttırılması, bu süreçte daha etkin koordine sağlanabilmesi için Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı bünyesinde “Kıbrıs Özel Temsilcisi” ihdas edilmesi gibi çok yönlü gayretlere bir an önce başlanmalı, derinliğine stratejik planlamalar yapılmalıdır.

Gelelim Kafkaslar’a… Azerbaycan tarih yazmaya devam ediyor. Artık savaşın sonu göründü. Ancak Karabağ savaşının sosyo-politik sonuçlarının bu savaşla bitmeyeceğini söyleyebilirim. Onlarca yıldır baskı altında tutulmuş, dondurulmuş, soğutulmaya bırakılmış Türklük bilinci ve Türk dünyasının Azerbaycan’ın Karabağ zaferinden etkileneceği, başta İran olmak üzere Kafkaslardaki sosyal ve siyasal fay hatlarını harekete geçirebileceği ön görülmektedir. Özellikle Tebriz-Karabağ-Kırgızistan-Doğu Türkistan üçgeninde önümüzdeki sürecin çok hareketli geçeceği düşünülmektedir. “Kafkas Baharı” olarak da adlandırılabilecek bu hareketlenmelerin ortaya çıkarabileceği risk ve fırsatlara karşı Türkiye’nin hazırlıklı olması son derece önemli. Küresel güçlerin de bölgede hakimiyet mücadelesi verdiğini düşündüğümüzde Hazar’ın batısı, Hazar’ın doğusu ve Hazar’ın güneyi olmak üzere 3 yeni jeopolitik alanın oluşmaya başladığını görebiliriz.

Bu haftanın en güzel haberi Karadeniz’de bulunan 85 milyar metreküplük yeni doğal gaz rezervi oldu. Bu rezervlerin artacağını rahatlıkla söyleyebilirim ve görünen o ki 2023’e kadar Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığı büyük ölçüde ortadan kalkacak. Daha sonra da ihracatçı ülke konumuna geçeceğiz. Tabi bununla da sınırlı kalınmayacak ülkemiz enerjide Doğu Akdeniz ve Ortadoğu’nun geçiş merkezi haline gelecek. Diğer yönüyle de Türkiye hem Ortadoğu hem de Kafkasya’daki ülkeler için adeta bir pusula ve sosyo-politik açıdan model ülke konumunu pekiştirecek. Dolayısıyla daha büyük ve kapsamlı stratejik planlamalara ihtiyacımız var. Artık Türkiye’nin sadece sınırlarından ibaret olmadığını bütün dünya anlamaya başladı. Acaba bizler ne kadar anlıyoruz?

Genç kadının ayakta durmakta güçlük çektiği anları görüntüleyip, paylaştılar

Genç kadının ayakta durmakta güçlük çektiği anları görüntüleyip, paylaştılar

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları ve özellikleri

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları ve özellikleri

Balon balığının kuyruğuna 5 lira destek ödemesi balı

Balon balığının kuyruğuna 5 lira destek ödemesi balıkçıları mutlu etti

Engelli gencin dalış hayali Pamukkale'de gerçek oldu

Engelli gencin dalış hayali Pamukkale'de gerçek oldu