• $8,0582
  • €9,6947
  • 460.025
  • 1408.14
08 Mart 2021 Pazartesi

Akdeniz'de kritik denklem

Dr. Eray Güçlüer
Dr. Eray Güçlüer
Dinle
YAZARIN SAYFASI

Geçtiğimiz hafta Doğu Akdeniz-Ege hattında çok önemli gelişmeler yaşandı. Uluslararası hukuka uygun ve meşru olarak Türkiye'nin 18 Mart 2019 tarihinde BM'e bildirdiği kıta sahanlığı sınırlarını Yunanistan kabul etmiyor. Çünkü Yunanistan'a göre adaların kıta sahanlığı var ve Meis adasını esas alarak belirlediği kıta sahanlığı nedeniyle yaklaşık 100 bin kilometre karelik Türkiye'nin deniz alanını gasp etmeye çalışıyor. Hatta Yunanistan bununla da yetinmeyerek Mısır'la kendi kıta sahanlığına uygun deniz yetki alanlarının (DYA) belirlenmesi anlaşmasını geçtiğimiz 2020 yılında imzaladı. Ancak bu durumda Mısır 21500 kilometre karelik deniz alanını Yunanistan'a devretmek durumunda kaldı. Yunanistan aynı oyunu Girit adası üzerinden Libya için yaptıysa da 26 Kasım 2019 tarihinde Libya ve Türkiye arasında imzalanan DYA ile Libya 50 bin kilometre karelik alanı Yunanistan'ın elinden kurtarmayı başardı.

MISIR UYANDI

Mısır, yeterli teknolojiye sahip olmaması nedeniyle Doğu Akdeniz'de hidrokarbon arama ve sondaj çalışmaları için kendi kıta sahanlığı içinde 24 ayrı bölgede uluslararası ihaleye çıktı. Bu ihale için ilan ettiği 18 numaralı bölge (parsel) Türkiye'nin BM'ye bildirmiş olduğu ve Yunanistan'ın kabul etmediği kıta sahanlığının tam güney çizgisine paralel uzanıyor. Yani Mısır ilan ettiği 18. parselle Türkiye'nin kıta sahanlığı çizgisini kabul etmiş ve 6 Ağustos 2020 tarihinde Yunanistan'la imzaladığı DYA'daki adaların kıta sahanlığı iddiasını reddetmiş oldu. Böylece geçen sene Yunanistan'a kaptırdığı 21500 kilometre karelik deniz alanını da tekrar elde edebildi.

YUNANİSTAN PANİKTE

Mısır'ın yeni hamlesiyle Doğu Akdeniz'de provakatif oyunları çöken Yunanistan, ardı arkasına Mısır'a diplomat gönderiyor, telefon trafiği gerçekleştiriyor. Mısır'ın geri adım atacağını sanmıyorum. Ama bu yeni durumun çok yönlü siyasal, ekonomik ve güvenlik boyutunda etkileri olacak gibi görünüyor. Öncelikle Mısır'ın yeşil ışık yakmasına Türkiye'den de olumlu cevap gelmesi, Türkiye-Mısır ilişkilerine yeni bir boyut kazandıracak gibi görünüyor. Mısır'ın ilan ettiği parsellerde Türkiye'nin sahip olduğu teknoloji, sismik arama ve sondaj gemileri kullanılarak müşterek aramalar yapılabilir ve çıkarılacak enerji Türkiye üzerinden kolaylıkla Avrupa'ya aktarılabilir. Bu da hem Türkiye hem de Mısır için ekonomik gelir demektir. Ancak öteki taraftan İsrail-Mısır-GKRY-Yunanistan tarafından yapımı planlanan EASTMED boru hattı projesi de çöpe gidebilir. Zaten planlanmasına rağmen derin deniz geçişi zorluğu nedeniyle ekonomikliğini kaybetmiş ve yapılması çok zor görünen EASMED boru hattı iyice rafa kaldırılabilir.

DOĞU AKDENİZ'İN GELECEĞİ BELİRLENİYOR

Mısır ve Türkiye ilişkilerinin enerji boyutunda ivme kazanması diğer alanlardaki ekonomik iş birliğini de harekete geçirebilir. Bu haliyle bile aslında Türkiye'ye karşı oluşturulmuş olan İsrail-Mısır-GKRY-Yunanistan denkleminden Mısır'ın ayrılması, yeni dönemde Türkiye-Mısır ilişkilerinin artması, Doğu Akdeniz'de yeni siyasal iklimin de başlangıcı sayılabilir. Çünkü Türkiye'nin uluslararası deniz hukukuna göre belirlediği kıta sahanlığının diğer bir Akdeniz ülkesi tarafından kabul edilmiş olması ve Mısır'ın bu konuda aynı şekilde davranması, Yunanistan'ın hukuksuzluğuna da önemli bir cevap niteliği taşımaktadır. Bu siyasi ve ekonomik cevap aynı zamanda bölge güvenliği ve istikrarı bakımından da önem arz etmektedir. Ayrıca bundan sonra Lübnan, İsrail, GKRY, KKTC, hatta Suriye'nin bile benzer adımlar atmaları söz konusu olabilir. Zaten İsrail'in güneydeki sıkışıklığını gidermesinin başkaca bir yolu da yok gibi görünüyor. Geçtiğimiz yıl Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Doğu Akdeniz'de DYA'ların belirlenmesi için Akdeniz platformu kurulması önerisi yönünde bir hareketlenmenin olabileceğini de söylemek lazım. Böyle bir durum sadece Doğu Akdeniz'in değil, Libya merkezli Kuzey Afrika'nın ve Suriye merkezli Ortadoğu'daki bölge coğrafyasının güvenliğini de olumlu şekilde etkileyecektir.

RUM-YUNAN İKİLİSİNİN OYUNLARI BOZULUYOR

Rum-Yunan ikilisinin uygulamaya çalıştığı "Türksüz bir Kıbrıs, Türkiye'siz bir Doğu Akdeniz" amaçlı politika bundan sonra uygulanabilir olmaktan çıkabilir. Türkiye'nin önerdiği ve Mısır'ın da yeşil ışık yaktığı Doğu Akdeniz'deki DYA'larının belirlenmesi konusunda gelişim yaşanırsa, sinsi Rum planları da ortadan kalkacaktır. Zira Türkiye'nin Libya örneğinde olduğu gibi Doğu Akdeniz'de diğer devletlerle Deniz yetki alanı anlaşması imzalaması ve devamında KKTC-Türkiye "Ortak Kullanım Anlaşması" imzalanması GKRY'nin çabalarını boşa çıkarabilir. Çünkü "Ortak Kullanım Anlaşmasıyla" KKTC ve Türkiye'nin sahip olduğu deniz yetki alanları birleşerek iki ülkenin müşterek alanı haline dönüşür. Daha da önemlisi 17 Aralık 2010'da GKRY-İsrail arasında imzalanan münhasır ekonomik bölge anlaşmasıyla halen GRKRY'nin hak iddia ettiği KKTC'ye ait deniz alanları asıl sahibi olan KKTC'ye resmen geçmiş olur. Ve sinsi Rum-Yunan oyunu da böylece bozulabilir.

Dr. Eray GÜÇLÜER

Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi

<h3>Akupunktur Derneği Onursal Başkanı Dr. Murat Topoğlu iftarda tüketilmesi gereken besinleri AKŞAM

İftarda neler tüketmeliyiz?

Fenerbahçe, Medipol Başakşehir maçı hazırlıklarını sürdürdü

Amerikalı Rapçi Kanye West'in ayakkabısı 2 milyon dolardan satışa çıktı

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, KKTC'de