• $13,4726
  • €15,2894
  • 793.592
  • 2011.16
16 Aralık 2016 Cuma

Moda dünyasından sinemaya transfer

Sinema sektörünün her zaman için bir çekim merkezi olduğunu kabul etmeliyiz. Sinema ile çok az ilgili olanımızın bile, sorduğumuzda farklı sektörlerden sinemaya oyuncu veya yönetmen olarak geçiş yapan en az bir iki ismi sayabileceğini düşünüyorum. Peki kaçımız bu isimlerden biri olarak ünlü modacı Tom Ford’un adını söyler? Ya da şöyle sorayım, sinema izleyicisinin kaçı Tom Ford’un ikinci filmini çektiğinden haberdardır?

Sinema sektörünün reklam ve fotoğraf gibi yan yana durduğu diğer görsel sanatlardan beslenmesi oldukça doğal. Haliyle benzer bir dolu yaratım süreçlerinden geçen bir kreatifin biriktirdiği görsel/sanatsal hafızayı başka bir şekilde ifade etmeye ihtiyaç duymasını anlamak da zor olmasa gerek. Öyle sanıyorum ki Tom Ford da aynı motivasyonla, adeta bir moda çekiminin hassasiyeti ve görsel yönetmenliğinde etkisinden uzun süre kurtulamayacağımız bir filmle tekrar izleyici karşısına çıkıyor. Tom Ford’un yeteneğini küçümseme gafletine düşmeden, kendisinden bu kadar da olağanüstü bir iş beklemediğimi söylemeliyim. Ford’un 2009 yılında çektiği, Colin Firth ve Julianne Moore’un başrolünde yer aldığı ilk filmi ‘Tek Başına Bir Adam’ (A Single Man) ilk yönetmenlik denemesi olmasına rağmen oldukça iyiydi; ancak ‘Gece Hayvanları’ (Nocturnal Animals) bir an için düşmeyen temposu ve tutarlı gerilim ve gizem bileşimiyle tam anlamıyla sinemasal yeteneğini kanıtlıyor.

Muazzam bir gerilim

Film, 19 yıl önce terk ettiği ve yıllardır görmediği ilk eşinin, kendisine gönderdiği kitabının taslağıyla geçmişe giden Susan Morrow’u konu alıyor. Kitabı okudukça, kendisi yüzünden değişen yaşamları ve şu an sürmekte olduğu hayatı sorgulamaya başlayan Susan’la birlikte eşzamanlı iki farklı gerçekliğe dâhil oluyoruz. Yönetmenin bir moda çekiminin en minik ayrıntılarını hesaplarcasına kostümden ambiyansa, kullanılan renk paletinden açılara kadar her detayıyla öncelikle görsel etkileyiciliğe yüklendiğini görmek mümkün. Bununla beraber Jake Gyllenhaal’un kariyerindeki en iyi oyunculuğunu izlediğimiz, Michael Shannon’ın yarattığı karakterle adeta devleştiği bir film ‘Gece Hayvanları’. Birkaç hafta önce ‘Geliş’ (Arrival) filmini izleyenlerin şimdi de bu filmde Amy Adams’ı daha dikkatle izlemelerini öneriyorum. İyi bir hikâyede karakterin değişiminin yansıtılmasından söz edilir hep. Çünkü gelişen olaylarla birlikte karakterin başından bir dolu şey geçmiştir; hikâyenin en başındaki kişi değildir artık. Değişmiştir… ‘Gece Hayvanları’ hikâyeyi anlatım biçimi ve karakterlerin gelişimi üzerine dikkate değer bir yapım. Belli noktaları özellikle karanlıkta bırakarak izleyiciye yorumlatması ve her şeyi apaçık anlatmaması bilinçli yapılan bir seçim gibi duruyor. Tom Ford’un bundan sonra üreteceği muazzam işlerinin habercisi olarak ‘Gece Hayvanları’ kaçırılmaması gereken bir yapım.

<p class='MsoNormal'>Top ustası bu sevimli köpeği mutlaka 'GÖRMELİSİN'</p>

Top ustası sevimli köpeği GÖRMELİSİN

Piton ve timsahın ölümcül mücadelesi! Görenler dehşete kapıldı

Vücudu koruyup virüsleri öldürüyor! İşte o muhteşem besin ve faydaları

Karın ağrısı ile doktora gitti! Midesinden çıkanlar şoke etti