• $7,5485
  • €9,0551
  • 411.353
  • 1538.04
25 Nisan 2011 Pazartesi

Yeni Başkan'dan: Politikaya devam

Bu hafta para politikası açısından çok önemli bir hafta idi. 18 Nisan günü Merkez Bankası'nın bir önceki Başkanı Durmuş Yılmaz görevini Erdem Başçı'ya devretti. Yeni Başkan uzun zamandan beri para politikasını belirleyen ekibin parçası olduğundan para politikası yaklaşımında bir değişim zaten olmayacaktı.
Başkan Erdem Başçı yönetimindeki ilk toplantıda Para Politikası Kurulu faiz oranlarında değişiklik yapmadı. Toplantı kararında reel büyümenin yıllık hedef olan yüzde 5.5 oranından daha yüksek gerçekleşebileceği, ancak petrol fiyatlarının birincil etkilerine reaksiyon verilmese de, ikincil etkilerinin yakından izleneceği vurgulandı. Merkez Bankası bugüne kadar krediler ve iç talepte değişiklik sağlamak için aldığı kanuni karşılık artışı temelli politikalara devam etti ve gene 21 Nisan tarihinde  zorunlu karşılıklarda artış yaptı. TL cinsi vadesiz ihbarlı mevduatlar ve özel cari hesaplar için zorunlu karşılık oranı yüzde 15 değerinden yüzde 16 değerine yükseltilirken, bir aya kadar TL cinsi vadeli mevduatlar ve katılma hesaplarında zorunlu karşılık oranı da yüzde 15 değerinden yüzde 16 değerine yükseltildi. Yani Erdem Başçı politikalarda değişiklik yapmadı, tersine destekledi. Bu son işlem ile Merkez Bankası piyasadan 1.5 milyar TL ve 1.4 milyar dolar ek likidite çekişi yapmış olacak. Böylece Merkez Bankası yeni politika ile piyasadan 48.8 milyar TL çekmiş oluyor. Yılbaşından bu yana ise piyasa tahminlerine göre net 33 milyar TL civarında daraltma yapmış oldu.
Medyada Merkez Bankası'nın tuhaf bir politika izlediği gibi bir yorum hakim. Aslında izlenen son derece tutarlı bir yaklaşım.  Sıcak para gecelik borçlanmaya girmesin diye, gecelik faiz düşürüldü. Sıcak para girişi artmasın diye de politika faizi yükseltilmiyor. Kredi miktarı ve dolayısıyla ithalat ve cari denge açığı frenlensin diye de, karşılık oranları yolu ile miktar kısıtlaması getirildi.
Etkilerin kuvvetlenmesi için de son artırım yapıldı.  
İlginç bir şekilde Çin de bize benzer bir politika uyguluyor. 18 Nisan Pazartesi günü Çin de zorunlu karşılık oranlarını artırdı. Bu Çin tarafından yılbaşından bu yana yapılan dördüncü karşılık oranı artışı. Çin son adımı ile karşılık oranlarında yarım puan artış yapmış olacak. Onların karşılık oranları bizden 4-5 puan yüksek, yüzde 20.5 seviyesinde. Yalnız unutmamak gerekli. Bizde sermaye hareketi serbest, onlarda ise yasak. Dolayısıyla onlar faiz de yükseltebiliyorlar. Ama onlarda bir de enflasyon belası var. Çin karşılık oranları artışından on iki gün evvel, faiz oranlarını da yükseltmişti, çünkü Çin tüketici fiyatları enflasyonu mart ayında yüzde 5.4 düzeyine çıkmıştı. Bu da Temmuz 2008 tarihinden bu yana en yüksek enflasyon. Çin'in 2011 enflasyon hedefi yüzde 4 idi.
Birinci çeyrek reel büyüme oranı ise bir evvelki yılın aynı dönemine göre yüzde 9.7. Bu arada Çin döviz rezervleri 197 milyar dolar artarak, ilk çeyrek sonunda 3.1 trilyon dolara çıktı.
Çin para politikasını yakından inceleyen piyasa analistleri, Çin'in bu yıl bir faiz artışı daha yapacağını düşünüyorlar. Ancak karşılık oranları artışı konusunda kafalar karışık.
Sonuçta sermaye hareketi serbestisi ile yaşayan Türkiye, faiz oranlarını artırarak fren çekemiyor. Faizi artırsa idi de, daha fazla sıcak para girecek ve ek likidite artışı olacaktı.
Çin ise sermaye hareketi yasağına rağmen, spekülatif kısa vadeli sermaye girişini engelleyemiyor ve bizden daha güçlü fren çekiyor ve faiz yükseltiyor ama enflasyonu da bizden hızlı artışta. 
Brezilya ise faizi çoktan yüzde 11 değerinin üstüne attı, 11.75 değerine çıktı, bu hafta daha da yükseltir. Fakat sermaye hareketi serbest olduğu için sermaye hareketini kontrol yaklaşımı çerçevesinde Tobin vergisi türünden bir yaklaşımı uygulamaya çalıştı ama sıcak parayı frenlemekte oldukça başarısız oldu. Son üç ayda Brezilya'ya giren sıcak para miktarı 35 milyar doları aştı, bu da bir yandan enflasyonu  yüzde 6.3 düzeyine yani hedef aralığının üstüne yükseltti. Diğer taraftan da enflasyonu kontrol için faiz  yükseltilmesinin sonucu da, paraları Real'in aşırı değerlenmesi ve tabii sanayicilerden yağan şikayetler. Sonunda Brezilya da bizim gibi zorunlu karşılık oranlarını yükseltmeye başladı!   
Unutmayalım: Bu iki ülke, Çin ve Brezilya'nın cari denge fazlası var. Bizim ise cari denge açığımız! Faizi yükseltirsek paramız değerlenir, cari açık daha da büyür.
Başkan Başçı doğruyu yapıyor. Zorunlu karşılık politikasına devam etmek zorunda!

<p>İlk etapta atışlarda biraz başarısız olsa da eğitimini  alarak ve kurallara uyarak gerçekleştirdi

Bordo berelinin poligon macerası Zeki Gümüş'le Rastgele'de

Kahramanmaraş'ta 3 mahalle karantinaya alındı

Türkiye'deki yaban hayatı fotokapana yakalandı

Güneş patlamalarının kaynağı ilk kez belirledi