• $12,5998
  • €14,2295
  • 728.184
  • 1779.85
19 Temmuz 2013 Cuma

Korumacılık ile karşılaşmamak için reçete!

Arvind Subramanian uzun yıllar Dünya Bankası’nda çalıştıktan sonra şimdi ABD’de Peterson Institute for International Economics adlı kurumda çalışmakta olan bir iktisatçıdır. Kendisiyle Çin ile ilgili yazdığı makaleleri ve kitabı okuyarak tanışmış ve Çin’in geleceği için yaptığı tahminlerden de faydalanmıştım. Şimdi ise farklı bir konuya eğilmiş durumda. Dünya Ticaret Örgütü G 20 ülkelerinin son yedi ayda 100 kadar dış ticareti sınırlayıcı önlem aldıklarından şikayet ederken, Subramanian’a göre son on yılda global dış ticaret açısından çok ilginç bir durum var. 

ÇİN’E KARŞI ÇIKIŞ YOK

Ona göre en önemli gelişme sanayileşmiş ülkelerde Çin temelli ve tüm global dış ticareti sarsan ihracat saldırısına rağmen pek bir korumacılık yaklaşımının doğmamış olması. Son dönemde dış ticaret ile ilgili konuşulan şeylerin başında ABD ile Asya arasında Trans- Pasifik Ortaklık ve ABD ve Avrupa arasındaki Transatlantik Ticaret ve Yatırım Anlaşması gelmekte. Yani bölgesel ortaklıklar. Ama Subramanian’a göre esas konuşulması gereken en önemli konu unutuluyor, konuşulmuyor. Çin’den ABD’ye ihracat 1990 yılında ABD iç talebinin yüzde 0.5 kadarı iken 2010 yılında yüzde 5.2 düzeyine yükselmiş. Bu dünya tarihinde hiç görülmemiş boyutta dev ithalat artışı. Artış birkaç antidumping şikayeti ve mukabil yaklaşım dışında önemli sayılabilecek pek bir korumacılık yaklaşımı getirmemiş. Halbuki ABD’deki korumacılık taraftarları geçmişte Japonya ve Meksika’dan ithalat arttığında büyük gürültü koparmışlardı. Bugün çok daha fazla boyutta Çin ithalatına ve dev global krize rağmen rağmen ABD’de korumacılık neden şahlanmadı? 

JAPONYA-ÇİN FARKI

Subramanian’a göre en önemli neden Çin ihracat şoku ABD’yi hırpalamaya başladığı günlerde ABD’de Çin’den ithalatla rekabet eden düşük becerili emek çalıştıran sanayi sektörü pek kalmamıştı. Bir örnek verilirse 1990 yılında 900 bin kişi çalışan ABD tekstil sektöründe 2013 yılında sadece 130 bin kişi çalışmakta. Meksika, ABD’ye ihracata başladığı günlerde (1990 civarında) gürültü çıkmasının nedeni bu. 
Diğer taraftan Japonya’nın ABD’ye ihracatının gürültü koparması da daha farklı bir nedene dayanıyordu. Japonya ile ticaret Çin’e göre çok farklı bir yapıda idi. Japonlar ABD ile demir çelik, otomotiv ve semiconductor sektörlerinde kafa kafaya rekabete soyunmuşlardı. Çin ile ticaret ise belirttiğimiz gibi düşük becerili emek kullanılan sektörlere dayanıyordu. Japon rekabeti ABD’nin en güçlü ve kârlı sanayi sektörlerine bir saldırı olduğu için korumacılık ile karşılaşmıştı. Çin ise korumacılık ile karşılaşmamak için Japonlardan daha akıllı davranmış ve büyük ve teknolojik ABD firma sektörlerini Çin’de doğrudan yabancı sermaye yatırımı yapmaları için teşvik etmiş ve böylece kopabilecek yaygarayı engellemişti. Bu durumda siyasi gücü olan ABD firmaları, iç siyaseti Çin’den ithalata karşı tahrik etmemişlerdi. ABD hükümeti de bu durumda Çin nedeniyle zora düşen şirketlerinin yarattığı işsizilik, ücret düşüşü ve emeklilik ile ilgili sorunlar için 15 milyar dolar kadar sosyal yardım fonu yaratmıştı. 
Akıllı davranan Çin ile dev ticaret pek korumacılık ile karşılaşmadığına göre dış ticarette daha yüksek katma değerli ihracat atılımı yapmak için hazırlanan gelişen ülkeler (biz dahil) en az Çin kadar akıllı olmak zorunda

<p class='MsoNormal'>Aykut  Enişte 2 filmiyle seyirci tarafından tanınıp benimsenen Mekin Sezer, iki

Gişeci'de Aykut Enişte 2 sohbetleri... Bölüm 3: Mekin Sezer

Kedi ile köpeğin şaşırtan dostluğu

Omicron varyantının semptomları açıklandı

Zor şartlarda mangal kömürü üretip ailelerinin geçimlerini sağlıyorlar