• $7,4102
  • €8,9919
  • 445.644
  • 1569.35
11 Aralık 2011 Pazar

Kohl ve çırağı Merkel kazandı!

1930 yılında Churchill 'We are with Europe but not of it!' demiş. Serbest bir tercümeyle de 'Avrupa'nın yanındayız ama ona ait değiliz!' demek! Ve eklemiş, 'Bağlıyız ama birleşmiş değiliz, ilgiliyiz ve ilişkiliyiz ama yutulmadık!' Yıllar boyu tarih ve coğrafya birleşerek İngiltere ile Kara Avrupa'sını 32 kilometrelik su kanalından çok daha uzak tutmuş. Her çıkar çatışması İngiltere'yi Kıta Avrupa'sına doğru değil, Atlantik'in uzak yakasındaki kuzenlerine,  ABD'ye doğru itmiş.
Hatta 1944'te D-Day çıkartmasından önce Churchill, o zamanki Fransız Generali C. De Gaulle'e demiş ki 'İngiltere her zaman Avrupa ile okyanus arasında seçim yapmak zorunda kaldığında okyanusu seçmiş!' De Gaulle de cevaben demiş ki 'Ne zaman Roosevelt ile sizin aranızda bir seçim yapmam gerekse ben de hep Roosevelt'i seçerim!' Hatta 1963 yılında da Gaulle İngiltere'nin Avrupa Kulübüne girmesine muhalefet etmiş. Demiş ki 'İngiltere denizin ortasında bir ada ve ticaret nedeniyle daha çok dış piyasalara ve gıda temini için de çok uzak ülkelere bağlı, yani kısaca Avrupa'nın diğer ülkelerinden çok farklı!'
Bugün baktığımızda her ikisi de haklı! İngiltere'nin en büyük ekmek kapısı olan banka ve yatırım şirketlerinin merkezi City, Frankfurt, Paris veya Milano'daki Avrupa finans merkezlerine değil, Wall Street'e benzer. Üstelik İngiltere, Euro Bölgesi üyesi değil ve tek parayı hiç benimsememiş bir ülke. Ama bütün bu yazılanlara rağmen İngiltere bugün sömürgeleri kaybetmiş durumda ve dış ticaretinin yarısı da AB ülkeleriyle. Bu nedenle de kendi başına ayakta kalması o kadar kolay değil. Durumu riskli! Bu nedenle de geçmişteki İşçi Partisi'nden Tony Blair'den bugünkü 'euro-skeptic' Muhafazakar Parti lideri David Cameron'a kadar tüm İngiliz siyasilerinin temel hedefi İngiltere'yi Avrupa sahnesinde Paris ve Berlin'in yanında tutmak, ama euro tek para sistemine üye olarak bedel ödemekten kaçınmak olmuş. Ama Merkozy koalisyonunun hükümranlıkların büyük ölçüde Brüksel'e bırakıldığı bir mali çerçevede ısrarı ayrışmayı getirmiş.           
ŞİMDİ KARIŞMA SIRASI G-7'DE
İşte dün tarihi 8-9 Aralık zirvesinde de İngiliz lider Cameron, 'Biz Avrupa anlaşmalarında reformların 27 Avrupa Birliği üyesi ülke tarafından kararlaştırılmasını istiyorduk, ama Franco-Germen hegemonyası, 17 Euro Bölgesi ülkesinin kararını yeterli buluyordu. Masanın üstüne konulanlar İngiltere'nin çıkarlarına uygun değildi ve bu nedenle de reddettim! Zaten bizi finansal işlemlere vergi koyarak milli gelirin büyük kısmını oluşturan finans sektöründen vurmakla tehdit etmişlerdi, bu nedenle evet diyemezdim!' demiş.
Böylece İngiltere marjinalize oldu ve hiçbir karara katılamadığı gibi AB içinde olmasının da pek bir önemi kalmadı. Bu G-7 içinde de bir çatlak demektir. Çünkü G-7 ABD, Kanada, Japonya, ve Avrupa'dan İngiltere, Almanya, Fransa ve İtalya'dan oluşuyordu.  Şimdi İngiltere için Avrupa'dan kopma gündeme gelirse doğal olarak G-7'nin ABD kanadına göç edecek ve dengeler orada da bozulacak! 17 Euro Bölgesi ülkesi ise bundan sonra büyük çapta Almanya'nın ve Fransa'nın istedikleri ve empoze etikleri 'Fiskal Birlik' ilkelerine dayanacak. 
EN BÜYÜK DESTEKÇİ POLONYA
İngiltere dışında dokuz euro sistemi dışındaki ülke karar verme durumunda. İngiltere dışında belki Macaristan, küçük olasılıkla da olsa İsveç, Çek Cumhuriyeti ve Danimarka'da referandumlar veya parlamento görüşmeleri pürüzlü olabilir de olmayabilir de. Alman-Fransız hegemonyasına en büyük destek Polonya'dan geldi.
Peki şimdi Avrupa ve dünya (ve Türkiye!) kurtuldu mu? Anlaşmanın detaylarını önümüzdeki günlerde tam öğrenerek özeti size aktaracağız. Bu nedenle bugün bir yargı yapmıyoruz, ama oldukça pozitif bir adım gibi duruyor.
Oxford Üniversitesi'nde profesör ama Alman Maliye Bakanlığı'nın danışmanlığını yapan iktisatçı C. Fuest oldukça şüpheci: 'Yeni anlaşmanın getirdiği destekler, en iyimser senaryo ile altı ayı kurtarır daha öteye gidilemez!' demiş.
Londra'daki Avrupa Reform Merkezi iktisatçısı Simon Tilford, 'Geçmişteki İstikrar ve Büyüme Paktı'nın biraz ruj sürülmüş hali! Çünkü altta yatan sorunları çözmek için önlem getirmiyor, bu nedenle de krizi çözemez!' buyurmuş!
Ama mesela Frankfurt'ta Deutsche Bank'tan uluslararası iktisatçı Stefan Schneider ise 'Bu zirveye gelinirken beklentiler çok yüksekti, bir hafta sonunda bir fiskal birliğe doğru dev adımlar atmak mümkün değildir!' demiş.
Yeni İtalyan Başbakanı Monti ise 'Ortak Avrupa Bonosu için mezar kazıldı gibi düşünülüyor ama bu konu hiç tartışılmadı, halbuki her an gündeme gelebilir!'  diye bir açık kapı bırakmış.
Avrupa Merkez Bankası Başkanı M. Draghi ise ' Avrupa'da sağlam bir mali yapı ve disiplinli bir ekonomi politikası için gereken temelin atıldığını düşünüyorum!' demiş.   
Gelin biz piyasayı ve anlaşma detaylarını bekleyelim!

<p>Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve Genel  Kurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler’in IrakR

Sincar'daki PKK Varlığı Nasıl Son Bulacak?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Çanakkale Savaşları Araştırma Merkezi ve Kütüphanesi açılıyor

Yılan belgeselciyi canlı canlı yedi! İşte o anlar