• $13,2417
  • €15,0102
  • 757.833
  • 1857.4
20 Temmuz 2013 Cumartesi

İsrail ‘Musevi Suudi Arabistan’ olur mu?

Ortadoğu çok zor bir bölge. Bu bölgede birkaç tane her yeri zorlayan unsur var. Bir tanesi din, hem de aşırı tutucu din. Diğeri ise aşırı tutucu milliyetçilik hem de uzlaşmasız ve aşırı sağcı. Halbuki bölgede ve İsrail’de akıllı insanlar için ümit, uzlaşma sonrası, bir parçası Musevi İsrailliler olan, diğer parçası da Müslüman Filistinliler olan iki ülkenin yan yana yaşaması. Peki bu mümkün mü?

Foreign Affairs adlı ABD dergisinin temmuz-ağustos sayısında 152’nci sayfada ABD Başkanı Obama’nın, J.Goffrey adlı kişi tarafından yazılmış ve İsrail’deki extremism konusundaki iki kitabın tanıtımı yapılırken, gündeme getirilen, son İsrail ziyaretinde Kudüs’te yaptığı konuşmasından bölümler var. Obama mart ayındaki konuşmasında bir yandan Zionizm’in İsrail kuruluşundaki emel ve hayallerini methetmiş, demokrasi yaklaşımlarını methetmiş. Diğer taraftan da Filisitin konusunda “Peki onların benzer hayalleri konusunda ne düşünüyorsunuz?” diye sormuş. Bu sözler salondaki çoğunluk olan öğrencilerden alkış alırken muhafazakâr radikal siyasetçiler ve ultra Ortodoks Museviler tarafından da çok kötü karşılanmış.
NEDİR BU HAREDİM?
Söz konusu iki kitap da (Y.Elizur ve L.Malkin tarafından yazılmış olan 2013 baskısı “The War Within” ve A.Pedahzur tarafından yazılmış “The Triumph of  İsrail’s Radikal Right” adlı 2012 Oxford yayını kitap) İsrail’in nasıl kuruluştaki hedeflerinden uzaklaştırıldığını Musevi yazarların ağzından anlatıyor.
İsrail’de kendi dillerinde “haredim” denen aşırı dindar ve Ultra Ortodoks Musevi olarak adı geçen bir grup var. Bu insanlar yazara göre Kudüs’ü bir yandan “Musevi Riyad”a çevirirken, 1948 yılında kuruluşta nüfusun yüzde bir kadarını temsil ederken bugün yüzde 10 oranını geçmekteler. Yeshiva sistemi içinde kalan çocukları askere gitmiyor, kendileri butün gün dinle meşguller ve siyasi partileri kanadıyla da koalisyonlarda yer alıp, işgal edilen topraklarda kentler inşa edenlerin çoğunluğunu oluşturup ve Filistinliler ile uzlaşmanın da önünü kesmekteler. Bu aşırı din faktörüne bir de radikal ulusalcılık eklenince, ki bunun öncüsü de toprak işgali ve kolonizasyonun en büyük taraftarı Menachem Begin’in Likud Partisi idi, bir de Doğu Kudüs’te son yıllarda Arap bölgelerinde arazi satın alarak Kudüs’ü de tamamen Musevi yapmaya çalışan Elad gibi kuruluşların faaliyeti eklenince İsrail- Filistin veya Musevi- Müslüman sulhunun önü tamamen kesilmiş oluyor.
MÜCADELE MECBUR GİBİ
Her ne kadar Yesh Atid adlı liberal televizyon yorumcusu Yair Lapid yüzde 15 oy alarak haredim tercih ve yaklaşımlarının önüne dikilse ve de iki ayrı devlet çözümünü desteklese de ve de Kudüs’ün meşhur Batı duvarında “Duvarın Kadınları” adlı kuruluş kadınların erkekler gibi serbest ve yüksek sesle dua edebilmesi için kadınlara ayırımcılık konusunda sürekli gösteri yapsa da, İsrail’in kuruluşundaki liberal ve demokratik ilkelerden uzaklaşması ve liberallerin Ultra Ortodoks haredim ve fanatik milliyetçiler ile ciddi bir mücadeleye mecbur kalması yakın gibi gözüküyor.

<p class='MsoNormal'>Peki, Başkan Erdoğan grup konuşmasında hangi mesajları  verdi? Asgari ücretin n

Başkan Erdoğan açıkladı: Asgari ücrette tarihi zam

Harran Sarayı'nın 9 asırlık salonu gün yüzüne çıkarıldı

2. el dükkanından aldı servet sahibi oldu

Kolanın daha önce duymadığınız 8 farklı kullanım alanı