• $8,4121
  • €9,9883
  • 489.609
  • 1408.81
30 Eylül 2015 Çarşamba

FED ve yatırımcılara ikaz!

Aşağıda Wall Street Joırnal’de 28 Eylül günü yayımlanan ve J.Lahart tarafından yazılmış bir ekonomik durum özeti ve ikaz var. Okumak ve üzerinde düşünmek gerekli. Yazar ne diyor?

FED Başkanı Yellen eylül toplantısında faiz artırmayacağını belirttikten tam bir hafta sonra geçen perşembe günü bir üniversitede yaptığı toplantıda 2015 yılında faiz artırımına başlayacağını belirtti.

Bunun anlamı, kendisin de belirttiği üzere, faiz artış kararını verirken ABD dışındaki ülkelerde oluşacak ekonomik sorunların FED’in gelecekteki kararlarına etki etmeyeceğinin düşünülmesidir.

Düşünülen herhalde azalan işsizlik oranının ücretleri arttıracağı ve de ücret artışının enflasyonu yeniden hedef olan yüzde 2 düzeyine çıkartacağı idi.

Tabii bu düşüncenin riskli bir tarafı var. Aslında ABD dışındaki ülkelerin ABD fiyatlarını artırma yönünde etkilerinin düşük olmasının bu hesaplara katılması gerek. Bu düşünülürse FED’in beklediği artan enflasyon gelmeyecektir.

Tabii bu arada yatırımcıların davranışı da önemlidir. Geçmişte olduğu tür bono veya hisse senedine giriş çıkış yaklaşımı bu sefer gerçekleşmeyebilir. Çünkü FED’in kafasındaki ve oldukça basit olan Phillips eğrisi türü yaklaşımın bu sefer işe yaramayacağı durumu da düşünülmek zorundadır. Düşen işsizlik ile artan ücretler ilişkisi arzu edilen şekilde gerçekleşmeyebilir.

FED’in tercih ettiği enflasyon kriteri olan gıda ve enerji fiyatları enflasyonu en son Nisan 2012 tarihinde yüzde 2 düzeyinde iken, işsizlik oranı yüzde 8.1 olarak gerçekleşmişti. Ama o günden bugüne bugün işsizlik yüzde 5.1 ve çekirdek enflasyon da yüzde 1.2 düzeyine düştü. Bugün farklı bir durum var.

Bunun önemli nedenlerinden biri artan globalleşme. Özellikle gelişen ülkelerin global ekonomide daha büyük hale gelmesi de bu hesaplarda düşünülmek zorunda. 1990 yılından bu yana ABD’nin ithalat ve ihracatının toplamının GSYİH oranı olarak yüzde 20 değerinden yüzde 30 düzeyine çıktığını biliyoruz. Ayni zaman diliminde de gelişen ülkelerin global Gayri Safi Hasıla içindeki payı da yüzde 20’den yüzde 40 oranına çıkmış. Doların değerlenmesi ve de Çin’deki ekonomik zayıflama nedeni ile, diğer gelişen ülkelerin ekonomik önemi ve durumu da geçmişte olduğundan daha fazla göz önüne alınmak zorunda.

Gelişen ülkelerin ABD enflasyonuna baskıcı etkileri önümüzdeki yılın sonunda kadar da devam edebilir. Bu olursa ABD enflasyonu hedefe yakınlaşamayabilir.

Bu durumda FED’in kafası karışacağı gibi yatırımcıların da kafası iyice karışabilir. ABD’nin ekonomik döngünün (business cycle) neresinde olduğu konusunda kafa karışıklığı doğabilir.

Geçmiş düşünülürse yatırımcılar hızlı büyüme ve düşük enflasyon varsa bono alırlar. Ama sonra hızlı büyüme ve artan enflasyon ile beraber gerçekleşirse hisse senedi alırlar. Bu durumda FED frenleri çekerse, yani faizi yükseltirse de, büyüme yavaşlarken, yüksek enflasyon olursa yatırımcılar emtia alırlar. Ama azalan büyüme ile azalan enflasyon bir arada gerçekleşirse de yatırımcılar nakde geçerler. Ama bugün olduğu gibi ABD’nin şirketlerinin geçmişten daha yüksek ABD dışı operasyonu olduğu ortamda ve de ABD ekonomisinin emtia fiyatlarını belirlemede daha az etkisi var iken, kafalar karışacaktır. Bu dönemde FED’in neler yapabileceği konusundaki belirsizlik ise, tabloyu çok daha karmaşık hale getirecektir.

Hem FED hem de yatırımcılar, gelişmeler bu yöne giderse, geçmişe benzemeyen ve alışık olmadıkları tür bir ortamda olduklarını unutmamalıdır!

<p>Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları şafak vakti güvenlik güçlerinin baskınlarıyla uyandı. A

FETÖ'ye şafak operasyonu

Orman yangınlarında yaralanan hayvanlar tedavi ediliyor

Uluabat Gölü, yeşile büründü

Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Suver, Van'da incelemelerini sürdürüyor