• $9,2629
  • €10,7972
  • 531.335
  • 1432.53
16 Mart 2012 Cuma

Esas çözüm tasarruf!

Türkiye'nin tasarruf/GSYİH oranı son yirmi yılda yüzde 20 civarından bir ortalamadan yüzde 12 civarına düştü. Buna karşılık Türkiye ayni sürede yüzde 20 üzerinde bir yatırım /GSYİH oranına sahipti. Bu durumda kendi tasarrufları kıt olduğu için büyüme ve yatırım hızını ancak dış alemin tasarruflarıyla devam ettirebilirdi. Global kriz ortamında da, önce 2009 yılında Avrupa'daki ihracat müşterileri battığı için Almanya kadar, yani yüzde 4.7 daraldı.
Almanya tasarruf birikimi düzeyi yapısal olarak yüksek olduğu için bizim sorunlarımızı yaşamadı. Enflasyon korkusundan da iç talebi azdırmadı. Bu nedenle de 2009 sonrasında oldukça düşük büyüme yaşadı. Biz ise dış alemden gelen başkasının tasarruflarını kullanıp kredi balonu yaratarak ve iç talebi arttırarak büyüme sağladık. Merkez Bankası'nın ikazları destek ve taraftar pek bulamadı. Bazı sivri zekalılar kur arttırarak ihracatı arttırmak istediler.  Ama kur artışı arkasından enflasyon ve faiz faturası geldi. Kredi artışı ise yavaş yavaş düşüyor. Ama azgın boyutta aşırı iç talep ve yapısal olarak dış ithalata bağımlılık cari denge açığını patlattı. Şimdi büyümeyi yavaşlatmamız ve cari açığı da düşürmemiz gerekiyor. Bu da yavaş gerçekleşiyor. Halbuki kamu gerekeni yapıyor, ama özel taraf balayında, gibi harcayıp duruyor. Gelsin arabalar ve evler, tabii hepsi krediyle ve çoğunun malzemesi ithal ürün!
Ülkelerin refahı sağlayan faktör sadece yüzde 20 oranında katkı yapan yatırımdır: esas büyüme ve refah sağlayan faktör teknolojik değişme ve verimlilik artışıdır. Büyümenin yüzde 80 kadarı verimlilik artışı ve teknolojik değişimden gelir.
Peki ne yapılmalı? Böyle günlerde ideolog tavsiyeciler ortaya çıkar. Erinç Yeldan  'Brezilya gibi Tobin vergisi konsun!' diyor. Önerisi ideolojik, dünya bilgisi de eksik. Verdiği Brezilya örneğinde, ülkenin büyüme hızı sekiz çeyrektir düşüyor. Son çeyrekte yüzde eksi 0.2, eldeki son sanayi üretimi büyümesi de eksi 1.2,  faiz yüzde 12 düzeyinde, enflasyon ise sadece yüzde 6-7 arasında, işsizlik de yüzde 5! Cari denge açığı 54 milyar dolar civarında. Geçen yıl da sadece yüzde 2 civarında büyümüşlerdi. Tobin vergisi ne değiştirdi?
Şimdi farz edelim ki ülkemizde Tobin vergisi koyduk ve dışarıdan önümüzdeki bir yıl içinde hiçbir sıcak para gelmemesini sağladık. Türk ekonomisi hızla eksi büyümeye geçer, İşsizlik derhal artar, döviz kaçar: 1994 ve 2001 krizlerine geri döneriz. Cari denge düzelir ama fatura ağır olur.
Veya Güngör Uras ekibinin bayıldığı TL'yi zayıflatmak yani devalüasyon yönüne gidelim diyelim. Bu daha da fazla felaket getirir. İhracatçı gülümser. Ama ülkede TL tasarruf eden, döviz borçlusu olan tüm vatandaş veya iç üreticiyi perişan ederiz. Döviz değer kazandıkça zaten Türk halkı toptan fakirleşir.
Böyle 'cin ve kolay çözümler' yok. Körlere de bugün Türk halkının refahının dışa kapalı olduğumuz 1980 öncesinden fersah fersah iyi olduğunu anlatmamız gerek. Ama Türkiye'nin acil çözüm bekleyen birkaç büyük uzun vade baş belası var.
Bunlardan biri kamu maliyesine yılda 35 milyar dolarlık bir maliyet getiren ve GSYİH olarak yüzde 4.5 civarındaki sosyal güvenlik sistemi açığıdır. Bu 1991 seçimlerinde erken emeklilik girişimi için yaş düşürme operasyonunun faturasıdır. Sorunlar 1999'da reformu engelleyen, çözümleri de 2006 yılına kadar geciktiren siyasi cepheler ve üstatların ürünüdür. Bu açık kamu maliyesini zorlaştıran en büyük faktördür. Etkisi kayıt dışı ve vergi kaçağı kadar kuvvetlidir.
İkinci ve ancak uzun vadede çözülebilecek olan sorunumuz ise her yıl 50 milyar dolar boyutunda dış ticaret açığı vermemize neden olan, cari dengeyi de 50 milyar dolar büyüten enerji ithalatı faturamızdır. Bu sorun da ancak uzun vadede çözülebilecek bir sorundur. Sonunda insan sağlığına zarar vermeyecek olan şekilde bir nükleer teknoloji ile elektrik enerjisi üreten yapıyı acilen getirmemiz kaçınılmazdır. Unutmayalım ki Fransa da elektrik enerjisinin yüzde 80 kadarını nükleer enerji yolu ile sağlamaktadır.
İç üretimimizin dışarıdan ithal makine, girdi ve ham maddeye bağımlılığı da üçüncü önemli sorundur. Ama ihracatçıların mesleki kuruluşunun tepesinde ithalatçılar oturduğu sürece, bu soruna da kolay çözüm gelmez.
Tabii bu sorunların hepsine esas kalıcı çözüm, ülkenin tasarruf oranını yeniden yükseltmektir. Kamu kemer sıktığına göre tasarruf yapacak olan özel taraftır. Bu da aslında sosyal bir konudur. Hiç unutmayalım,  esas en büyük sorunumuz insanımızın eğitimi, insanımıza beceri ve verimlilik kazandırılması ve vatandaşın tasarruf konusunda tutumunun değiştirilmesidir. 
Yarın iç özel sektör tasarrufunu arttırmak için ne yapmalıyız konusunu tartışacağız. 

<p> </p>

Arabeskin 'Babası' kim?

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (21 Ekim 2021)

''Her an her yerde yeni bir salgın patlak verebilir'' Korkutan uyarı

Edirne'de yoğun sis etkili oluyor