• $9,601
  • €11,1872
  • 557.269
  • 1476.65
20 Ekim 2015 Salı

Ekonomide dikkat edilmesi gerekenler!

Ülkemizin bugün ekonomik anlamda ne durumda olduğunu sağlam şekilde bilmek istiyorsanız, biraz geçmişe gidip 2007-2008 yılında ABD’de gündeme gelen krizin global etkilerinin Avrupa ve Türkiye’ye yayılışını hatırlamamız gerek.

ABD’yi 2008'de çökerten kriz Avrupa ve Türkiye’ye 2009 başında yayıldı. Türkiye ve Almanya yüzde 4.8 daralarak yani negatif büyüme yaşayarak resesyona düştüler.
Halbuki Türkiye’nin 2007'de yüzde 4.7 gibi kabul edilebilir bir büyüme oranı vardı. Fakat 2008'de iyice yavaşlamış ve yüzde 0.7 olmuştu. Ama 2009'da ABD’de başlayan büyük daralma ve sert kriz Almanya ve Türkiye’yi % 4.8 negatif büyümeye düşürdü.
Türkiye 2009'da yüzde 4.8 daralma yaşayınca derhal iç talebi artırdı ve 2010 ve 2011 yıllarında tarihsel rekor denilebilecek ve iç taleple azdırılmış büyüme oranları yaşadı. Ama ithalat ve büyüme de patladı ve 2010 yüzde 9.2 ve 2012 yüzde 8.8 büyüme sergiledi. Bu iç talebe dayalı patlamanın faturası tabii ithalatın rekor düzey zıplaması ve tarihsel rekor düzeyinde cari açık/GSYİH oranı yaşanması oldu. 2012 yılında cari açığımız rekor düzeyde 75 milyar doları aşmış ve cari açık/ GSYİH oranı olarak da yüzde 10 değerine doğru yollanmıştı. Tabii derhal fren çekilmesi gerekti.
2012'de iç talebin kontrol altına alınması cari açığı düşürürken, diğer taraftan da büyümeyi düşürmüş, işsizliği artırmaya başlamıştı. 2012 yılı büyümesi pozitif olsa da sadece yüzde 2.1 olarak gerçekleşti. 2013 büyüme oranı da yüzde 4.2 olabildi.
Ancak 2014'te Avrupa’nın sorunları ortaya çıktı. Bu da bizim sadece yüzde 2.9 büyümemize olanak verebiliyordu. 2013 mayıs ayında başlayan 'ABD artık faiz artırmalı' furyası Türkiye dahil tüm gelişen ülkelerden döviz yerel paraların değer kaybı ve emtia fiyatlarının da başta petrol olmak üzere daralmasını getirdi. Türkiye’nin bir yandan cari açığı azaltırken, diğer taraftan da büyümeyi kontrol etmesi mümkün değildi. Buna siyasi gerilim ve yakınımızdaki savaşlar da eklenince Türkiye yüzde 3 büyümeye takıldı kaldı. Gerçi 2015'te de yüzde 3 büyürken cari denge açığımızı da son on iki ayda 43 milyar dolar dolara düşürebilmiştik. Bir yandan da 3 seçim yaşarken, işsizlik oranı artmakta, ama cari denge açığı da küçültme yaşamaktaydı.
1 Kasım'daki seçimde kim hükümet olursa olsun yapılması gerekenler aynı. Orta gelir tuzağından çıkış için, çalışanlarımızın eğitilmesi gerekli. Diğer taraftan da cari denge açığını daha da küçültmek için ihracatçımızın daha teknolojik ürünler üretmeye ve satmaya soyunması gerekli. İç ve dış siyaseti sakinleştirip, ekonomimizin üretim tipi ve prodüktivitesini değiştirmemiz gerekiyor ki, hem yüzde 3 üstü büyüyüp, hem cari açığı daraltmaya devam edip, hem de işsizliği düşürebilelim. Bu arada da bütçe açığını düşük tutmaktan vazgeçmememiz gerekiyor. Unutmayalım ülke ekonomisinin en önemli mali güvencesi oldukça iyi olan bütçe açığı/GSYİH oranımız! Ama bu da, işsizliğe ve büyümeye ters etki yapan, fakat dış âleme de güven veren bir faktör!

<p>Futbol, sahaları aşıp evlerimizdeki televizyonlara, günlük  aktivitelere ve tabi ki son olarak oy

Neden PES Atarız?

Eren-13 operasyonları kapsamında 4 terörist etkisiz hale getirildi

Kuraklık nedeniyle Van Gölü'nde yeni adacıklar ortaya çıktı

NBA tarihinin en iyi 75 oyuncusu açıklandı! İşte listede yer alan isimler