• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
27 Ocak 2014 Pazartesi

Dünyayı kim tetikledi?

Biraz tarihe bakalım. J.Authers özetlemiş. Gelişen ülkelerin blok olarak geçirdiği birçok krizden biri 1990'lı yıllarda "Tequila krizi" adı ile Meksika'da gerçekleşmişti. 1994 yılına gelindiğinde Meksika potansiyelinin ve gücünün çok üstünde yaşıyordu. Parası peso da aşırı boyutta değersiz durumda idi. Hükümet sonunda dövize karşı ülke parasını savunmayı da bırakmıştı. Ama gelişmekte olan ülkeler yaygın krizleri kendi başlarına çıkaramazlar. Gelişen ülkelerin yaşayacağı krizin tetiği her zaman gelişmiş ülkeler yatırımcıları veya Merkez Bankaları tarafından çekilir. Nitekim Meksika'nın sonu ve krizin yayılması ABD'nin o yıl faizi yukarı doğru itmesi ile gerçekleşmişti. ABD'nin faizi yükselince Meksika'ya park edilmiş dolarlar vatanına göçtü ve Meksika'nın sorunları açık ve seçik ortalığa döküldü.
Bu tezin özeti şu! Gerçek şu ki yabancı paranın gücü karşısında yerel gelişmiş ülke parasının gücü "minnoş" boyutundadır. Gelişen ülkelerdeki krizi her zaman gelişmiş veya büyük ülkeler aktörleri tetikler. Bu gözlükle bakıldığında da dünyada şu anda kriz çıkarabilecek iki adet büyük ve herkesi etkileyebilecek ekonomi var. Biri ABD ekonomisi, diğeri de ikinci büyük süper ekonomi olan Çin!

Gelişen ülke paraları değer kaybetti
Şu andaki krizi ABD'nin mayıs ayında gündeme soktuğu para politikası değişikliği başlatmıştı. Mayıs ayından bugüne kadar ABD'nin politika değişikliğinin etkisi ile gelişen ülkelerin çoğunun paraları hızla değer kaybetmişti. Tabii gelişen ülkelerin birçoğunun kendi iç sorunları da vardı. Kendi iç sorunlarının boyutuna göre ABD'nin yarattığı belanın tahribat gücünü artırıyor veya azaltabiliyorlardı.
Nitekim Türkiye 17 Aralık tarihinde başlayan kendi iç siyasi sorunlarının yarattığı iç gerilimle aralık ve ocak aylarında parasının daha da hızlı değer kaybetmesine kendisi olanak sağlamış bulunuyor. Bu durumda paramızın değer kaybının durması için iç siyasi gerilimin ortadan kalkması kesinlikle gerekli demek aşırı bir tez olmaz .
Şimdi gelelim geçtiğimiz haftaya. Birden bire Türk parasının devalüasyonu hızlandı. Ne olduğu da pek anlaşılamadı. Ancak perşembe ve cuma günleri gerçekte ne olduğu Batı medyasına döküldü.
Haftanın son günlerinde paraları aniden değer kaybeden ülkeler arasında hiç beklenmedik şekilde Kanada, Avustralya ve Rusya gibi apayrı kategorideki ülkeler vardı. Veya Ukrayna, Venezuela, Ajantin ve Tayland gibi uzun zamandan beri ciddi yapısal siyasi ve ekonomik sorunlu olan ülkeler ile, kendi olanaklarının ötesinde yaşayan ve şimdi de sermaye çıkışı yaşayan Türkiye, Brezilya, Meksika, Güney Afrika, Endonezya, Hindistan, Tayland, Şili, Kolombiya ve Peru gibi yüksek dozda sermaye çıkışı riski yaşayan ülkeler vardı. New York, Tokyo, Avrupa borsalarını bu ülkeler çökertemezdi.

Çin'nin durgunlaşacağı tescil edildi
Bir gazetemizin bir yazarına göre ise bu ülkelerin hepsinin paralarının değer kaybını Türkiye tetiklemişti. Ama cuma ve cumartesi gerçek ortaya çıktı.
Geçen haftanın sonuna gelinirken Çin'in imalat sanayii için HSBC tarafından hazırlanan ISM endeksinin (satın alma yöneticileri endeksi) 50 üstü değerlerden 50 altı değerlere düştüğü ortaya çıktı ve Çin'in durgunlaşacağı tescil edilmiş oldu. Bu nedenle de petrol dahil çeşitli emtia fiyatlarında düşüş başlarken, Çin'e ihracat yapan tüm ülkelerde ekonomik sorun ve kur değer kaybı gündeme geliyordu. Yani haftanın son günlerinde başlayan yaygın kur hareketleri Türkiye'den değil, Çin'den kaynaklanıyordu. Bunu dün de bu satırlarda yazmıştık, bir kere daha duyuralım!

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Kültür ve  Turizm Bakanlığınca tarihi,  kültürel, mimari, ekonom

Beyoğlu dünya sahnesine çıkıyor

Kütahyalı marangoz ahşaptan susuz ceviz soyma makinesi icat etti

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (22 Ekim 2021)

Eren-13 operasyonları kapsamında 4 terörist etkisiz hale getirildi