• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
30 Ağustos 2015 Pazar

Çin ve petrol

Çin şu anda, global çapta, hemen hemen her tür ekonomik gelişmeden sorumlu tutulmakta, üzücüdür ki Batı medyası Çin’e adeta “çocuk” muamelesi yapmakta. Özellikle de, Çin birçok emtea fiyatının düşmesinden ve diğer gelişen ülkelerin de fiyat düşüşü sonrası zora girmesinden sorumlu sayılıyor. Çin şimdi bir de petrol fiyatından sorumlu tutuluyor.

Ne çabuk unutuluyor ki 2000 -2014 arasında Batı dev kriz üretirken Dünyanın büyümesinin yüzde 30 kadarı Çin tarafından gerçekleştirilmişti. Bugün ise bazıları işi iyice abartıp Çin’e “Venezuela” muamelesi yapmaktalar. Kaldı ki bu tür suçlama her tür emtea için geçerli olabilir ama petrol fiyatının dalgalanmasında Çin’in katkısı tezi, pek geçerli değil. Aşağıdaki tabloda Çin’in çeşitli emtealar konusunda global talebin ne kadarını yarattığının istatistikleri var. Tabloda ne görüyoruz?
Petrolde Çin global talebin sadece yüzde 12 kadarını gündeme getiriyor. Halbuki kömürde global talebin yüzde 77 kadarını ,demirde yüzde 73 kadarını ve bakırda ve demir çelikte ise yüzde 45-46 kadarını Çin yaratıyor. Yani petrolde Çin talebi göreli olarak büyük değil. Dolayısı ile talebin artışı ve azalışı ve fiyatların da oynaklığı da, daha çok Çin dışındaki ülkelerin etkisi nedeni ile oluyor. Çin dünyanın ikinci büyük petrol talebi olan ülkesi aslında ama, yüzde 12 boyutundaki petrol talebi petrol piyasasını oynatma kolaylığı veren bir güç değil.Tabii petrol konusunda esas yakından incelenmesi gereken petrol arzının nereden ve nasıl kaynaklandığı.
Dikkatle bakılırsa son dönemde ABD’deki önüne geçilemez petrol arzı artışı (shale boom deniyor ) aslında fiyatları düşüren temel faktör. Daha ilginç olan da OPEC üyesi ülkelerin üretim düzeylerini azaltmamaya kararlı olmaları. Bu nedenle de ortalığa dökülen aşırı petrol arzı fiyatları aşağıya itiyor, yani artmasını engelliyor.
İlginçtir ki aslında son birkaç ayda Çin'in petrol talebi azalmak yerine artma sergilemişti. Gümrük istatistikleri incelendiğinde ve bir yıl evveli ile karşılaştırıldığı zaman temmuz 2015 ayında petrol ithalatı yüzde 22 artmıştı. Bu günde kabaca 7.25 milyon varil demek.
Bu artışın devam etmesi zor ama gene de Citi Research tarafından yapılan bir araştırma bu yıl Çin petrol talebinde yüzde 7 artış olması olasılığı yüksek diyor.
Ama petrol piyasasında kötümserlik hakim. Hatta denilebilir ki petrol piyasasında hava, 2008-2009 finansal krizindeki kötümser havadan daha da kötümser. Çünkü petrol piyasasında fiziki arz ve talep ile petrol fiyatlarının bağının kopmuş olduğu düşünülüyor. Çin’deki talep artışının da fiyatlar ucuzken stoklama niyeti ile gerçekleştiği konuşulmakta.
Çin’de diesel tüketimi azalıyor. Bu aslında sanayi üretiminde yavaşlama anlamına da gelebilir. Ama diesel azalırken, benzin ve jet yakıtının artması ülkenin, Çin’de önceliğin yatırımdan tüketime doğru değiştiğinin, hizmet sektörünün sanayi sektöründen daha hızlı büyüdüğünün göstergesi olarak düşünülmek zorunda.
Dünya geneli de oldukça şaşkın. Bir yanda petrol fiyatının 30 dolar inmesinden bahsediliyor, diğer taraftan da petrolün 50 dolara çıkışı gündemde. Son Cuma günü Brent Ham Petrolu'nun fiyatı yüzde 11 arttı, 50.6 dolar varil başına değerine çıktı. USA West Texas Intermediate fiyatı da arttı, ayni Cuma günü yüzde 12 artarak 45 dolar varil başına değerine geldi.Bu iki artış da bir haftada gerçekleşti. Böylece ham petrol fiyatları da son altı yılın en yüksek seviyesine kadar çıktı.
Ama Çin bu durumun suçlusu da değil. Çünkü unutmayalım, gelişmiş ülkeler petrol talebinin yüzde 49’unu yaratıyor.

<p>Futbol, sahaları aşıp evlerimizdeki televizyonlara, günlük  aktivitelere ve tabi ki son olarak oy

Neden PES Atarız?

Kütahyalı marangoz ahşaptan susuz ceviz soyma makinesi icat etti

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (22 Ekim 2021)

Eren-13 operasyonları kapsamında 4 terörist etkisiz hale getirildi