• $9,6276
  • €11,1755
  • 558.367
  • 1492.93
25 Ocak 2014 Cumartesi

Biraz durup düşünelim!

Bugün artık bazı şeyleri açık şekilde tartışma zamanı. Türkiye 2012 yılında artan ve 77 milyar dolara ulaşan cari denge açığını küçültmek için freni çekmişti. Ancak fren aşırı tuttu ve 2012 büyümesi yüzde 2.2 olarak, yani planlanandan daha düşük gerçekleşti. Freni bırakıp gaz vermek gerekti. 2013 yılında kamu yatırımı ve kamu tüketimi arttı, yani kamu ekonomiye gaz verdi. Özel tüketim de toparlandı ama özel yatırım negatif büyüme yaşamaya devam etti, ekonominin zayıf noktası oldu. Özel yatırım ancak 2013 yılı üçüncü çeyreğinde nihayet pozitif artışa geçince, kamu da tüketim ve yatırımı kıstı. Cari açık varken de bütçe açığını artırmamak gerekli idi. 2013 yılı sonunda, 2013 yılı dördüncü çeyreğinde sıfır büyüme gerçekleşse bile 2013 yılı büyümesi yüzde 4 olarak gerçekleşir.
Ancak 2013 yılında Mayıs ayında ABD kökenli FED paniği ve sonra da 2013 Aralık ayında da kendi aramızda siyasi kavga, ekonomik gidişatı kötü etkiledi. Ama 2013 yılının aralık ayına kadar olan verilerde mayıs ayında başlayan paramızın devalüasyonun, kurun TL aleyhine gidişatının reel sektöre etkisi çok az, yani minimal şekilde gözlemlendi. Aralık 17 kavgası gündeme gelmeden evvel, 2014 yılının büyümesinin de 2013 gibi yüzde 4 civarında olacağı bile düşünülebilirdi. Ancak 17 Aralık tarihinden sonra iç siyasi gerilimin artışı ile hızlanan TL devalüasyonu beklentileri değiştirdi.

Faizi yükseltme baskısı geldi
Kur dörtnala giderken Merkez Bankası üzerinde, aynen Brezilya'nın yaptığı gibi faizi yükseltme baskısı gündeme geldi.
Merkez son para politikası toplantısında politika faizini ve alt ve üstü koridor limitlerini değiştirmedi. Zaten faiz yükseltme neye yarayacaktı? Dövizi talep edenler büyük çapta yabancılar değil, Türk vatandaşları idi. Piyasadan ve bankalardan dövizi alıp, gene bankaya koyuyorlardı. Kaldı ki faiz artışı aşırı doz siyasi gerilim varken ne fayda sağlayacaktı ki? Zaten faiz artışı 2014 yılı reel büyümesini önemli ölçüde düşürürdü.
Merkez Bankası daha önceki yıllarda kullandığı silahlarını kullanma yolunu seçti. Sağladığı gecelik finansman faizini koridorunun üst limitine kadar yükseltti. Böylece bankaların ortalama gecelik borçlanma faizini önce yüzde 7.75 ve sonra da gerektiğinde yüzde 9 düzeyine yükseltme kararını aldı. Bu faizler bankaları ilgilendirdiğinden kredi artışını kontrola da yarıyordu. Ayrıca Merkez döviz satma silahını da daha kuvvetle kullanmaya başladı.
Mart ayının sonunda yerel seçim var. Yerel seçimde kimin ne kadar oy alacağı önemli. Kur gidişatının durup durmayacağı da siyasi gerilimin bitip bitmeyeceğine ve de seçime önemli şekilde endeksli. Kur gidişatının sakinleşmesi veya kötüleşmesi de artık dış âlemden çok önemli ölçüde iç siyasete endeksli.

Fed ızdırabı en az iki yıl sürecek
Bu arada göz önüne hiç almadığımız şeyler de var. Birincisi ABD'deki FED kökenli ıstırabın en az iki yıl kadar süreceği ve bizi de uzun süre etkileyeceği unutulmamalı. Ayrıca Avrupa Merkez Bankası da bir süre sonra likidite daraltmaya başlayabilir. Global kriz bitti gibi düşünenler de var ama bu doğru bir yorum değil. Salı günü Fransa'da Paris'te bir toplantıya katıldım. Avrupa Merkez Bankası eski Başkanı J.C.Trichet ve OECD Baş iktisatçısı İtalyan Padoan Avrupa'da sorunların bittiğini düşünmenin yanlış bir yaklaşım olacağını açık seçik ortaya koydular. Çarşamba günü ise şimdiki Avrupa Merkez Bankası Başkanı Draghi ayni tür yorumları tekrarladı. Avrupa'nın gelişmeleri dengeli değil dedi. Ocak ayı biterken de ABD FED para politikasını değiştirme sürecini başlatacak. Dış âlemde neler olacağı da aslında pek belli değil.
Ancak kur gidişatı iç siyasi gerilim azalırsa değişir. Hepimize düşen görev siyasi gerilimi azaltmak. Yoksa 2014 yılı reel sektörde ağır tahribat yaşanan bir yıl olmaya aday diye düşünmek doğru olabilir.

<p>Yeşilçam'ın usta ismi Hülya Koçyiğit, 1963 yılında henüz 16 yaşındayken Susuz Yaz adlı filmle bey

Hülya Koçyiğit bilinmeyenlerini anlattı

Yer siyah gök beyaz! İşte Beşiktaş'ın Galatasaray galibiyetinden en özel kareler

Düzce'nin 1830 rakımlı Kardüz Yaylası'na kar yağdı

Az bilinen tarihi fotoğraflar ve hikayeleri