• $8,4737
  • €10,2733
  • 499.496
  • 1441.33
04 Mart 2011 Cuma

Aman petrol, canım petrol?

Devlet Bakanı Ali Babacan son jeopolitik gelişmeler ortamında olası risklerin boyutu ve hükümetin ekonomi  politikası yaklaşımları konusundaki görüşlerini çarşamba günü basına verdiği özel röportajla kamu oyuna taşındı, biz de buraya özetliyoruz. Babacan ne diyor?

“Son jeopolitik gelişmeler gerçekten çok kritik ,  30 yılda, 40 yılda bir olabilecek büyüklükte gelişmeler Kuzey Afrika ve Ortadoğu’daki riskler Türkiye’yi  iki ana daldan etkileyecekler. Risklerin bir tanesi o ülkelere yaptığımız ihracat. İkincisi de bütün bu riskler petrol fiyatını artırdığı için ve Türkiye de petrol ithal eden bir ülke olduğu için Türkiye’deki enflasyona ve cari açığa bunun etkisi.

Ciddi sorun yaşayan Tunus, Libya ve Mısır’a olan ihracatımız toplamın yüzde 4,3’ü. Ama Yemen, Bahreyn, hatta İran, Fas, Cezayir, Sudan, Umman gibi nelerin  olacağı belli olmayan ülkelere de bakmak gerek. Hepsini toplarsanız, ihracatımızdaki  paylarının  yüzde 9.6 olduğunu görüyoruz. Yani toplam ihracatın yüzde 10’luk alanında bir risk var. Buradan gelecek risk çok büyük görünmüyor.

Öte yandan petrol fiyatları çok ciddi problem. Libya önemli, ama  Suudi Arabistan  oradaki  azalmayı  telafi ederim dedi. Fakat, şimdi ülke adı saymayayım,  dünyanın en büyük petrol rezervi olan bir numaralı ülke ve  iki ve üç numaralı ülkelerin hepsinde şu anda riskler var. Son petrol fiyatları artışındaki temel nedenlerden birisi bu.
Dünya büyümesi de beklenenden hızlı gidiyor şu anda! Gelişmekte olan ülkelerde,  Avrupa’da, Amerika’da büyüme oranları yukarıya doğru revize ediliyor. Ama talep tarafında bu kadar hızlı  yükselmeyi sağlayacak kadar büyük bir hareket yok. Dolayısıyla, petrol fiyatlarının artmasındaki ana unsur talep değil jeopolitik konular.
Bizim yaptığımız hesaplara göre (Merkez Bankası , Hazine , DPT , ve piyasa analistleri de yapıyor bu hesapları) petrol fiyatlarının her 10 dolarlık artışının bizim cari açığa etkisi yaklaşık  4 milyar dolar mertebesinde, tabii artısı, eksisi olabilir. Doğalgaz bir süre sonra , yani  6 ay ya da 9 ay sonra, sözleşmelere göre   etkiliyor. Ama 6 ay, 9 ay sonrasındaki etkileri göze alınınca  cari açığa olumsuz etki olur.

Enflasyon açısından baktığımızda da yaklaşık her 10 dolarlık fiyat artışı kabaca yarım puanlık bir enflasyona sebep oluyor bizde. Orta vadeli programımızı açıklarken Ekim ayında Uluslararası Enerji Ajansı, Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu, yani bütün uluslararası kuruluşların, 2011 için bir petrol fiyatı öngörüsü vardı, 80 dolardı. Bizim Ekim ayında yayınladığımız OVP’deki petrol fiyatı varsayımımız da 80! Şimdi 2011 yılının ortalaması ne olacak? 100 mü olacak, 115 mi olacak? Bütün bunlara bağlı olarak bizim 2011 yılında hem enflasyonumuz, hem de cari açığımız olumsuz olarak etkilenecek.

Biz  geçen sene Eylül - Ekim’de uyarılarımıza başladık. Dedik ki 2011 riskli  problemler var. Kuzey Afrika’da ve Ortadoğu’da çıkan son olaylar tabi zaten mevcut olan risklerin üzerine ek olarak geldi. Cari açık konusunda önemli olan finansmanın niteliği, sürdürülebilirliği, uzun vadeli oluşu, kaliteli oluşu, bütün bunları zaten hep vurguluyoruz.

Cari açığımız 2011’de OVP’de öngördüğümüzün üzerinde seyredecek. Ama öte yandan da, dünyada da likiditenin bol olduğu ve  likidite maliyetinin de düşük olduğu bir dönemdeyiz. Buradaki kilit ne? Türkiye’de güven ve istikrar olduktan sonra ve Türkiye’de makul getiriler olduktan sonra, bu cari açığın finansmanıyla ilgili biz herhangi bir problem görmüyoruz.

Böyle dönemlerde, yani özellikle enflasyon ve cari açık konusunda risklerin olduğu dönemlerde maliye politikasına dönük baktığımızda çok çok dikkatli olmanız gereken bir tablo ortaya çıkıyor. Yani mevcut bütçe açığımızı, mevcut bütçe hedeflerimizi riske sokacak, bütçe dengelerimizi bozacak hiç bir adım atacak marjımız yok bizim. Hatta tam tersine,gelişmelere bakıp belli bir süre sonra maliye politikalarında da sıkılaştırıcı tedbir ihtiyacı ortaya çıkabilir. Şu anda henüz zamanı değil. Böyle bir tablo varken deniyor ki vergiler düşsün. Bu tür talwepler , Türkiye’yi daha riskli bir ortama sokacak tekliflerdir . Çünkü vergide düşüş yapayım derken yarın vatandaşa çok daha yüksek faiz ödetmek zorunda kalırız. Türkiye’de genel faizlerde olacak bir artış herkesi etkiler.

Buradaki petrol ürünleriyle ilgili, akaryakıtla ilgili benzin, motorin gibi şeylerin fiyatlarıyla ilgili hesap çok basit. Dünya petrol fiyatı artıyor, kur arttı ve bunlar artınca benzin fiyatı da artacak, motorin fiyatı da artacak, yani bu bir sürpriz değil. Biz petrolün ve doğal gazın da tümünü ithal ediyoruz. Böyle bir ithal ürün durumunda herşeyi kurla çarpacaksınız demek. Yani bugünkü pompa fiyatlarının artışının en önemli sebebi petrol fiyatının artışıdır, kurun artışıdır, bir de sektörel kâr hadleri maalesef geçen seneden bu yana artmıştır. Vergiyi 2010 başından bu yana hiç arttırmadık. Bu yılın sonuna kadar da artırmayacağımızı da ilan ettik, bütçemizi ona göre yaptık. Yani vergileri tamamen sabit , litre başına kuruş olarak sabit tutuyoruz. Artışların tümü dünya petrol piyasalarından gelen bir artış.  Biliyorsunuz akaryakıt piyasası serbest bir piyasa. Zam yapılıyorsa, TÜPRAŞ yapıyor veya İtalya’daki rafineri yapıyor ya da Kuzey Afrika’daki rafineri yapıyor bu zamları. Petrol yüksek fiyata olunca tabi bunun pompaya yansıması da yüksek oluyor. Ama enerji fiyatları serbest piyasada oluşmaya devam edecek!

<p>Tarihçi-Yazar Koray Şerbetçi bu hafta Kestirmeden Tarih  programında Kudüs özel bölümüyle karşını

Medeniyetlerin aynası Kudüs… Kadim şehre kim ne getirdi?

Bakan Varank, Ankara Şehir Hastanesi Klinik Araştırmalar Merkezi'ni ziyaret etti

Tüm bildiklerinizi unutun! Seyahat ve deniz yolculuklarını kökten değiştirecek

Filistinli aileler, işgalci İsrail saldırılarından korunmak için okullara sığındı