• $7,4853
  • €9,0174
  • 408.526
  • 1538.04
08 Haziran 2012 Cuma

Mesele oy geçişkenliğinde

Bir yıl önce bu vakitler, en çok tartışılan konuyu hatırlıyor musunuz?
Seçime günler kala nefesler tutulmuş, 'MHP baraj altında kalacak mı?' sorusuna cevap aranıyordu.
Belden aşağı kasetlerle MHP'yi baraj altına çekmeyi hedefleyen kirli strateji tutmadı. Ve MHP, 12 Haziran seçimlerinden yüzde 12.9 oy oranıyla çıktı. Failleri hala yargı önüne çıkarılmayan o kirli strateji olmasaydı, MHP'nin yüzde 20'nin altına düşmeyeceğini savunan önemli bir kesim mevcut. 
Nitekim  MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin kamuoyu önünde açıkça değilse bile; yakın çevresiyle, AK Parti'nin bugünkü oylarında küçümsenmeyecek oranda milliyetçi oylar bulunduğu tespitini paylaştığını biliyoruz.
Bahçeli, siyaseten kendisini alacaklı hissediyor. Bu da şaşırtıcı değil. AK Parti ile MHP arasındaki oy geçişkenliği hala çok dinamik. Her iki parti kurmaylarınca kulislerde dile getirilen bu tespiti, Başbakan Erdoğan'ın zaman zaman şiddetlenen milliyetçi söylemi de fazlasıyla doğruluyor.
Dolayısıyla Kılıçdaroğlu-Erdoğan zirvesine, MHP'nin takındığı sert tutumu bu tablodan bağımsız değerlendiremeyiz.
Bahçeli, kapıları daha işin başında; zirveden günler önce, CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun risk alarak üstlendiği inisiyatifin haberi duyulur duyulmaz kapatmıştı.
Bu nedenle, Kılıçdaroğlu-Erdoğan zirvesinden sonra gelen sert açıklama büyük sürpriz olmadı. MHP Genel Başkanı 'sinsi tertiplerden' oyunlardan söz ederek tutumlarını pekiştirmiş oldu.
Nihayetinde İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'in Uludere açıklamasına destek veren de aynı Bahçeli'ydi. Dolayısıyla partinin doğrultusu açısından bir 'iç tutarlılıktan' söz etmek yanlış olmaz.
Ne var ki, bu 'tutarlılık', tutumun doğru olduğu anlamına gelmiyor.  Zira bünyesinde, karamsarlığın kendine has konformizmini de barındırıyor. Öyle bir konfor ki bu, sahibine, yorulmadan her felakette 'Ben demiştim' deme lüksünü (!) yaşatır. 
Diğer yandan; MHP sözcülerinin dün daha da sertleşen açıklamaları, CHP'de düne kadar az da olsa muhafaza edilen umudu da ortadan kaldırmış görünüyor. CHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu'nun zirveden sonra yaptığı açıklamada, yapıcı bir üslupla 'engel ve alerji yaratan isimse bu isim değiştirilebilir' yaklaşımı, bu umudun yansımasıydı.
'İsim' demişken, bu zirve bir kez daha gösterdi ki, zorlu konularda ortak bir dil tutturmak çetin bir konu. Hele söz konusu olan siyaset  üzerinden kurulan hesaplar ve stratejilerse, yollar daha işin başında çatallanıyor.
'Kürt sorunu yoktur. Bin yıllık kardeşliği sorun olarak gören sinsi tertip ve önerileri müzakere etmemiz asla söz konusu değildir' diyen Bahçeli samimi olarak şuna mı inanıyor: Bu meseleyi 'Kürt sorunu' diye zikredenler, Kürtlerin insan olarak bir sorun olduğunu düşünüyor...
Sonuçta CHP'nin TBMM'de kurulmasını önerdiği Toplumsal Mutabakat Komisyonu'nun akim kalacağı ortaya çıktı. Başbakan Erdoğan'ın, zirveye katılan heyetlerle 'dışarıdan' bir komisyon kurulma teklifi nasıl ilerler, bugünden görmek zor. Ancak, AK Parti ile MHP arasındaki oy geçişkenliğinin test edileceği diğer mecra, yeni anayasa olacak.

<p>Bomba arama köpekleri 'Ban' ve 'Tim', Barış Pınarı bölgesindeki sivil halka yönelik büyük bir sal

Barış Pınarı bölgesinde 'Ban' ve 'Tim' büyük saldırıyı önledi

Kahramanmaraş'ta 3 mahalle karantinaya alındı

Türkiye'deki yaban hayatı fotokapana yakalandı

Güneş patlamalarının kaynağı ilk kez belirledi