• $13,4753
  • €15,2608
  • 801.197
  • 1945.07
20 Mart 2013 Çarşamba

"Daha raylar döşeniyor"

BDP'li vekillerin son ziyaretinin ardından "Komisyon" ve "Parlamento'nun sunacağı destek" konularını konuşuyoruz. Bu iki başlıkla birlikte, bir de "psikolojik" tema: Öcalan'ın birinci tekil şahıs kullandığı vurguların, siyasi ve toplumsal algıyı bozup bozmadığı. 
Bu başlıkları dün TBMM kulisinde, Başbakan'a yakın bir isimle konuştuk. Her şeyden önce "Mesajların alınıp verilmesinde aksama olmadığını, sürecin sağlıklı işlediği" tespitini yapıyor. Bir meslektaşımız, Öcalan'ın "Sanki sütten çıkmış ak kaşık misali, devlet adamı edasıyla mesaj yazması?" deyince, şu yorum geliyor:
"Ziyaretleri BDP vekilleri yaptığı için böyle bir algı yaşanıyor olabilir. Önce sürecin başlaması lazım. Bakılır, ona göre gerekli açıklamaları yaparız."
"Süreç başlamadı mı?" sorusunun cevabı ise şu oluyor: 
"Önce raylar döşenecek, vagonlar konulacak. Sonra yola çıkılır. Bir eylemsizlik ve çekilme aşamaları gelsin, sonra açıklamalar yapılır."
Anlaşılan o ki, Başbakan için en kritik eşik "Çatışmasızlık kararı". Bu, BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş'ın "Henüz yolun yarısındayız" sözüyle de örtüşüyor. Bu durumda, 21 Mart'ta okunacağı duyurulan mesajın içeriğine dair beklenti artmalı mı?
Buna ise "Öyle uzun bir yol haritası beklemeyin" cevabı geliyor. 
"Komisyon" meselesine gelince. Hükümet cephesi, bu öneriye soğuk değil. Sohbetimiz, şu yorum noktalanıyor: 
"Meclis'te zaten ihtiyaçlara göre değişik komisyonlar oluşturulmuyor mu? Adı önemli değil. Zaten Akil Adam denilen pek çok kişi yok mu? Bunlar sembolik şeyler. Ama bu tür süreçlerde sembollerin önemli olduğunu unutmayın." 

HASAN CEMAL 
Hasan Cemal ile tanışmam 90'lara uzanıyor. O zamanlar, Cinnah Caddesi'ndeki Hürriyet bürosunda, Ankara Temsilcisi Sedat Ergin'in davetiyle uğradığı bir akşamüstü...
Hatırımda; konuk ağırlama, bazen de yoğun bir günün ardından sohbet edip yorgunluk hafiflettiğimiz 5. katta, siyasetten uzak bir atmosfer var. Caz müziği alanında ülkemizin yüzünü ağartan Tuna Ötenel ile Sibel Köse, günün öteki konuklarıydı. Bugün bana üstünden bir asır geçmiş gibi gelen o akşamüzeri, sadece müzik, sanat konuştuğumuzu hatırlıyorum. Daha doğrusu biz konuşurken, Hasan Cemal'in mütebessim bir ifadeyle dinlediğini, arada da Ergin'in muzip takılmalarına aynı tonda karşılık verdiğini. 
O gün, gazetecilik konuşamadığımıza hayıflanmıştım. Çok merak ettiğim bazı mesleki anekdotları kendisinden dinlemeyi isterdim.  Yıllar geçti...
Bugün, Kürt meselesiyle ilgilenen kimsenin "okumadım" "diyemeyeceği "Barışa Emanet Olun", yayımlandığı gün "klasik" olma niteliği kazandı. Şimdi "Çözüm süreci"nde yağmur gibi akan haberlerin hızında, eksik kalan ne varsa, iki yıl önceki o kitabın içindedir. Gazetecilik öngörüsü de başka ne olabilir?  
Hasan Cemal, 15 yıldır yazdığı Milliyet'te, yayımlanmayan yazısında anlattığı sebeplerden dolayı yok... Onun Milliyet'te yazamayacak olmasını -maalesef- şaşırtıcı değilse bile, eksiltici buluyorum. Hasan Cemal'in "İyi pazarlar" demediği bir basın, hayli tenhadır artık.  
Bu arada medyada ironi tükenmez: Hasan Cemal'i Milliyet'ten ayıran yazı, orada yayımlanması halinde ulaşabileceği kitleden çok fazlasına ulaştı ve daha etkili oldu. 
O yazıda "Mesleğini çok uzun yıllardır gerçekten seven bir gazeteci olarak her şeye rağmen, birçok olumsuzluğa rağmen geleceğe umutla bakıyorum" diyordu. Hâlâ aynı fikirde mi merak ediyorum.

 

<p>İstanbul Ticaret Üniversitesi Ulaştırma Sistemleri Uzmanı  Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı araç içinde

Yolda kalan sürücüler araç içinde ne yapmalı?

256 yaşında ölen adamın sırrı açıklandı!

Rusya'nın en korkutucu köyü! Kimse gitmeye cesaret edemiyor

Akbabalar evcil köpeklerin peşine düştü! Korku dolu anlar