• $8,058
  • €9,6752
  • 460.376
  • 1408.14
02 Şubat 2015 Pazartesi

Cacabey Meydanı diyor ki...

İnsanız; gün geliyor kabullenilmesi kolay olmayan gerçeklerle yüzleşiyoruz.

Acı ya da yakıcı bir gerçekle karşılaştığımızda, doğru olan, gerçeği olduğu gibi kabul edebilmek olmalı.
Çünkü, gerçek çıplaktır!
Lafı, siyasete ya da altını daha kalın çizerek muhalefete getireceğim.
10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı Seçimleri'nden aylar önce yazdım.
Türkiye, Başkanlık Sistemi'ne geçiyor ve bana göre zaten bir an önce geçmeli diye...
Gelin karşımıza sonradan çıkacak sorunlara şimdiden çözüm bulalım dedim.
Ve hatta görünür ilk sorunu da açıkça o zamandan işaret ettim.
Ülke siyasetinde ilk defa halk tarafından seçilen, yetkilerini mutlaka kullanacak ve halka hesap vereceği için haklı olarak siyasetten uzak durmayacak bir "Başkan" olacak.
Mevcut Anayasa'ya göre, "Vatana ihanet" dışında sorumlu tutulamayacak ama yetkili bir "Başkan".
Yazmıştım, söylemiştim demekten hicap ederek ekliyorum, daha o zaman Türkiye bunun yasal alt yapısını oluşturmalıydı.
Bugüne gelince...
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hıncahınç dolu Kırşehir Cacabey Meydanı ile konuşuyor.
Sizinkiler, buldukları kamera ve mikrofonlara, "Hayır böyle konuşamaz!" buyuruyorlar.
İnanamıyorum, bozuk bir saat bile günde iki kez doğruya denk geliyor da, siz bir tek sefer bile millete dokunacak bir yerde durmamayı nasıl beceriyorsunuz?
Yine milleti birilerine göre "biçimleme" derdine düştünüz.
Olmuyor, olmaz zira yaptığınızın hiçbir kitapta karşılığı yok!
Önce milletle savaşmaktan vaz geçeceksiniz.
Sonra, ilkeleriniz, duruşunuz olacak.
"Başkanlık Sistemi'ni konuşacaksak sonra konuşalım ama Recep Tayyip Erdoğan olmasın!"
"Ya da bizim parti kurulduğu günden beri Başkanlık Sistemi'ni savunur ama Recep Tayyip Erdoğan olmasın!"
Neden?
"Bize meydanları dar ediyor!"
Evet bunu açıkça söylemiyorsunuz ama çok açık belli oluyor.
"Hiç mi bizim dediğimiz olmayacak" dediğinizi duyar gibi oluyorum.
Millete dokunamadığınız, taleplerini anlamadığınız müddetçe, evet irapta mahalliniz olmayacak.
Anayasa'yı hiçe sayın demiyorum.
Ama o gün Kırşehir'in Cacabey Meydanı'ndan yükselen sesin asıl olduğunu aklınızdan asla çıkarmayın.
Tekrar tekrar yazıyorum; yazmaya da devam edeceğim.
Esas ve asıl olan millettir.
1980 Darbesi ülke tarihinde ve elbette hepimizin hayatında derin izler bıraktı.
Ve siz hala o günlerin kalıntısı 1980 Darbe Anayasası ile milleti biçimlemeye kalkıyorsunuz.
Millet 13 yıla yaklaşan son dönemde Türkiye'nin aldığı mesafeyi ve bunun kendi hayatına etkisini görüyor.
Bu iyileşmenin prangalarının neler olduğunun da farkında.
Artık adeta yamalı bir bohça gibi duran 1980 Darbe Anayasası bunların başında geliyor.
Parlamenter demokrasi ile ilintisi olmayan Türkiye uygulaması ise, bir diğer pranga olarak karşımızda duruyor.
Millet ile hemhal olmaya, onu anlamaya, dinlemeye gayret edin.
Milletin gördüğünü görün.
Yeni Türkiye'yi taşıyacak bir anayasa teklifiniz olsun.
Millet sizden sadece olmazları duymaktan bıktı.
Sizin bu ülke için hiç mi bir gelecek tasavvurumuz olmayacak?
Milletin kendisinin, 1980 Darbe Anayasası'ndan çok daha yüce olduğunu müdrik doğru bir siyasi çizgiye ne zaman geleceksiniz?
Ne zaman gerçek bir "Türkiye Partisi" olma derdiyle dertleceksiniz?
Bakın, 7 Haziran Genel Seçimlerine sadece 4 ay kaldı.
Millet, Türkiye'nin bugün geldiği yeri görüyor ve çok daha fazlasını istiyor.
Başkanlık Sistemi'nin Türkiye'nin önünü açacağını adı gibi biliyor.
Ne kadar "istemezük" diye bağırsanız da, zaten yapma iradesi onun elinde, yapacak.
Siz siz olun ve hiç olmazsa bu seçimlerde milletin safında yer tutun.

<h3>Akupunktur Derneği Onursal Başkanı Dr. Murat Topoğlu iftarda tüketilmesi gereken besinleri AKŞAM

İftarda neler tüketmeliyiz?

Belgrad Ormanı'ndaki devasa çukur şaşkına çevirdi

Bakan Soylu, Salgınla Mücadele Değerlendirme Toplantısı'na katıldı

8. Cumhurbaşkanı Özal'ın ölümünün üzerinden 28 yıl geçti