• $8,2825
  • €10,016
  • 483.123
  • 1427.73
18 Mart 2015 Çarşamba

TANAP ya da tartıştığımız ekonomi

Dünün en önemli ekonomi haberi şüphesiz Kars’ta Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan cumhurbaşkanlarının katılımıyla temeli atılan TANAP’tı. (Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Projesi) TANAP gibi projeler, ekonomiyi yalnız finansal piyasalardan ibaret sanan, ekonomik istikrarı hatta ekonomik kalkınmayı finans-kapitalin verimliliği olarak anlatan anlayışa da cevaptır.

Bugün TANAP, Güney Gaz Koridoru’nun en önemli projesi durumuna gelmiştir. Azerbaycan-Gürcistan ve Türkiye geçişinin bu şekilde sağlanması ve Azerbaycan gazının Türkiye dışındaki Avrupa pazarına doğrudan ulaşması yalnız bir enerji hamlesi değildir. Bu, Avrupa’nın kendi doğusuna doğru genişlemesinin önemli bir adımıdır. Bu hamle, Almanya’dan ve Rusya’dan bağımsız olarak, hatta bu iki ülkeye rağmen, Avrupa Birliği’nin sınırlarının-de facto olarak- Bakü’ye kadar genişlemesi ve Türkiye’nin ekonomik ve siyasi etkinliğinin bütün bu coğrafyada artması anlamına gelmektedir. Bundan dolayıdır ki TANAP gibi projelerin maliyetinin çok önemi yoktur, hatta ilk aşamada arz fazlası olursa bu ne olacak sorusunun da anlamı yoktur. Bu arz fazlasını Türkiye tek başına almayı taahhüt etmelidir.
Türkiye, bu projeye yalnız bir enerji projesi olarak bakmamakta ve bu projeyi barış, demokrasi ve entegrasyon projesi olarak görmektedir.
Şunu belirtmemiz gerekir ki, özellikle doğalgaz gibi stratejik ve ekonomik çevrimi (business cycle) belirleyecek bir emtiada tekelci bir durum demek; o tekelin ve tekelin fiyatının geçerli olduğu bütün bu coğrafyada, aynı zamanda, demokrasi eksikliği demektir. O zaman bir tez olarak şunu söyleyebiliriz: Enerjide Azerbaycan ve Türkiye’nin Güney Gaz Koridoru ile devreye girip Avrupa pazarını beslemeye başlaması, yalnızca Avrupa ve Türkiye dahil Ön Asya coğrafyasında bir fiyat regülasyonu durumuyla sınırlı olmayacaktır. O halde Güney Gaz Koridoru, bugün çözmemiz gereken ekonomik ve siyasi denklemse, bu denklem;
a) Enerji güvenliği -ki bu bölgede demokrasi, barış ve siyasi istikrar demektir.
b) Yeni enerji fiyatları -ki bu yalnız doğalgaz ve petrolde değil dünya ekonomik çevrimini belirleyen tüm emtia fiyatlarında tam buradan başlamak üzere bir normalleşme demektir.
c) Bölgenin barış içinde entegrasyonu -ki bu da, Balkanlar ve Doğu Avrupa’dan başlayıp Türkiye ve Gürcistan’dan geçerek Azerbaycan’a kadar varan yeni bir birleşik hinterlant demektir. Bunun için Türkiye, Enerji Borsası (EPİAŞ) projesine hız vermeli ve bu projenin neden geciktirildiği de sorgulanmalıdır.

Bakü-Tiflis-Kars

TANAP’ı tamamlayan bir diğer proje de Bakü-Tiflis-Kars (BTK) demiryolu projesidir. Bu proje de Yeni İpek Yolu’nun en önemli hattıdır. BTK, tıpkı TANAP gibi, yalnız üç ülkeyi birleştirmiyor, Kazakistan ve Türkmenistan limanları başta olmak üzere, Asya ve Avrupa’nın temel ticari çıkış-taşıma projelerinden birisi oluyor. Orta Asya, Hazar üzerinden Türkiye’ye (Marmaray’a) BTK ile bağlanıyor. Bu hat, TANAP’ın belkemiği olduğu Güney Gaz Koridoru ile birlikte, Çin Denizi’ndeki limanları da Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlayacaktır.
Dünya ekonomisi ve siyaseti büyük bir entegrasyona gidiyor. Ekonomik verimlilik, teknoloji, emek maliyeti, altyapı, çevre, eğitim gibi yapısal farklılıkların giderek küresel düzlemde ortadan kaldırılacağı bir kapitalizme doğru gidiyoruz. Çünkü sistemin, bırakın uzun vadeyi orta vadede bile, ayakta kalabilmesi için bu farklılıkların giderilmesi gerekir. Bir önceki dönem (sistem paradigması) tam aksine bu farklıklar üzerine oturuyordu. Gelişmiş ülke-bölge farklılıkları bunun sonucu ve gereği idi. Şimdi bunu geride bırakıyoruz. Gümrük birlikleri, serbest ticaret anlaşmaları, standartların aynılaştırılması, emeğin serbest dolaşımı ve verimlilik farklılıklarını ortadan kaldıracak altyapı yatırımlarının her yerde yapılmaya başlanması aynı anda olmaya başladı.

Beşeri sermaye öne çıkıyor!

Bu birleşmeyi bir an önce yapan bölgeler öne çıkacak ve ellerindeki zenginlikleri kullanabilecekler. Burada, kısa dönemde, iki temel sermaye birikimi alanı öne çıkıyor; enerji ve beşeri sermaye.
Enerjide yukarıda anlattığımız çerçevede, doğal gaz hatlarının güvenliğinin sağlanması ve özellikle Güney Gaz Koridoru’nun bir fiyat ve arz düzenleyicisi, piyasa yapıcısı olarak devreye girmesiyle hiç şüphesiz bu entegrasyonun önemli bir adımı atılacaktır. Beşeri sermaye alanında ise, Kuzey Avrupa artık geriye gitmektedir. Türkiye’den başlayarak Ön Asya, önümüzdeki dönem beşeri sermaye ve nitelikli emeğin dolaşımı anlamında da bölgedeki kalkınmayı belirlemeye adaydır.

Kısa dönemde yapılacaklar

Şimdi tam burada durup Türkiye’nin ekonomide yarından itibaren neyi tartışması ve neyi yapması gerektiğine bakalım.
Türkiye, ekonominin bütünüyle parasal bir olgu olduğunu iddia eden ve bunun da teorisini oluşturduğu için Şili’nin eli kanlı darbecisi Pinochet’in akıl hocası olan Milton Friedman gibilerinin söylediklerini yapıp, şimdi durduğu yerde patinaj mı yapacak yoksa TANAP gibi projeleri çoğaltarak bir bölge ve dünya gücü olma doğrultusunda güçlü adımlar mı atacak? Aslında sorumuz budur ve tartıştığımız mesele de budur.
Hemen kısa dönemde ne yapmalıyız; Sabah Gazetesi’nden Hazal Ateş’in, geçen gün bu konuda çok doyurucu bir haberi vardı; Ateş, kısa dönemde yapılacakları şöyle sıralıyor:
Kamu bankaları, reel sektöre nefes aldırmak için düşük faizli kredi kullandıracak.
İş kurmak isteyenlere yönelik mikro finans desteğinin kapsamı genişletilecek.
Bankaların sanayi kredisine yöneltilmesi teşvik edilecek. Döviz piyasasında açığa işlem yapan, spekülatif işlemler yapanlara karşı özel tedbirler alınacak.
Türkiye'ye yönelik risk algısı ortadan kaldırılacak. Uluslararası yatırımcı şirketler bilgilendirilecek.
İhracata dayalı ara malı ithalatında KKDF kaldırılacak. Ticari kredilerde faiz sübvansiyonu getirilecek. Aralık 2014'te süresi dolan bazı teşviklerin süresi uzatılacak. Türkiye’nin verimli kamu kurumları bu dönemde özelleştirilmeyecek. Tabii buraya, Merkez Bankası’nın ihracatçı reeskont kredileri gibi uygumalarda kredi yelpazesini genişletip daha uygun vade ve faiz uygulamasını, kredi genişlemesini sanayi için selektif olarak uygulanması gerektiğini de ekleyebiliriz.
Tabii burada hükümet, Cumhurbaşkanı Erdoğan zamanında, 10. 5 Yıllık Kalkınma Planı ile, temelleri atılan yeni reform paketlerine devam etmelidir.

<p>Kastamonu'nun Cide ilçesine düşen yıldırım sonucu 6 ev çıkan yangın sonucu kullanılamaz hale geld

Kastamonu'da yıldırım düşmesi sonucu 6 ev alev alev yandı

Yusufeli Barajı gövde inşaatında sona gelindi

Kahramanmaraş'ta heyelan sonrası oluşan Turkuaz Göl, turizme kazandırılacak

Mudanya Yat Limanı deniz salyasıyla kaplandı