• $ 5,784
  • € 6,399
  • 271.932
  • 108869
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Ayranları yok içmeye, tahtırevanla giderler şenliğe

Üniversitelerde 2013-2014 eğitim öğretim yılının bahar yarıyılının sonuna yaklaşıyoruz. Pek çok üniversitede derslerin son bir iki haftası yaşanıyor. Öğrencilerin bir kısmı ikinci vize sınavları ile boğuşurken, bazı üniversitelerdekiler şimdiden final ve bütünleme sınavları ile ilgili çalışma planlarını şekillendiriyorlar.

BU YAZIYI SPİKERDEN DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN
Yukarıda bahsettiğim akademik kaygıların yanı sıra, üniversitelerde bahar şenlikleri ile ilgili de yoğun bir gündem var. Pek çok üniversitenin bahar şenliği, içinde olduğumuz hafta ve önümüzdeki 3-4 hafta içinde yapılıyor, yapılacak.
Üniversitelerin bahar şenliklerini içerik ve bütçe olarak incelemek ve kıyaslamak ne kadar ilginç bir çalışma olurdu diye düşündüm geçtiğimiz günlerde. Şenliklerin sportif, kültürel, sanatsal içeriklerinin derinliği, bütçelerinin büyüklüğü, sponsorların katkısı ve niteliği, öğrencilerin şenliklere katılım oranı, bu şenliklerden memnuniyet seviyesi, şenliklerin neden yapıldığı konusunda akademisyenlerin, öğrencilerin ve üniversite yöneticilerin düşünceleri, şenliklerin üniversitelerin stratejik planları ile uyumu, hangi stratejik hedefe katkı sağladığının planlanıp planlanmadığı, şenlikler nedeniyle kaybedilen faydalı zaman/iş kaybı, üniversite idari kadrosunun 24 saat alarmda olmasını gerektiren önlemler, yaşanan olumsuzluklar, kazalar ve benzeri pek çok boyutu keşke inceleyebilecek zamanı olabilse kişi ve kurumların. Olsa da bahar şenlikleriyle ilgili sağlıklı bir değerlendirme yapabilsek.
Akıllara takılan çok konu var. Mesela, etkinliklerde boy gösteren kişilere akıtılan on binlerce TL, acaba bilimsel ve eğitsel amaçlarla kullanılsa daha “amaca uygun” olmaz mı? Üniversitelerin hangi şarkıcıyı bahar şenliklerinde sahneye çıkardıkları ile değil de bilimsel arenadaki patent sayıları ile kıyaslanmaları daha doğru olmaz mı?
Bu konuda özellikle bazı vakıf üniversitelerinin son yıllarda sergiledikleri tavır, kenar mahalledeki zengin ailelelerin birbirleri arasında görülen düğün/dernek, kat/yat, otomobil/uçak yarışında takındıkları tavra benziyor. “(Bilimsel olarak) ayranları yok içmeye, tahtırevanla giderler şenliğe”
Sadece eleştirmek olmaz, öneri de sunmak gerekir diyeceksiniz. Önerim, öncelikle üniversitelerin “üniversite” kavramının ne olduğunu yeniden hatırlama çabası göstermeleri. Zaten, “üniversite” olmanın gereklerini hakkıyla yerine getirme gayreti içinde olurlarsa, şenliklerin içeriği de derinliği de otomatikman iyileşecektir. Zaten “üniversite” gibi üniversite olma çabası içinde olan bir yerde öğrencilerin beklentileri de ona göre şekillenecektir. Üniversite gibi üniversitede okuyan öğrenci, magazin programlarında görmeye alıştığı kişilerle geçiştirilen etkinlikler yerine, sportif, kültürel sanatsal anlamda doyurucu programları bekleyecek, hatta oluşmasına katkı sağlayacaktır.
İşin özü kendini bilmekten geçiyor. Üniversitelerin de “üniversite” olduklarını hatırlamaları, “üniversite”nin ne olup ne olmadığı iyi idrak etmeleri gerekiyor.

Yatay geçişlerde fırsat ve tehditler

28 Nisan Pazartesi günkü Akademik Vizyon sayfasında YÖK Başkanı Prof.Dr. Gökhan Çetinsaya ile yatay geçişler konusunda yaptığımız röportaj yayınlandı. O haberde yakında Resmi Gazete’de yayınlanacağını duyurduğumuz yönetmelik değişikliği de 2 Mayıs 2014 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe girdi.
Öğrenci ve üniversite adayları açısından önemli fırsatları içinde barındıran bu değişiklikler, pek çok vakıf üniversitesinin üst yönetiminde rahatsızlık yaratmış durumda. Rahatsızlığın sebebi, agresif pazarlama yaklaşımı içinde olabilecek bazı vakıf üniversitelerinin, diğerlerinden “öğrenci çalma” hevesine kapılma riski. Bu konuya ilerleyen haftalarda detayları ile odaklanmak üzere…

<p>Hayvan Mezarlığı projesini hayata geçiren Belediye Başkan Neşet Tarhan, görevlerinden birinin de

Deniz Manzaralı Hayvan Mezarlığı

Hayranı gibi yaklaştı önce imzasını aldı, sonra canını!