• $13,3422
  • €15,1003
  • 763.47
  • 1809.65
30 Nisan 2020 Perşembe

Aşk 101'de neden Aziz Sancar yok!

Biri okula sarhoş gelip yangın çıkarıyor, diğeri yok yere arkadaşının kafasında hoparlör parçalıyor.

‘Kesmedi daha fazla aksiyon lazım’ diyorsanız o da var!

Yepyeni laboratuarda kırılmadık cam çerçeve bırakmayan büyük çaplı kavgaya ne dersiniz?

Netfilix’in Türk yapımı ‘Aşk 101’ adlı yeni gençlik dizisinde hepsi var.

Önüne gelene kafa göz dalmak var.

Okul malına zarar vermek var.

Adam dolandırmak, özel hayata müdahale…

Kural tanımaz, kavgacı, öğretmen ayartan, kantin ihalecisi... Kısacası her türlü eşkıyalığı yapan bir grup lise öğrencisi…

Beş kişiler, beşi de birbirinden farklı.

Ancak bu beşli çete ortak amaç doğrultusunda bir araya geliyor; vukuatları yüzünden okuldan atılmamanın yolunu bulmak.

Lisenin 12 kişiden oluşan (12 Öfkeli Adam filmini hatırlatan) disiplin kurulu bu uslanmaz çeteyi okuldan atmak için kolları sıvasa da, her seferinde ‘iyi kalpli’ Burcu öğretmen duruma el koyarak çeteyi ipten kurtarır.

‘Bu çocukları kurşuna dizerken onların gelecekte kim olduklarını biliyor muyuz?’

Evrenin enerjisine bakın ki Burcu Hoca, iyiliklerine karşılık dizinin sonunda kalbinin prensini (Kemal öğretmen) bulur. Tabi öğrencilerin hissettirmeden yaptığı ‘ayarlamalar’ sayesinde…

Öğrencilerin karşısında ise bu ‘çeteyi’ okuldan atmaya ant içmiş (statükoyu temsil eden, karitatürize edilmiş) bir müdür var.

Necdet Müdür, öğrencilerin taktığı lakapla ‘b.k Necdet’ tipik, eski kafalı bir yöneticidir.

Kendisinden hiçbir beklentisi olmayan, 17 yaşındaki gençlerle itişip kakışan, her gün aynı takım elbiseyi giyen bir eski düzen adamıdır.

Bir klişe daha... Beşli çetenin her biri ailevi sorunlar yaşıyor.

Kimi, vitrindeki porselen kadar değer vermez oğluna, kimi racon keser en sertinden, kimi mükemmel evlat yetiştirmek için aşırı yük bindirmiştir çocuğunun omzuna.

Dizide, dünyanın en ilgisiz aileleri bir araya gelmiş sanki…

Gençleri kendi egolarıyla eziyorlar, onları anlayıp dinlemeye çalışmıyorlar, nasihat vermekten başka işe yaramıyorlar!

‘’Evladım sıradan olmak kötü bir şey değil. Ancak kurallar içinde kendimizi güvende hissederiz. Önemli olan hasarsız bir şekilde hayata devam etmektir.’

Haliyle, gerçek manada ana baba şefkati nedir bilmeyen gençler ‘anlaşılmayı bekleyen, özgür ruhlu fakat uyumsuz karakterlere’ dönüşüyor.

Neticede, son kullanma tarihi geçmiş klişeler, diziyi esir alıyor.

Bunca emek verilip onca dizi çekiliyor.

Neden güncel bir Ölü Ozanlar Derneği çıkmıyor içlerinden?

Oysa gençlik, her alanda daha bozulmamış, çevre tarafından henüz ele geçirilmemiş, yeteneklerin boy vermeye müsait olduğu bir cevher olarak görülemez mi?

Mesela…

Aşk 101 gibi klişelerle dolu ‘sabun köpüğü’ yerine, Mardin’in bir köyünden yola çıkıp, Nobel kazanan Aziz Sancar’ın öyküsü bir gençlik filmine konu olamaz mı?

Pozitif ve örnek karakterlerle biraz da bardağın dolu tarafına bakamaz mıyız?

İdeallerin, ülkülerin, adanmışlıkların hayalini kuramaz mıyız?

Sinema yapmanın da bir vebali olmalı…

<p>Coronavirüsün en çok mutasyona uğramış versiyonu olan ve 30'dan fazla mutasyonun tespit edildiği

Çok mutasyonlu yeni Covid-19 varyantı: Omicron

Yunus polislerinin zorlu eğitiminden kareler

Misafirlerini kendi tasarladığı 'dönen ev'de ağırlıyor

Çöpe gidecek malzemeleri dönüştürüp dünyaya pazarlıyor