• $ 5,7085
  • € 6,3259
  • 275.596
  • 101447
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Ayağıma terliği ilk ben giyerim…

15/16 Temmuz darbe girişiminin birinci sene-i devriyesine CHP’nin FETÖ’cüler için adalet, yani adaletsizlik yürüyüşünün eşliğinde ulaştık. Ne kadar çok haksızlık ve çifte standartlarla boğuşuyoruz. İnsanın gerçekten çelikten sinirlere ihtiyacı oluyor.

Ülke böyle bir hainlik karşısında kenetlenmişken, bir ana muhalefet partisi, FETÖ ve terör örgütlerine karşı verilen mücadeleyi, OHAL’i de hedef yaparak itibarsızlaştırmaya çalışıyor.

“Bir darbe olursa tankların üstüne ilk ben çıkarım” diyen CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, o meşum gece havalimanını tankın yoldan çekilmesiyle terk ediyor, Bakırköy’deki güvenli eve sıvışıyor.

Medyaya yansıyan fotoğrafları gördünüz. Ayağında yumuşak terlikleri, yanı başında telveli kahvesiyle “gelişmeleri” izliyor. Üzerindeki kıyafeti değiştirmeye bile fırsat bulabilmiş.

Hepimiz bir daha eve dönmemeyi baştan kabul ederek çeşitli yerlerde darbecilere karşı mücadele verdik o gece. Vatan, onur, hürriyet elden gitmesin diye. Ben soluğu işgal altındaki il başkanlığımızda aldım. 70 kişilik silahlı FETÖ’cü timle boğuştuk. Bu abartılacak bir şey değildi; vatani görevimizi yapıyorduk, borcumuzu ödüyorduk.

Darbe gerçekleşirken güvenli eve saklanan bir ana muhalefet partisi lideri, darbeciler yargılanırken yürümeye başladı. Halbuki gerçek bir lider olmanın fırsatı 15 Temmuz gecesi ayağına gelmişti. Ama Kılıçdaroğlu o ayağa terlik giymişti.

Böyle bir skandal olur mu? Bu güzide ülke buna müstahak mı?

Son bir yıldır, 15/16 Temmuz direnişini indirgemek, itibarsızlaştırmak, sulandırmak adına CHP elinden geleni ardına koymadı.

“Kontrollü darbe” söylemini oturtmaya, yurttaşların zihninde bulanıklık yaratmaya azami gayret sarf etti.

FETÖ davalarının bir duruşmasına bile katılmadılar. Ama her FETÖ gözaltısında soluğu orada aldılar. Meclis’teki hallerinden de rahatsızlıkları saklanmayacak şekilde ortadaydı. MİT TIR’larının nasıl bir kumpas olduğu ortaya çıktığı halde aynı iddiaları sürekli gündemde tuttular. Grup Başkanvekilleri “Erdoğan Lahey’de yargılanacak” bile dedi.

Böylelikle 249 şehidimizin acısını bile layıkıyla yaşamamıza müsaade etmediler. “Adalet” sözcüğünü istismar ederek anlamsızlaştırmaya çalıştılar. Yürüyüşlerine tüm Türkiye muarızları destek verdi. Bundan bile utanıp sıkılmadılar. Ne yazık ki CHP’li bir bölüm yurttaş bu algı operasyonunun gizlediği gerçekleri görmekten uzak. Erdoğan düşmanlığının büyülenmişliği altında ülkenin nasıl bir tehlikeye maruz kaldığını, bu tehlikeyle mücadelenin zaaf kaldırmayacağını ve partilerinin de bu zaafa oynadığını görmemekte ısrarlılar.

Bu mücadelede oluşabilecek yanlışlara dikkat çekmek ayrı bir şey (hatta görev), ama onu topyekûn itibarsızlaştırmak apayrı bir şey.

Tabii tüm bu çabalar yurttaşlarımızın sağduyusuna çarparak tuzla buz oluyor ve olacak.

Şu an farklı düşünenler de zaman içinde gerçekleri idrak edecekler.

Eğer algılarla bu kadar oynanmamış olunsaydı, darbe yaşanırken güvenli evde saklanan, sonucu gözleyen bir kişi o makamdan istifa etmek durumunda kalırdı. Olması gereken buydu.

Ama herhalde o gece tankların üzerine çıkacak bir kişiyi de kaset komplosundan sonra CHP’ye genel başkan seçtirmezlerdi.

Kontrollü bir CHP için herhalde böyle gerekiyordu.

Son yürüyüşle de aslında her şey reddedilemeyecek şekilde deşifre oldu.

<p>Çin’in Hangzhou kentinde meydana gelen kazayı görenler gözlerine inanamadı. Trafikte seyreden bir

Çin´de Akılalmaz Kaza! Refüje Çarpan Otomobil Dik Durdu

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Altından daha değerli ikonik bir koku: Orris

'Ev'lenen çifte 67 bin TL katkı