• $7,4335
  • €8,9821
  • 412.933
  • 1471.39
26 Mart 2012 Pazartesi

Kültürsüzlük ve hakikat kaygısı...

Pazar günü Tony Kaye'nin yönetmenliğini yaptığı başrolde Adrien Brody'nin mükemmel bir oyun çıkardığı Detachment (Kopukluk) adlı filmi izledim. Gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki, bu yıl gördüğüm filmlerin belki de en iyisiydi. Bizim deyişle 'İyi yapılmış, iyi film'... Hemen 'üniversitelerim' sekmesine ekledim...
Tam da denk düştü aslında. TBMM'nin parlamento olduğunu bilemeyen Yeditepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gözde Umay ile Rauf Denktaş'ın sesini tanıyamayan Aydilek Erem'i şu sıra cehennem ateşlerinde cayır cayır yakıyorlar ya... O filmin her sahnesi, bu iki genç kız için cadı kazanları kaynatan 'ağabey' ve 'ablalarının' yüzünde bir tokat gibi şaklıyor... Oysa o kopukluktan burada az mı yakındık? Evinde video ve kitap birikimi olmaması bir yana ders zorunluluğu dışında tek kitap okumadan üniversite son sınıfa kadar gelebilmiş, anadilini Twitter'in 140 karakteri içine sıkıştırmış, 'gelecek tasarımı ve beklentisi' 24 saatin ötesine gitmeyen, sağlığını esenliğini ancak onları kaybettiği zaman dert etmeye kodlanmış, tiyatroya hiç gitmemiş, opera, bale hiç görmemiş, değerlerini tüketimle ilişkilendirmiş bir 'kopuk' (detached) gençlik...
Bakıp da hayıflanmamak, içlenmemek zor... Ancak işin tuhaf yanı şu: Rahmetli babam da bizim kuşağa bakıp benzer şeyler hissederdi...
 Acaba Gazi M. Kemal Atatürk'ün 'devletin temeli' olarak gördüğü 'kültür' konusundaki hoyratlığın kökünü, bu 'yarı suçlu yarı kurban' gençler yerine yine ağırlıklı olarak bizim kuşakta mı arasak acaba?
***
İşte son 'hoyratlık' hikayesi... Haberi önce Cumhuriyet gazetesinde Selda Güneysu yazmış; sonra da dünkü Taraf'ın kültür ve sanat sayfalarında gündeme gelmiş. Ankara'daki Resim Heykel Müzesi'nde sergilenen tablolara soba boyası 'bulaşmış'... Bursa Karacabey'de de geçen hafta restorasyon çalışmaları süren 6 asırlık Hüdavendigar Ulu Camii yandı bitti, kül oldu.  İki büyük kazanın 'nasıl ve neden' meydana geldiği konusundaki açıklamalar, büyük olasılıkla dönüp dolaşıp iki dakikada özetlenebilecek bir 'salaklıklar' hikayesine bağlanacaktır. Dünya arkeoloji tarihindeki 'bilinen'leri sarsacak denli önemli bulgular ortaya çıkarılan Urfa Göbeklitepe kazılarından çıkarılan heykelin çalınmasındaki salaklıklar dizisi gibi...
Algılama mekanizmaları, ülkesine ve insanlarına pisliğe bakar gibi bakan, kavanozda yetişmiş cilalı elit bakışa ayarlı 'içimizdeki İrlandalılar' için bu türden kazalar, malumat yoksunu 'kopuk' gençlerimiz örneğinde olduğu gibi 'bizim milletimiz' için zaten kaderdir. Ancak, mesele bu kadar basit değil. Mesele, siyasetçisinden bürokratına, kamudan özel sektöre, zengininden yoksuluna, parlatılmış elitinden arabesk banaline, herkes, hepimiz için son derece hayatidir.
***
'Kültürsüzlük', soluk alıp verememekle eşanlamlı bir yoksunluktur. Kültürü zamanın ötesine taşıma konusunda birinci dereceden sorumluluk taşıyan organizma ise hiç şüphesiz devlettir... Adının içinde 'Milli' kelimesi bulunan sadece iki bakanlığımız var. Boşuna mı acaba?.. Ya da tesadüf... Onların 'yarı suçlu' durumlara bir bakmalarında yarar var mı acaba? Ya da Kültür Bakanlığı'nın bütçesinin komik düzeylerde tutulmasının gerekçelerine... Hani 'devletin temeli kültür' ya...
Dün SkyTürk'teki 'İnsan İnsana' adlı programında Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu, aklımda kaldığı kadarıyla şöyle diyordu:
'Eğer hakikat kaygınız yoksa, sadece 'kim güçlü?' kaygısıyla hareket ediyorsanız, ortada ciddi bir sorun var demektir. Hakikat kaygısı olmayan bir toplumun gelişmesinden söz edilebilir mi?'

<p>Peki, TEKNOFEST yerli ve milli üretime nasıl katkı sağlıyor?  ASELSAN festivalle ilgili nasıl ger

TEKNOFEST yerli ve milli üretime nasıl katkı sağlıyor?

Öğretmenlere koronavirüs aşısının yapılmaya başlandı

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar A-400M hangarını ziyaret etti

Balıkçı ağlarına bin yıllık tekne parçaları ile 13 amfora takıldı